Kazakistan Milli Parasına Nasıl Kavuştu?

Nursultan Nazarbayev 11.09.2015 3063
S

ovyetlerin dağılması neticesinde kurulan Kazakistan Cumhuriyet’inin ilk cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev milli paraları “Tenge”ye nasıl geçtiklerini şöyle anlatıyor:

1990-1991 yıllarında, bir sistemden yenisine geçiş sırasında, iki başlı bir hal meydana geldi. Başkanlık sistemi, Komünist Parti ve Sovyet yönetimiyle birlikte yaşadı. Ekonomide de aynen böyle oldu.

Bazı önemli meseleleri yol alırken çözmek zorunda kalışımıza bir örnek vereyim: Milli parayı tedavüle sokarken yürütülen işler, milletlerarası şartlara uygun planlandığı gibi yapılamadı. Ben “Ruble Alanı’nı” korumaya çalıştım. Bunun iki sebebi vardı:

Birincisi, o alanın bozulması BDT ülkelerinden uzaklaşmayı hızlandırırdı. M. Gorbaçov, 1990 yılında, Rusya federal Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti’nin serbest finans sistemi kurulmasına dair kararının durdurulması hakkındaki Başkanlık Kararnamesi’ni imzalamadı. Finans sisteminin ortadan kaldırılması devletin ortadan kaldırılması demekti.

İkincisi, doğruyu söylersek, biz hazır değildik. Ancak beklenmedik bir durumda pişman olmamak için, o andan itibaren milli paranın tedavüle sokulması hazırlığına giriştik. Rusya’da, 1992 yılında, fiyatlar serbest bırakıldı. O anda işe başladık. Ben, Kazakistan milli parasının tedavüle sokulması için hazırlanan gizli Kararname’ye imza attım.

Toplantıda bulunanlardan, bu belgeyi sızdırmamaları için teminat aldım. Paranın tasarım işleri, Timur Süleymanov yönetimindeki ressam gruba yüklendi.

Milli para konusundaki çalışmalar, birçok zorluklar getirmekle birlikte, komik şeyler de oldu. İlk olarak, benim resmimin çizildiği kupürlerin taslağı getirildi, ben kabul etmedim. Bir yüzüne ulu atalarımızın, öbür yüzüne kültürel ve doğal abidelerin çizilmesine karar verdik.

Batılı uzmanlar, bunun sahte para üretimini zorlaştıracağını söyledi ve bizim tercihimizi destekledi. Buna göre üretilen klişeler İngiltere kasalarında saklandı. Kasaların anahtarı ve paranın ilk örnekleri bana getirildi. Yapılması gereken yapılmış ve kimse tarafından bilinmiyordu.

Moskova’da Ruble Alanı’nın korunamayacağından, çünkü cumhuriyetlerin gelişme seviyesinin farklı olduğundan söz edilmeye başlandı. Bunun, işi nereye götüreceğini derhal anladım.

Her ihtimale karşı, tedavüle sokulacak paranın % 20’sini 1992 yılında bastırdık. İngilizler de, biz de, operasyonun gizliliğine eksiksiz riayet ettik. Paranın bastırılması yeterli değildi. Hangi değerlerde ve ne kadar kupür gerektiğinin de doğru olarak yapılmış matematik hesaplarına ihtiyaç vardı. Para değişimi nasıl gerçekleşecek, değeri nasıl belirlenecek, yabancı muhataplarımızla ilişkilerimiz nasıl etkilenecek? Bütün bunların bilinmesi gerekiyordu. Bu, çok zorlu bir ekonomik, mali ve siyasi meseleydi.

Bu çalışmaları yürütmesi için, genç iktisatçılardan oluşan özel bir ekip kuruldu. Onlar, şimdi Milli banka ve Maliye Bakanlığı’nda çalışıyor. Uluslararası finans kurumlarından da yardım gördük. Dünya Bankası, Eurobank ve başka kurumlar, çalışmalara katılması için kendi uzmanlarını gönderdi. Bu ekip, şehir dışındaki bir yazlık evde çalışıyordu. Ben her akşam onları ziyaret ettim.

Biz, kendi paramıza ad koyma konusunda da çok tartıştık. Bana “altın” ismi hoş geliyordu. Bu isim BDT halklarının hepsi tarafından anlaşılırdı. Bu kelime bütün Slav ve Türk dillerinde vardı. Batı’da kullanılan Avrupa Para Birimi (ECU) gibi, BDT ülkelerinin çabuk kavrayacağı değişim birimi olarak “altın” adını teklif ediyordum. Sonuçta “tenge” adına karar verdik.

Rusya, 26 Temmuz 1993 tarihinde, birdenbire yeni parasını tedavüle soktu. Kazakistan Milli  Bankası’na, o gün, ülke için gereken paranın basılması emrini verdim.

Tedavülden kalkan eski para, ülkemize yığılmaya başladı. Vagonlarla getiriliyordu… Havaalanlarında ve tren garlarında bu yükleri durdurmak için özel polis ekipleri görevlendirmek zorunda kaldık.

O zaman el konulan paralar, hala Petropavlov’da duruyor. Rusyalılara alıp götürmelerini söylemiştik, nedense götürmüyorlar.

Kendi devletinizi kurmuş iken, kendi paranızı çıkarmamanız olmaz. Er veya geç çıkarılması gerekliydi. Fakat ben, Rusya’nın bizimle olan ekonomik ilişkilerini böyle birdenbire koparacağını sanmıyordum. Para ekonominin can damarıdır. Hiç değilse, bizdeki Rus nüfusun çokluğunu, para birimi aynı olmazsa onların Rusya’daki akrabalarıyla münasebetlerinin zorlaşacağını, dikkate alacaklarını düşünmüştük. Para değişikliğine giderken de önce anlaşacağımıza inanıyorduk. Kazakistan’ın Rusya gibi, dost ve ekonomik açıdan güçlü bir ortağa ihtiyacı varsa, Rusya’nın da ekonomisi gelişmiş güçlü, demokratik bir Kazakistan’a o kadar ihtiyaç duyacağından hiç şüphe duymuyordum.

Bundan sonra kimseyle haberleşmedim. 7 milyon dolar bulup, paramızın geri kalan kısmını da bastırmak için ödedik. Dört tane İL-76 uçağı kiralayıp paramızın %60’nı getirttik. Bu çok gizli bir operasyondu. Evraklara “Devlet Başkanı’nın köşkü için gerekli eşya” diye yazıldı. Bu arada, eyaletlerde yer altı depoları yaptırılmıştı. Dört uçak, bir hafta, Londra-Ural ile eyaletler arasında 18 sefer yaptı.

Ben, 12 Kasım tarihini, paranın değiştirilme günü olarak açıkladım. 20 gün gibi az bir vakit kalmıştı. Milli Güvenlik Komitesi yöneticilerinin hepsinin bu operasyonun gerçekleştirilmesine katılmasını sağladım. İşin zor tarafı, parayı; bütün eyaletler ile illerdeki bütün bankalara ulaştırmaktı. Bu iş, 18 gün içinde gerçekleştirildi. Belki de, dünyanın başka bir yerinde yeni paraya geçiş operasyonu, böylesine hızlı ve başarılı icra edilmemiştir.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür