Kırgızistan’daki Dillerin Bugünü ve Geleceği

Prof. Dr. Ahmet Buran 25.02.2014 3124
K

ırgızlar, tarihi belgelerde adları geçen en eski Türk boylarından biridir. Dilleri, Türk lehçelerinin tasnifinde genellikle Kıpçak ya da Kırgız-Kıpçak grubu içinde gösterilmektedir.  Yaşadıkları coğrafya zaman içinde değişmekle birlikte, günümüzde Batı Türkistan’ın doğusunda 70 – 80 doğu boylamı ile 43 – 39 kuzey enlemleri arasında, 139.500 kilometre karelik bir alanda yaşamaktadırlar. Kırgızistan devletinin sınırları dışında, özellikle Rusya, Kazakistan, Afganistan, Özbekistan, Çin ve Türkiye gibi ülkelerde yaşayan Kırgızlar da vardır.

Kırgızistan, 1864 yılında Çarlık Rusyasının hâkimiyetine girmiş, bir ara Kazakistan’a bağlanmış, 1924’te Kara Kırgız Özerk Oblastı haline getirilmiş, 25 Mayıs 1925’te Sovyetler Birliğine katılmış ve Kırgız Ata SSC şeklinde adlandırılmıştır. Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte 31 Mayıs 1991’de bağımsızlığını ilan etmiştir. 

Bugün yaklaşık 4,5 milyon nüfusu olan Kırgızistan’da Çeşitli etnik unsurlar yaşamaktadır. Bu etnik unsurların önemli bir kısmı, Rus hâkimiyeti döneminde bu coğrafyaya yerleştirilmiştir. Günümüzde Kırgızlar başta olmak üzere Kırgızistan’da Uygurlar, Özbekler, Tatarlar, Kazaklar, Ukraynalılar, Almanlar, Koreliler, Tacikler, Meshet (Ahıska) Türkleri ve Dunganlar (Çinli Müslümanlar) yaşamaktadırlar. 

Farklı dil ve lehçelerde konuşan yukarıda adları geçen etnik unsurların ortak iletişim dilleri Rusçadır. Rus hakimiyeti ve Sovyet ideolojisinin ortak Sovyet vatandaşı meydana getirme projesinin en önemli ayağı olan Rusçayı ortak dil haline getirme planı önemli ölçüde başarılmıştır. Devletin, yönetimin, şehrin, üst kültürün dili olarak özendirilen Rusça, sosyal bir gereklilik, psikolojik bir mecburiyet ve iyi bir eğitim planlamasıyla benimsenen dil haline getirilmiştir. 

Soyetler Birliğinden ayrılan bağımsız devletler ve Rusya Federasyonuna bağlı Özerk cumhuriyetlerin tamamı çok etnikli ve çok dillidir. Kırgızistan resmi olarak iki dillidir. Resmi dil (ofitsialnıy yazık) Rusça, mamlekettik, devlet dili ise Kırgızcadır. Kırgızcanın tek resmi dil haline getirilmesi yönünde bazı çabalar olmakla birlikte bu çabalar oldukça yetersizdir. 

Nitekim Latin alfabesine geçiş konusunda da bağımsız Türk ülkeleri arasında en geride duranı yine Kırgızistan’dır. Kırgızistan parlamentosunun 12 Şubat 2004 tarihli toplantısında kararlaştırılan ve 2 Nisan 2004 tarihinde Cumhurbaşkanı Askar Akayev tarafından onaylanan  36 maddelik “Kırgız Respublikasının Mamlekettik Tili Cönündö Kırgız Respublikasının  Mıyzamı” kararında Kırgızca’nın devlet “mamlekettik” dili, Rusçanın resmi dil olduğu, her  türlü yurt içi ve yurt dışı yazışmada, konuşmada eğitim ve yayında bu dillerin kullanılacağı, Kırgızistan’daki diğer halkların dillerinin korunup geliştirilmesine de imkan sağlanacağı belirtilmektedir. 

Kırgız Cumhurbaşkanının, Meclis Başkanının, Başbakanının ve devlet memurlarının Kırgızca bilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu kararda yer alan Kırgızistan vatandaşlarının, özellikle devlet işlerinde çalışan herkesin Kırgızca bilmesi şartına Ruslar itiraz ettiler. Bu itiraz dolayısıyla uygulama için 15 yıllık bir geçiş süreci tanındı. 

Kırgızistan’da Kırgız, Kazak, Özbek, Uygur, Tatar, ve Türkiye Türkçesini (Ahıskalılar) ana dili olarak konuşan Türk kökenli unsurlardan başka, Rusça, Dunganca (Çince) Korece, Tacikçe, Almanca gibi dilleri ana dili olarak konuşan topluluklar vardır. Özellikle bağımsızlıktan sonra, çeşitli dünya devletleri tarafından Türkistan bölgesine gösterilen ilgi dolayısıyla bir çok dil de yabancı dil olarak hızlı bir biçimde öğrenilmeye ve yayılmaya başlamıştır. Çok sayıda ülkenin burada yaptığı faaliyetler ve Kırgızların dünya ile entegre olma, iş bulma, ticaret yapma gibi arzuları dolayısıyla İngilizce, Türkiye Türkçesi, Farsça, Arapça, Almanca, Fransızca ve Japonca gibi yabancı dilleri öğrenenlerin sayısı da her gün biraz daha artmaktadır. 

Kırgızca Kırgızistan’da daha çok köylerde kırsal kesimde yaygın olarak kullanılırken, şehirde, sokakta, pazarda ve eğitim kurumlarında daha çok Rusça kullanılmaktadır. Nüfusun önemli bir bölümü 0- 6 yaşları arasında evde aile içinde, ana okulunda Kırgızcayı ve Rusçayı edinmektedir. Dolayısıyla Kırgızca ve Rusça aynı zamanda edinilen iki ana dilidir. Nitekim yaptığımız bir araştırmaya göre Kırgızların % 83’ü en iyi bildikleri dil olarak Kırgızcayı seçerken, % 62’si de Rusçayı en iyi bilinen dil olarak seçmiştir. 

Yine Kırgızların %89’u Kırgızcayı 0-6 yaşları arasında öğrendiğini belirtirken, % 69’u da Rusçayı 0-6 yaşları arasında öğrendiğini belirtmektedir. Kırgızca %90 oranında evde aile içinde öğrenilirken, Rusça %73 oranında evde aile içinde öğrenilmektedir. Kırgızca ve Rusça evde aile içinde %94 oranında eşit oranda kullanılan iki dil durumundadır. İlk ve orta öğretim okullarında önemli ölçüde Üniversitelerde ise tamamen Rusça eğitim yapılmakta, Kırgızca ise sadece bazı bölümlerde bir dil olarak öğretilmektedir. 

Ancak, bu yaşlarda ve orta öğretimde Kırgızların tamamına yakını Rusçayı öğrenirken Ruslar Kırgızcayı öğrenmemektedirler. Kırgızistan’da Akayev döneminde yayınlanan "Til Mıyzamı"nın getirdiği devlet görevlilerinin Kırgızcayı bilme mecburiyeti ile birlikte Ruslar Kırgızca öğrenmeye başladılar. 

Kırgızca ve Rusçadan sonra üçüncü en yaygın ana dili Özbekçedir. Özbekçe ülkenin güney kesimlerinde, özellikle Oş, Calal-Abat ve Batken yörelerinde yaygındır. Bu yörelerde Özbekçe konuşanların önemli bir bölümü, Özbekçe eğitim veren okullarda okumaktadır. Uygur, Tatar, Kazak gibi diğer Türk kökenliler genellikle Kırgızca öğrenmeyip Rusça öğrenmekte ve Rusça ile iletişim kurmaktadırlar. 

Türk kökenli topluluklar arasında birbirlerinin dillerini öğrenmemek ve kullanmamak gibi bir anlayış gelişmiştir. Bu anlayış dolayısıyla Kırgızistan’da yaşayan Türk kökenlilerin önemli bir kısmı kendi dillerini ya bütünüyle yitirmiş ya da çok az bilmektedir. Yitirilen dilin yerini ise diğer bir Türk dili değil, Rusça almaktadır. 

Kırgızistan’da en çok öğrenilen yabancı diller ise Türkiye Türkçesi ve İngilizcedir. İngilizce, bir dünya insanı olmanın ve her yerde, herkesle iletişim kurabilmenin bir gereği olarak görülmekte ve 7- 17 yaşları arasında orta öğretimde, daha sonra da 18- 30 yaşları arasında üniversitelerde ve her gün sayıları artan özel kurslardan öğrenilmektedir. Dünya çapındaki yaygınlığından kaynaklanan prestiji İngilizce öğrenmeyi cazip hale getirmektedir. 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür