Kazan’ın Son Şanlı Müdafaası

Prof. Dr. Faruk Sümer 19.06.2015 3976
Y

aptığı zulümlerle “korkunç” lakabını kazanmış olan IV. İvan (1533-84) başa geçer geçmez Kazan üzerine sefere çıktı ise de bir netice elde edemeden geri döndü. 1550’de büyük bir ordu ile yine Kazan’a hücum etti; fakat müthiş bir hezimete uğradı. Şâir Şerîfi’nin bir rapor halinde Zafer-nâme’de tesbit edip İstanbul’a gönderdiği bu zafer, Osmanlı başkentinde ve bütün Türk ülkelerinde sevinçle karşılandı.

Ertesi sene IV. İvan daha kuvvetli bir ordu ile tekrar Kazan önüne gelip şehri her tarafından kuşattı. Kazanlılar için ölüm kalım mücadelesi başlamıştı. Bu öyle bir mücadele idi ki, nesillerden nesillere göz yaşları ile nakledilecek olan büyük kahramanlıklarla dolu bir vatan müdafaası idi.

Bu şanlı müdafaayı yapanlar yalnız Kazanlılar olmamış, bütün Türk illerinden gelen gönüllüler de müdafaada yer almışlardır. Hele bunların içinde Çura ve Kolunçak adlı kahramanın destanı, bugün daha Kazakistan, Dobruca ve Eskişehir dolaylarında söylenir. Çura’nın karısı, Kolunçak’ın nişanlısı olan kızkardeşi, Kazan müdafaasına onlarla beraber gitmek isterler, istekleri reddedilince de;

“Al götür beni kahraman, al götür,
Atının yelesine koyup, al götür:
Savaşta müşkül hale düşecek olursan,
Önünde sarı bataklıklara yolunu keserse,
Arkandan düşman taburları gelirse,
O vakit azkı canını kurtarmak için,
Allaha niyaz ederek beni kurban edersin” 

diye yalvarırlar. Bütün muhasara devamınca Kazan’ın fedakâr müdâfileri, gece baskınları yaparak Rusların kullandığı Alman toplarının bir kısmını ıslatılmış keçelerle tıkayarak, bazısını çivileyerek tesirsiz hâle getirmeye çalışmışlardır.

Fakat, İvan’ın yanında çalışan İskoçyalı mühendis Butler’in Kazan’ın surları ve yolları altına barut fıçıları koydurarak surları uçurtması üzerine Ruslar, 2 Ekim 1552’de şehre girerek tüyler ürpertici katliâma girişmişlerdir. O devrin bütün kaynaklarında zikredilen bu katliâma dair, M. Khodıakov’un Kazan Hanlığı hakkında yazdığı eserden şu satırları nakille iktifâ edeceğiz:

“Zaptedilen Kazanın yerli ahalisini korkunç suretle kesmek, Rus tarihinin en ağır yapraklarını teşkil etmektedir. İsa muhibbi muhariplerin Kazanlılara karşı olan Haçlı seferi, işte bu gibi hesapsız insan kurbanları salhanesiyle son ermiştir. Kıyılan canlardan, dökülen göz yaşlarından, çekilen felâketlerden başka 2 Ekim günü birkaç nesil tarafından biriktirilmiş olan maddî servetlerin, medenî-hayatî kıymetlerinden yok edilmesini de mucip olmuştur. Bunlar muhafaza edildiği yerlerden amansızca çıkarılıp kızılmış, bozulmuş ve yok edilmiştir. Epeyce bir maharet ve san’at eseri olan kıymetli şeyler, kuyumculuk eserleri, mensucat vs. hep tahrip edilmiştir. Halkın servetine öyle dehşetli bir darbe indirilmiştir ki, bundan sonra onların belini doğrultmak pek güç olmuştur. Büyük ve mamur bir şehir asker yağmasına kurban olmuştur.”

Kazan’ın düşmesinden sonra, önünde hiçbir engel kalmayan Ruslar, 1556 sonlarına doğru Astrahan önlerine gelip şehri muhasara ettiler. Astrahan Kazan’a nisbetle daha zayıf olduğu için kısa zamanda Rusların eline düştü. Yukarıda kısaca izah edilen Rus mezalimi Astrahan’da da tekrar edildi. 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür