İlm ve Kültür Sevdalısı Bir Türk Hükümdarı: Gazneli Sultan Mahmud

Prof. Dr. Ahmet Kartal 12.08.2014 5338
G
azneliler (962-1186) bugünkü Afganistan’da kurulmuş ve daha sonra hızlı bir şekilde Horasan, Harezm ve İran’ı hakimiyeti altına alarak, Kuzey Hindistan topraklarına kadar genişlemiş ilk Müslüman Türk devletlerindendir.

Gazneli Devletin büyük hükümdarı Sultan Mahmud, kendisini iyi bir şekilde yetiştirmiş bir hükümdardır. İlim ve kültür sahibi olup çeşitli ilim dallarında kitaplar yazmış, alimleri kabul etmiş, onlara ikramda bulunarak saygı göstermiştir. Hatta bizzat kendiside şiir söylemiştir.  

Gazneli Mahmud, Fars dili ve edebiyatına diğer Gazneli Sultanlarından daha fazla hizmet etmiştir. Sarayında en büyük kabiliyetleri toplamış, şâirlere hürmet ve sevgi göstermiş, komşu ülkelerde şâirleri kendi sarayına çağırmıştır.  Devlet Şah, Gazneli Mahmud sarayında 400 şairin bulunduğunu rivayet etmektedir.

Gazneliler döneminde Belh, Nişabur, Gazne ve Huttalan’da 25 civarında medrese açılarak hem ilme hem de dine hizmet edilmiştir. Bu medreseler daha sonra Selçuklular devrinde kurulan Nizâmiye medreselerine kaynak ve örnek oluşturmuşlardır. İslâm eğitim tarihine damgasını vuran medreseler tamamıyla Türklerin hakim olduğu bölgelerde ve onların eliyle ortaya çıkmış ve ilk defa Gazneli Mahmûd tarafından tesis edilmiştir.

Bu dönemde kurulan medreselerin her türlü masrafı ya şahıslar ya da vakıflar tarafından karşılandığı tahmin edilmektedir. Nitekim Sultan Mahmûd, Gazne Camii yanına inşa ettirdiği medrese de okuyan talebeler ve hocalar için bir vakıf tesis etmiş ve bu yolla bol aylık ve yıllık vererek onların maişetini temin etmiştir.

Sâmânîler ve Gazneliler zamanında Horasan ve Maveraünnehr’de bir çok kütüphane tesis edilmiştir. Esasında ilk medrese gibi ilk kütüphanede Horasan’da kurulmuş, oradan Hârizm ve Mâverâünnehr’e yayılmıştır. Buralarda oluşturulan zengin kütüphaneler hakkında yeterli bilgiye sahibiz.

Gazneliler zamanında Şiîliğe karşı Sünnîliği geliştirmek için 1027’de kurulan Beyhakiye, Saîdiye, Ebu Saîd el-Esterâbâdî ve Ebu İshak el-İsferâinî medreseleri dikkat çekmektedir. Bu medreselerde bir taraftan matematik, astronomi, fizik, tıp vs. ile dinî ahlâkî ve sosyal konular “Ehl-i sünnet” tarzına göre okutulmuş, diğer taraftan da Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî olmak üzere dört sünnî mezhebin esasları incelenmiştir.

Gazneli Mahmûd’un Kirman Valisi Ebu Ali’ye gönderdiği mektupta yer alan şu cümleler de bu bakımdan manidardır:

“Benim maksadım Irak’a gelip vilâyeti almak değildi. Hindistan’da hergün ortaya çıkan yeni olaylar mevcut olduğundan, onlarla meşgul oluyordum. Irak’ta yaşayan Müslümanların çoğu bana mektup göndererek, Deylemlilerin halka açıktan açığa pek çok zulüm yaptıklarını yazdılar. Nerede güzel bir kadın, temiz bir çocuk görseler onları zorla götürüp, fesat çıkarıyorlar. Onlarla kadınlar gibi birlikte yaşıyorlar.

Resulullah’ın sallallahü aleyhi ve sellem hakkında dostlarına açıktan lanet okuyorlar. Hazreti Aişe radıyallahü anha hakkında çok kötü sözler söylüyorlar.

Şehirlerde ve nahiyelerde Rafizîlik mezhebini açıkça medhediyorlar. Yaratıcı’nın var olmadığı hakkında açıkça sohbet ediyorlar. Namaz, oruç, zekat ve haccın tamamını inkâr etmektedirler. Bu haberin doğruluğu anlaşılınca, ben de bu mühim işi Hindistan’a gazaya tercih ettim.

Bu sebeple Irak’a yönelerek hepsi Hanefî mezhebinden, temiz inançlı, dinlerine sadık Türk askerlerini Deylemîler, Rafizîler ve Batınîler üzerine gönderdim. Neticede köklerini yeryüzünden kazıdılar. Bir kısmını kılıçtan geçirdiler, kimisini hapsettiler, bir kısmını da zincire vurup esir ettiler. Bir kısmı da dünyanın şurasında burasında âvâre oldu. Horasan ulemasını, hepsini Hanefî veya Şâfiî yapmaları için görevlendirdim. Her iki toplum (mezhep) Rafizî, haricî ve Batınîlerin düşmanı ve Türklerin tabiatına uygundurlar.

Hepsinin Rafizî olduğunu anladığım, işleri güçleri Türkler arasında karışıklık çıkarmak olan Irak'lı kâtiplerin, ellerine kalem almalarını yasakladım. Allah-ü tealanın yardımıyla çok kısa zamanda Irak ülkesini onlardan temizledim. Belki Allah beni, kötülük yapanları yeryüzünden kaldırayım, doğruları koruyayım, adaletle yeryüzünü imar edeyim diye yaratarak insanlara emir tayin etmiştir.” (Nizamülmülk 2003: 81-82).

Kaynak: V. Uluslararası Türk Dili Kurultayı Bildirileri II - Atatürk Kültür, Dil ve Tarih 
           Yüksek Kurumu Türk Dil Kurumu Yayınları 855/II.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür