Kafkasya'da Ölüm ve Sürgün

Cafer Barlas 17.11.2012 3470
1


567 tarihinden başlayarak, Şamil'in tesliminden sonra 1864'de sona eren 300 yılllık Rus-Kafkas savaşları belli aralıklarla büyük kıyamlar halinde 1920'ye kadar devam etmiştir.

Özellikle Şamil'in tesliminden sonra ve 1877-1878 Osmanlı Rus savaşları ve 1864 yıllarından sonra kısmi ya da toplu olarak Anadolu’ya ve dünyanın çeşitli ülkelerine göç etmek zorunda kalmışlardır.

M. Venyukov, Kavfeaza'daki yazısında bu genocid uygulamasını bakın nasıl anlatır:

“Savaş son derece amansızca cereyan ediyordu. Biz geri dönülmesi imkânsız bir tarzda ve askerin bastığı her toprak parçasını son ferde kadar Dağlılardan temizleyerek adım adım ilerliyorduk.

Kar erir erimez ve ağaçlar yeşermeden önce (Şubat ve Martta) yüzlerce dağ köyleri ateşe veriliyordu. Ekinler atlara yediriliyor veya çiğnetiliyordu. Köy nüfusu gafil avlandığı takdirde, derhal asker korumasında en yakın Kazak köyüne götürülüyor ve oradan Karadeniz sahillerine ve daha sonra Türkiye'ye sevkediliyordu.

Bizim yaklaşmamız sırasında boşalan kulübelerde çoğu zaman masanın üzerinde, içinde kaşığı ile beraber henüz soğumamış lapaya, üstüne iğne takılı tamiri yarıda kalmış elbiselere, döşemeye yayılmış bir şekilde bırakılan çeşitli çocuk oyuncaklarına rastlanıyordu. Fakat bazen askerlerimizin şerefine uygun çok nadir, canavarlığa kadar varan hunharca hareketler de yapılıyordu.”

Kafkasya'ya Çar naibi olarak tayin edilmiş olan Grandük Misel, 1864 Ağustosunda bütün Garbi Kafkasya'nın geri kalan halkına şu fermanı tebliğ etmiştir:
"Bir ay zarfında, Kafkasya terkedilmediği taktirde bütün halk, harp esiri olarak Rusya'nın muhtelif mıntıkalarına sürülecektir!"

Bir başka yerlerden oralara gelmiş değil binlerce ve binlerce senelerden beri yaşadığı vatanlarında ölmeyi bile çok gören bu emir, bedbah ve yaralı halkın üzerine bir yıldırım gibi düşmüştü. Her şeylerini bırakarak Anadolu'ya doğru yola çıkan bu yaralı, silahsız ve şerefli kafileler ardına Moskoflar vahşetleriyle ünlenmiş Kazakları saldırtmış bu feci manzara karşısında bazı Slav vicdanları bile isyan etmiştir.

Vatan topraklarından zorla koparılıp sürülen bu insanlar binbir mahrumiyetlerini fırsat bilen zalim düşmanların saldırılarına karşı koymak isteyen yüzlerce insan, çoluk çocuk, kadın, yaşlı merhametsizce imha edilenlerden sağ kalabilenler Karadeniz sahiline geliyorlardı. Burada da binbir ızdırap içinde, aç ve açıkta aylarca gemi bekliyor ve nihayet bulunabilen gelişi güzel gemilerle kısım kısım Osmanlı ülkesinin çeşitli mıntıkalarına dökülüyorlardı. Ne hazindir ki buraya gelinceye kadar mevcutlarının dörte biri telef oluyordu.

1864-1865 yıllarında ve daha sonraki yıllarda Kabarday halkının büyük çoğunluğu korkunç bir jenoside maruz kalarak Kafkasya'dan Osmanlı Devleti'ne sürülmüştür.

Vaktiyle Çerkeslere uygulanmış olan bu jenosid ancak, faşist Almanya'nın Yahudilere uyguladığı jenosid ile karşılaştırılabilir. Zorunlu göçe maruz kalan Çerkeslerden Osmanlı'ya gelenlerin sayısı iki milyondur. Bunların yarısı da açlıktan, soğuktan ve çeşitli hastalıklardan kırılıp dökülmüştür.

XIX. yüzyılın ikinci yarısında 75.000 nüfuslu Abhazlardan 50.000'i vatanı terkedip Osmanlıya sığınmak zorunda kalmıştır. Aynı trajedi Nogayların, Karaçayların, Abazinlerin, 30.000 kadar Çeçenin bir o kadar Dağıstanlının ve yaklaşık 10.000 Osetin başına gelmiştir.

Kafkas etniğinden olan Ubıhlar ise yok olmuştur, kalanlar ise yabancılara karışarak erimiştir.
Rus imparatorluğunun maksat ve hedefi "Kafkasya'sız bir Kafkasya” idi. XIX. yüzyılın sonunda (tam denemese de) yalan ve dolan ile Kuzey-Batı Kafkasya'da Kafkasyalı bulunmayan bir Kafkasya'yı gaddarca ve merhametsizce elde etmişlerdir.

Binlerce, on binlerce, yüz binlerce, hatta milyonlarca insan -sayı vermek mümkün değil- hapishanelere doldurulmuş, Sibirya'ya sürülmüştür. Demografik kayıplar incelendiğinde bugüne kadar gelen savaşlar sebebiyle Kuzey Kafkasya halklarını dünya yüzünden silmek istenildiği sonuca varılır.

1918-1921'deki Komünist İhtilali ve 1928-1937 yıllarındaki kollektivizm reformları sırasında Kafkasya dağlılarından pek çok insan Gulak Takımadalarına sürülerek, işkenceler altında helak olmuşlardır.

1944 yılında Stalin'in emri ile Volga Almanları, Kırım Tatarları, Mesket Türkleri, Kalmuklar XX. yüzyılın en insanlık dışı zulmüne maruz kalarak Sibirya'ya sürülmüşlerdir. Aynı tarihte Kuzey Kafkasya halklarından Çeçen-lnguşlarla, Karaçay-Malkarlar Sibirya'ya, Orta Asya'ya sürülmüşler ve sürgün sırasında nüfuslarının yarısı telef olmuş, geri kalanlar da Orta Asya'nın steplerine ve Sibirya'nın buzullarına serpiştirilmişlerdir.

Asıl maksat bu halkların milli dayanışmasın engellemek idi. Ayrıca tehcirdeki bu insanların bulundukları yerlerden ayrılmamaları cezası da acımasızca uygulanmıştır.

Anavatandan bu tüyler ürpertici göç dehşeti hakkında bazı yabancı yazar ve gözlemcilerin yazdıklarından bir kaç örneği buraya almayı yararlı buluyorum:

Kırım Seferinde Osmanlı donanmasında müşavir olarak hizmet etmiş olan İngiliz Amirali Dolfos, Kırım Harbi hakkında yazdığı eserinde, Kafkasya'nın kurtarılmamış olduğunu esefle hatırlattıktan ve bu kurtarış yapılsa, temin edilecek olan faydalardan bahsettikten sonra şöyle devam eder:
"Bundan başka Kafkasya kurtulsaydı, medeniyet yarım milyon Kafkasyalının üçyüz yıldır vatanlarını müdafaa etmek için muharebe ve mücadele etmiş olmalarının cezası olarak topraklarından kovulduklarını görmek ıstırabından; insanlık da bu zavallı muhacirlerin hasislik ve şehvetin kurbanı olmalarına şahit olmak eleminden kurtulmuş olurdu!"

En iptidai gemilerde üst üste yığılmış bir vaziyette Karadeniz kıyılarına dağıtılmalarına dair Trabzon Rus Konsolosluğunun bu dağılım işlerini idare etmekte olan Rus generallerinden Katraçef'e verdiği bir rapor şu bilgileri ihtiva ediyordu:
"Türkiye'ye gitmek üzere Balum'a 70.000 Çerkes geldi. (O gün için Çerkes ifadesi bütün Kafkas kabilelerini ihtiva etmekleydi). Bunlardan asgari olarak günde yedi kişi ölüyor. Trabzon'a çıkarılan 24.700 kişiden şimdiye kadar 19.000 kişi ölmüştür. Şimdi orada bulunan 63.900 kişiden her gün 180-250 kişi ölmekledir. Samsun civarında 110.000 kişi arasında her gün en az 200 kişi can veriyor. Trabzon, Varna ve İstanbul'a götürülen 4650 kişiden de günde 40-60 kişinin öldüğünü haber aldım."

Türkiye dışında muhacirlerin binlerce ailesi de daima tehlikelerle iç içe olan Dobrica, Bulgaristan, Sırbistan, Arnavutluk, Suriye, Irak, İsrail gibi ülkelere dağıtılmışlardır.

Türkiye'ye yerleşmiş olan Kafkas muhacirlerinin akibetlerini "Şimali Kafkasya" isimli eserinde Kadircan Kaflı şöyle yazar: "Kafkas muhacirlerinin kurdukları nice köyler ve kasabaları vardır ki, bunlar yirmi-otuz sene sonra birer mezarlıktan ibaret kalmıştır."

Gerek Kafkasya'da kalmış, gerekse Osmanlı ve topraklarına hicret etmiş olanların talihleri uzun ve hazin bir realitedir. Merhum İsmail Berkok Paşa'nın dediği gibi; "Mahkûm ve vatansız kalmış bir millet için mes'ut bir hayat ve mahsus bir varlık gayesi beklenemez. Bu vaziyete düşen milletlerin, mukadderatın en fena ve makus tecellileriyle karşılaşacaklarını kabul etmeleri ve buna tahammül etmeğe hazırlanmış bulunmaları lazımdır."

Şamil'in tesliminden sonra Kafkas halklarından, bilhassa kendileriyle büyük mücadeleye girişen Çeçenlerin ilk partide ülkeyi terk etmeleri istenmiş, ilk grupta 5000 hane Çeçen olmak üzere devamlı olarak akabinde bir milyon insan göç ettirilmiştir.

İlgili Makaleler

Kafkasya-Kırım
Kırım'ı Kurtarmak
S
osyolojinin kurucusu, Muhammed ibn Haldun’un “coğrafya kaderdir” sözü malûmdur…

Anadolu, medeniyet yahut gönül coğrafyamızın Endülüs’ten Doğu Türkistan’a, Kırım’dan Yemen’e kesişme çizgisinin merkezindedir.
 
Tasvir ettiğimiz bu coğrafya, kaderimizdir.
 
Kader karşısında boynumuz kıldan incedir!..
 
Anadolu’nun fethi, Muhamm…
Kırım'ı Kurtarmak
Kafkasya-Kırım
AZERBAYCAN’IN İLK TÜRKİYE SEFİRİ
Ç
arlık Rusya’sının yıkılmasından sonra 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kuruldu. Yeni cumhuriyeti ilk tanıyan da Osmanlı Devleti oldu. İbrahim Abilof ilk sefir olarak Türkiye’ye geldi. Maalesef bu cumhuriyetin ömrü uzun olmadı. 28 Nisan 1920’de Sovyetlerin Bakü'yü işgali ile ortadan kaldırıldı. O…
Kafkasya-Kırım
Seyyahlara Göre Kırım’da Sosyal Ve Kültürel Hayat
A
raştırmamıza konu olan seyyahlar, yabancı bir müşahit olarak Tatarların sosyal, kültürel ve iktisadi durumu hakkında dikkate değer bilgiler kaydetmişler.. Şehirlerde gördüklerini not alan seyyahlar bu coğrafyada yaşayan insanları inceleme fırsatı bulmuşlardır. 

Seyyahların Tatarlar arasında özellikle dikkat çektikleri…
Kafkasya-Kırım
Seyahatnamelerde Kırım
K
aradeniz’in kuzeyinde yer alan ve jeopolitik açıdan oldukça önemli bir yerde bulunan Kırım, tarih boyunca Rusya’nın genişleme politikasının kilit noktasını oluşturmuştur. Altın Orda devletinin dağılmasından sonra bu bölgede kurulan Kırım Hanlığı, Osmanlı Devletinin himayesiyle birlikte Rus işgaline kadar olan süreçte…
Seyahatnamelerde Kırım
Kafkasya-Kırım
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
A

kdeniz’deki Kıbrıs adası, bizim için ne anlama geliyorsa Osmanlı ceddimizin "Siyahdeniz" dediği Karadeniz’e bakan Kırım yarımadası da aynı değerdedir.

Ecdadımız, yüksek devlet adamı idrakiyle hem Akdeniz ve hem de Karadeniz’e büyük ehemmiyet vermişlerdi. "Akdeniz" derken yaptığımız tarifi, bugünkü Akdeniz’den ibaret…
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Hazin Günü
T

arihin en karanlık sayfalarından biri, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım’da yazıldı. Kırım Tatar halkı, Sovyet lider Josef Stalin’in gizli kararnamesiyle, sadece 15 dakikalık bir hazırlık süresiyle evlerinden koparıldı.

250 Bin İnsanın Yarısı Yollarda Can Verdi 

Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce insan hayvan…
Kırım'ın Hazin Günü
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Kara Günleri
K

ırım Türkleri, asırlar boyunca yaşadığı Kırım topraklarının stratejik öneme sahip olmasından dolayı sürekli olarak Rusların baskısı altında kalmıştı. Kırım’ın Küçük Kaynarca Anlaşması (1774) sonrasında Osmanlı himayesinden çıkıp, ardından Rus Çarlığı tarafından ilhak edilmesiyle (1783) baskının şiddeti ve…

Kırım'ın Kara Günleri
Kafkasya-Kırım
Kırımlı Âlim Seyyid Ahmed Efendi
A
slen Kırımlı olan bu bu zat, Osmanlı devri âlimlerindendir. İsmi, Ahmed olup, babası Abdullah Efendi’dir.. Kırımî nisbesiyle meşhûr olmuştur. Ahmed Efendi’nin doğum târihi bilinmemektedir.

Kırım’da doğup büyüyen Ahmed Efendi, o beldenin meşhûr âlimlerinden “Fetvâ-i Bezzâziye” sahibi Hâfızüddîn Muhammed Bezzâzî’den ve…
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Y
az tatilimizin 1 aylık kısmını, hanımımın aile büyüklerini ziyarete geldiğimiz Bakü’de geçirdik. Kardeş vatandaki müşahedelerimi aktarmak istiyorum. Azerbaycan, kararlı, cesur liderliği; güçlü, kahraman ordusu ve Türkiye’nin desteğiyle 2020 yılında Karabağ zaferini kazandı. 2023 Eylül'ündeki antiterör emeliyatı…
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Kafkasya-Kırım
Çerkeslerin Muhacereti
Ç

erkeslerin Abigo vadisinde son mukavemet teşebbüsleri, Kafkas tarihinde asla unutulmayacak olan bir hadisedir. 7 - 11 Mayıs 1864’de kadar dört gün içinde Ruslar, bir avuç Çerkes tarafından yenilgiye uğratılmışlardır. Nihayet Rusların kuvvetli bataryalarının ateşi altında bu Çerkeslerin hemen hemen tamamı şehit…

Çerkeslerin Muhacereti
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
G
ünler, talihin bize küstüğü zamanlardan biridir. Türk yurdu Azerbaycan, İngiliz, Rus ve Ermeni işgali altındadır. Yapılmayan kötülük yoktur. Osmanlı zor vaktindedir. Fakat yüreğinin bir yarısı Yemen'se diğer yarısı Bakı'dır. Bu işgal böyle devam edemez. Onun için Nuri Paşa komutasındaki İslam Türk Kafkas Ordusu,…
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
Kafkasya-Kırım
Başkurdistan Neden Karıştı?
B
aşkurdistan Cumhuriyetinde yaklaşık bir haftadır büyük gerginlik var.

Başkurdistan neresi? Rusya Federasyonu’na bağlı bu özerk devlette neler oluyor? Rusya’nın, ülke dışındaki fiilî -özellikle Ukrayna- kabili atakları olduğunda Başkurdistan’daki tepki hareketlerin sebepleri ne olabilir?

Başkurdistan Rusya Federasyonu’na…
Başkurdistan Neden Karıştı?