“Kızıl Kırgın” ve Ahmet Baytursun!

Meryem Aybike Sinan 07.12.2020 1871
K
resim
ardeş ülke Kazakistan’ın tarihini pek bilmiyoruz. Oysa atalar yadigârı bu ak topraklar, çok büyük acılara ve dehşetli yıllara sahne olmuştur. Tarihimizi yekpare olarak öğrenme şansını bulamadığımız için parça parça edilmiş bu millet, acısını da kederini de yine yalnız ve tek başına yaşadı…

Bazen şöyle etraflıca düşündüğümüzde tarihin de talihin de Türk milletinden taraf olmadığını düşünüyor insan. Türk milleti sayısız devlet kurmuş iken Rusya denen bir devlet yoktu mesela. Moskova Knezliği, bir zamanlar Altın Orda devletine bağlı küçük bir prenslikti!  
Sonra talih ters döndü.

Moskova Knezliği çarlık oldu, imparatorluk oldu, yayıldı yayıldı ve bir daha sırtı yere gelmedi! Kanla beslendi, kinle beslendi, sömürüyle beslendi, acıyla, işkenceyle, vahşetle beslendi… Rusya tarihi, aydın kıyımlarıyla ünlü bir tarihtir. 8 Aralık tarihi Ahmet Baytursun’un infaz edildiği gündür!

Kazak fikir ve edebiyatının en önemli isimlerinden birisidir Ahmet Baytursun. Kazak dil biliminin temelini atan bir bilim insanı olmanın yanında aynı zamanda millî tarih, millî kimlik arayışında olan bir fikir ve siyaset adamıdır da.

1905 yılında Karkaralı şehrinde görev yaparken Çar Hükûmetinin sömürgecilik siyasetine karşı diğer Kazak aydınlarla birlikte bir karşı duruşa geçerek, Kazak halkının ayrı bir halk olup, kendi millî kimliklerini korumaları için kendilerine ait bütün hakların iadesini istediler. Baytursun, bu ayaklanmadan sonra tutuklandı ve aylarca Semey Hapishanesi'nde yattı...

Hapishane hayatı artık mutad hâle gelecektir. Bir süre sonra Orenburg kentine sürüldü. Burada, Ufa’daki “Galiya Medresesi"nde okuyan Kazak gençlerinin kendi aralarında para toplayarak çıkardığı bir gazete vardır: Kazak Gazetesi... Bu gazetenin redaktörü olarak Baytursun görevlendirilir. Bu gazete, Ahmet Baytursun’un gayretleriyle Kazak millî kültürünün, edebiyatının, dilinin en önemli ve etkili yayın organı hâline gelmiştir.
Çarlık Rusya’sında 1917’de Bolşevik ihtilaliyle birlikte gazeteden ayrılıp, adını Alaş Han’dan alan “Alaş Orda” partisine girmiş ve devrin önemli aydın ve siyasetçilerinden Alihan Bökeyhan başkanlığında “Federasyon” isteğiyle Semey şehrinde harekete geçmiş ve “Alaş Orda Devleti"ni kurmuşlardır. Bu hükûmetin Millî Eğitim Bakanı da Ahmet Baytursun’dur...

Alaş Hareketi, Kazakistan tarihinde bir dönüm noktasıdır. Alaş aydınlarının fikirleri bugün dahi varlığını muhafaza etmektedir. Alaş aydınları, bütün Türk dünyasındaki aydınlar ile iş birliği içine girmiş, görüş teatisinde bulunmuşlardır. İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” düsturu, Alaş aydınları arasında da yankı bulmuş ve bütün Türkistan genelinde bir aydın iş birliği baş göstermiştir.
Ancak bu asil, millî hedef ve Alaş Hükûmeti’nin ömrü çok kısa sürer.

Sultan Galiyev’in de teşvik ve güveniyle Alaş Orda’dan istifa edip Komünist Partisi'ne geçip en üst makamlara kadar gelen Ahmet Baytursun, bu partide de Kazakların millî ve dinî inanışlarının mücadelesini vermeye devam ettiğinden Lenin’in ölümüyle bütün milliyetçiler gibi o da “Pantürkizm” gerekçesiyle tutuklanmış ve Stalin’in emriyle 1938 yılında kurşuna dizilerek idam edilmiştir. Tıpkı Sultan Galiyev gibi, tıpkı Alihan Bökeyhan gibi, tıpkı Ahmet Cevat Ahundzade gibi...

Türkistan’da böylesine bir aydın kıyımı yaşanmasaydı bugün Türk tarihi başka türlü seyredecekti... İşte bunca asimilasyon, aydın kıyımı ve türlü acılar çektirilmiş olsa da bütün Türk coğrafyası bugün küllerinden yeni baştan dirilmiş ve dimdik ayağa kalkmaktadır. Hasılı bugünü, dünün serdengeçtilerine borçluyuz!

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür