Kırım Kırım Kırdılar

Yusuf Hebu 10.01.2015 3246
A

llah rahmet eylesin babam Celal Hebu ayaklı arşiv gibiydi adeta. Küpürler kesmiş, notlar tutmuş, zarflamış dosyalamış kaldırmış kenara. Karıştırırken büyük ninemin hatıralarını buluyorum ve üç beş de sararmış fotoğraf yanında… Cihan harbi yıllarına dair değerli bilgiler var.

Ninem sade yazmış, girizgâhsız girmiş mevzuya: Adım Gülsüm. Kırım Akmescid eşrafındanız. Tatarlar olarak Çarlardan da çok çekmiştik zamanında. Komünistler daha beter çıktı, hani gelen gideni aratır derler ya. Bolşevikler malımızı mülkümüzü elimizden aldılar. Beyim öğretmendi, boğaz tokluğuna çalışıyordu, devlet kapısında. Büyük bir baskı vardı, camileri hedef almışlardı, Akmescid’de mescid kalmamıştı adeta. Ve Cihan Harbi patladı, Almanlar 1941 yılında Kırım’a yöneldiler. Ruslar panikledi, ambarları yakıp kaçtılar. Bu arada beyimi de (40 yaşındaydı oysa) silahaltına aldılar, sürdüler ateş hattına.

Öz Yurdumda Gariptim

Almanlar Ruslar kadar baskıcı değildi, ibadetimize karışmıyorlardı en azından.  Şehirler bombardımana maruz kalıyordu. Bu yüzden Seyyidler reyonuna bağlı, Beş Kurtga köyüne çekildik, ata topraklarımıza. Günün birinde beyimden mektup geldi. Almanlara esir düşmüş. “Halsizim hastayım çocukları görmek istiyorum” diyor. Hemen bir hindi kestirdim, verdim fırına. Çocukları alıp çıktım yola. Kar, kış, ayaz. Burnumuzdan çıkan buhar buz oluyor anında. Canköy az yol değil, günde on saat yürüyebilirsen, 5 gün sürüyor. Akşamları Tatar köylerinde kalıyoruz, döşek seriyor, sofra açıyorlar. Hindiyi de niye yük ettim bilmem, cam gibi dondu, bi’ de onu taşıyorum sırtımda. Alman komutan bize iki dakika süre tanıdı, sokulduk kapıya.  Muhafızlar asabi “nayn nayn” deyip duruyorlar. Kızım tellere kadar yaklaştı ona ses çıkarmadılar ama. Birden kurt köpekleri daldı çocuğa. Allahtan üzerindeki elbiseler yorgan gibi kalın, diş geçmez ki, bildiğin keçe aba.  Neyse beyim geldi, erimiş solmuş. Henüz kucaklaşıp ağlaşamamıştık ki “bitti” dediler, “ayrılın tamam!

Biz Akmescid’e döndük beş on gün sonra da beyim geldi ardımızdan.

Komutan sormuş “Sen Türk müsün?” Evet. Komünistlere karşı mısın? Elbette!

-Salın bunu, gitsin köyüne.

Ancak yolda ayakları donmuş morarmış, koca adam ağlıyor ıstıraptan. Beyimi fıçı içine oturttular, otlar kökler attılar adeta haşladılar. Boncuk boncuk terledi iyi geldi bi iznillah.

Almanlar Rus aleyhtarlarına toprak veriyorlardı, bize de düştü bir parça. O sene mısır ektik, karpuz kavun aldık yaza.  İki yıl geçti sanırım, Rus saldırıları başladı bu defa. Gece sirenleri duyunca sığınaklara koşuyoruz, bir çatırtıdır kopuyor ortalıkta.

Zor Seçim

Rusların Kırım’ı ele geçireceği belli oldu. Almanlar çekilmeye başladılar. Mütereddittik. Ne yapsaydık acaba? Ani bir kararla Almanlara takıldık, üst baş, nevale bile alamadan çıktık yola.

Vatanımda ölmek istiyorum diyenler de arzularına nail olamadılar, Stalin onları bir gece de topladı, sürdü Orta Asya bozkırlarına. Çoluk çocuk hayvan vagonlarına tıkılmışlar.  Tek verdikleri süpürge tohumu. O da felâket ishal yapıyor, garipler eriyip soluyor, cesetleri atıyorlar aşağıya.

Neyse Ukrayna’nın Odesa limanına geldik. Mültecileri bir kışlada topladılar. Zemheri, rüzgâr kesiyor adeta. Tekneler kalkıyor ama binmek ne mümkün. Edige Krimov adlı biri yardım etti, gemiye aldılar.

Nihayet kazanlar yandı, halatlar toplandı, çarklar döndü ve başladı macera. Nereye götürüldüğümüze dair bir bilgimiz yok, bindik bi alamete, gidiyoruz kıyamete. Yakınlarımıza cup cup bombalar düşüyor, gemi bir o yana yatıyor, bir bu yana. Köstence limanına yanaştık, bizi bir alana aldılar, etrafımız da dikenli teller, kuleler, muhafızlar.

Almanlar bizi yük vagonlarına koydular, nasıl pis anlatamam, pireler bulut halinde saldırıyor. Battaniyelere sarılıp büzüştük, nereye götürüldüğümüzü bilmiyoruz daha. Yol zaman zaman kapanıyor saatlerce bekliyoruz. İnip tuğla arasında ateş yakıyor, yemek yapmaya çalışıyoruz telaşla. Meskûn mahallerde durunca ekmek, peynir, süt, alıyoruz. Fiyatlar uçmuş, para yetmiyor gıdaya.  Romanya, Macaristan, Avusturya… Derken Almanya. Dile kolay belki bir ay gittik, dura kalka, dura kalka. Ve adı …heim’la biten bir beldede indirdiler sonunda.  Yolda çok kirlenmiştik bitlenmiştik hatta.

Kölelik Kalkmıştı Güya 

Bizi DDT ile fırçalayıp hamamlara soktular, kışla gibi bir yer, gıcır gıcır battaniyeler, temiz temiz çarşaflar. İlk defa deliksiz uyudum, rüyada mıydım acaba? Ertesi gün bizi çiftlik sahiplerine dağıttılar, adamlar işinin ehli, omzu geniş, bileği kalın olanları seçiyorlar. Benle oğlumu Tizis köyünün muhtarı aldı, küçük bir oda verdi. Düşünün kendimize ait bir çatı altı, ne büyük nimet, anlatamam asla.  Beyimle kızımı alan çiftçi yatacak yer göstermemiş, ahırlara sığınacaklar. Rica ettim onlar da yanımızda kaldılar. Sabah erken kalkıyor, gece yarılarına kadar çalışıyoruz, sadece ineklerin yemini vermekle, altını almakla, sütünü sağmakla kalmıyor, çapaya, sabana gidiyoruz ayrıca. Patates söküyoruz, kümeslere bakıyoruz..  

Bir nevi köleyiz yani, bir değerin yok, itilip kakılıyorsun icabında.

Beyim ufak tefekti, iyi bir ırgat sayılmaz. Çiftlik sahibi bir gün bağıra çağıra üstüne yürüyor, dirgeni kaldırmış tam vuracak, kızım giriyor araya. Sen misin karşı gelen tam 13 araba gübre yükletiyor el kadar çocuğa. Düşünün 4 yıl ter döktük yaranamadık adamlara.

Berlin Münih

Beyim bir fırsatını bulup mülteci komiserine çıkıyor, olanı biteni anlatıyor. Ben tahsilli bir insanım, birkaç lisan biliyorum, büyük şehirlerde daha yararlı olamaz mıyım acaba? Mâkul bulmuşlar bizi Berlin’e yolladılar. Orada Tatarların çıkardığı bir dergide iş buldu kolayca.

Derken Berlin bölündü, baktık Ruslar yine yakınımızda, huzursuz olduk, Münih’e geçtik bu defa.

Ve harp bitti, Kırım, Kafkasya ve Polonyalı mültecileri Mittenwald kampında topladılar!  Burası ABD hükümetinin uhdesindeydi. Odalarda ikişer üçer aile. Bir nevi koğuş kışla. Yiyecekler Amerika’dan geliyor herşey kutularda. Kullanılmış elbise de dağıtıyorlar ama kızıma göre bir şey bulamadık yığınlarda. Garibim eski urbalarla gelin oldu, bir Karaçay genciyle yuvasını kurdu kampta. Her şey karne ile veriliyor, bakliyat, konserve, yağ, tuz, çikolata.  Bunlar bize lüks, Alman çiftçileri ile değişiyoruz, meyve sebze alıyoruz karşılığında. Fransız birliklerinde Arap askerler vardı, zaman zaman zerzevat getiriyorlar, ne büyük ikram ama!

Ben mutfakta çalışıyordum, patatesin kabuklarını kalın soyuyordum,  alıp geliyorum eve, yıkayıp yemek yapıyorum çocuklara. Kampta yemek var ama domuz katıyorlar.

Evli Evine Köylü Köyüne

Yıl 1948 artık herkes yerine yerleşiyor, bu saatten sonra Kırım'a dönemeyiz. En iyisi  Türk’üz demek, yollasınlar Anadolu’ya. Damat becerikli bir genç. Türk talebelerden bilgi toplayıp senaryo yazmış, “yok şu vilayetteniz, yok şunlardanız filan...” Evet sorsalar öyle birileri var.  Evrak istenince ümidimiz kırıldı ama damat oturup belge düzenledi. Patatesten mühür kazıdı bastı kağıtlara. Almanlar titizdir güya yuttular, kim bilir belki de üstünde durmadılar.  Ausburg’dan İtalya’ya geldik, Napoli’den gemilere bindik çıktık deryaya. Deniz nasıl dalgalı anlatamam, içimiz dışımıza çıktı adeta. 4 gün sonra Tuzla’ya vardık. O gece denizde bekledik, çalkantıdan yanaşamadık karaya. Bizi İzmir’de iskan ettiler, kızımı ise Eskişehir Çifteler’e yolladılar.   Hasılı onca ülke dolaştım ama Türkiye’nin yeri başka. Ne kadar mesut olduğumu anlatamam burada. Evet, hatıra böyle bitiyor, rahmetli nineme bir Fatiha okumuşsunuzdur mutlaka.

Hilalsiz Olmaz

Mittenwald kampında oğlum ve arkadaşları... Çocuklar erimediler kültürlerinden kopmadılar. Onca işimizin arasında Ayyıldız işliyorduk formalarına.

İlgili Makaleler

Kafkasya-Kırım
Kırım'ı Kurtarmak
S
osyolojinin kurucusu, Muhammed ibn Haldun’un “coğrafya kaderdir” sözü malûmdur…

Anadolu, medeniyet yahut gönül coğrafyamızın Endülüs’ten Doğu Türkistan’a, Kırım’dan Yemen’e kesişme çizgisinin merkezindedir.
 
Tasvir ettiğimiz bu coğrafya, kaderimizdir.
 
Kader karşısında boynumuz kıldan incedir!..
 
Anadolu’nun fethi, Muhamm…
Kırım'ı Kurtarmak
Kafkasya-Kırım
AZERBAYCAN’IN İLK TÜRKİYE SEFİRİ
Ç
arlık Rusya’sının yıkılmasından sonra 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kuruldu. Yeni cumhuriyeti ilk tanıyan da Osmanlı Devleti oldu. İbrahim Abilof ilk sefir olarak Türkiye’ye geldi. Maalesef bu cumhuriyetin ömrü uzun olmadı. 28 Nisan 1920’de Sovyetlerin Bakü'yü işgali ile ortadan kaldırıldı. O…
Kafkasya-Kırım
Seyyahlara Göre Kırım’da Sosyal Ve Kültürel Hayat
A
raştırmamıza konu olan seyyahlar, yabancı bir müşahit olarak Tatarların sosyal, kültürel ve iktisadi durumu hakkında dikkate değer bilgiler kaydetmişler.. Şehirlerde gördüklerini not alan seyyahlar bu coğrafyada yaşayan insanları inceleme fırsatı bulmuşlardır. 

Seyyahların Tatarlar arasında özellikle dikkat çektikleri…
Kafkasya-Kırım
Seyahatnamelerde Kırım
K
aradeniz’in kuzeyinde yer alan ve jeopolitik açıdan oldukça önemli bir yerde bulunan Kırım, tarih boyunca Rusya’nın genişleme politikasının kilit noktasını oluşturmuştur. Altın Orda devletinin dağılmasından sonra bu bölgede kurulan Kırım Hanlığı, Osmanlı Devletinin himayesiyle birlikte Rus işgaline kadar olan süreçte…
Seyahatnamelerde Kırım
Kafkasya-Kırım
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
A

kdeniz’deki Kıbrıs adası, bizim için ne anlama geliyorsa Osmanlı ceddimizin "Siyahdeniz" dediği Karadeniz’e bakan Kırım yarımadası da aynı değerdedir.

Ecdadımız, yüksek devlet adamı idrakiyle hem Akdeniz ve hem de Karadeniz’e büyük ehemmiyet vermişlerdi. "Akdeniz" derken yaptığımız tarifi, bugünkü Akdeniz’den ibaret…
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Hazin Günü
T

arihin en karanlık sayfalarından biri, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım’da yazıldı. Kırım Tatar halkı, Sovyet lider Josef Stalin’in gizli kararnamesiyle, sadece 15 dakikalık bir hazırlık süresiyle evlerinden koparıldı.

250 Bin İnsanın Yarısı Yollarda Can Verdi 

Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce insan hayvan…
Kırım'ın Hazin Günü
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Kara Günleri
K

ırım Türkleri, asırlar boyunca yaşadığı Kırım topraklarının stratejik öneme sahip olmasından dolayı sürekli olarak Rusların baskısı altında kalmıştı. Kırım’ın Küçük Kaynarca Anlaşması (1774) sonrasında Osmanlı himayesinden çıkıp, ardından Rus Çarlığı tarafından ilhak edilmesiyle (1783) baskının şiddeti ve…

Kırım'ın Kara Günleri
Kafkasya-Kırım
Kırımlı Âlim Seyyid Ahmed Efendi
A
slen Kırımlı olan bu bu zat, Osmanlı devri âlimlerindendir. İsmi, Ahmed olup, babası Abdullah Efendi’dir.. Kırımî nisbesiyle meşhûr olmuştur. Ahmed Efendi’nin doğum târihi bilinmemektedir.

Kırım’da doğup büyüyen Ahmed Efendi, o beldenin meşhûr âlimlerinden “Fetvâ-i Bezzâziye” sahibi Hâfızüddîn Muhammed Bezzâzî’den ve…
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Y
az tatilimizin 1 aylık kısmını, hanımımın aile büyüklerini ziyarete geldiğimiz Bakü’de geçirdik. Kardeş vatandaki müşahedelerimi aktarmak istiyorum. Azerbaycan, kararlı, cesur liderliği; güçlü, kahraman ordusu ve Türkiye’nin desteğiyle 2020 yılında Karabağ zaferini kazandı. 2023 Eylül'ündeki antiterör emeliyatı…
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Kafkasya-Kırım
Çerkeslerin Muhacereti
Ç

erkeslerin Abigo vadisinde son mukavemet teşebbüsleri, Kafkas tarihinde asla unutulmayacak olan bir hadisedir. 7 - 11 Mayıs 1864’de kadar dört gün içinde Ruslar, bir avuç Çerkes tarafından yenilgiye uğratılmışlardır. Nihayet Rusların kuvvetli bataryalarının ateşi altında bu Çerkeslerin hemen hemen tamamı şehit…

Çerkeslerin Muhacereti
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
G
ünler, talihin bize küstüğü zamanlardan biridir. Türk yurdu Azerbaycan, İngiliz, Rus ve Ermeni işgali altındadır. Yapılmayan kötülük yoktur. Osmanlı zor vaktindedir. Fakat yüreğinin bir yarısı Yemen'se diğer yarısı Bakı'dır. Bu işgal böyle devam edemez. Onun için Nuri Paşa komutasındaki İslam Türk Kafkas Ordusu,…
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
Kafkasya-Kırım
Başkurdistan Neden Karıştı?
B
aşkurdistan Cumhuriyetinde yaklaşık bir haftadır büyük gerginlik var.

Başkurdistan neresi? Rusya Federasyonu’na bağlı bu özerk devlette neler oluyor? Rusya’nın, ülke dışındaki fiilî -özellikle Ukrayna- kabili atakları olduğunda Başkurdistan’daki tepki hareketlerin sebepleri ne olabilir?

Başkurdistan Rusya Federasyonu’na…
Başkurdistan Neden Karıştı?