İkinci Dünya Savaşında Türkistanlı İlk Kurban

Ömer Ceyhun 03.08.2012 3365

İ
kinci dünya savaşı sırasında Stalin yüzbinlerce Türk gencini askere aldı. Bunların çoğu muhtelif cephelerde öldü. Savaştan sonra evlerine salimen dönebilen çok azdı. Bu askerlerden biri de Özbekistan’ın Nemengan şehrinden Hüseyin İkram Hân’dı. Taşkent Üniversitesi Hukuk Fakültesini derece ile bitirmişti. Bu fakültede hocalığa başlamış iken askere alındı. Almanlara karşı yapılan kanlı savaşlara katıldı. Esir düştü. Harbden sonra hatıralarını yazdı. Bu hatıralar “Bir Türkistanlının İkinci dünya savaşı hatıraları” adı ile İstanbul’da basıldı. Aşağıda bu hatıralarından bir bölümünü okuyacaksınız. 

-------------

…Bizim 75 numaralı piyade alayı Haziran ortalarından itibaren Kırovakan, Leninakan vilayetlerini geçip, Ararat (Ağrı) dağı altında Ermenistan-Türkiye sınırı civarına yerleşti. Erivan'daki kışlada birkaç grup asker bırakıldı.

Benim görevim hâlâ alayın yiyecek kısmında olduğu için sık sık Erivan'a inip, bir iki gün kalabiliyordum. Bir gün yine inip kışlada kaldım, ertesi gün hududa geç döndüm.

Başkanım, gıda ambarı hizmetini yapan çadırda bölük ve takım komutanları ve çavuşlarla askerlere akşam yemeği dağıtıyordu. Kendisine Erivan'da yapılan işler hakkında malumat verdim ve yardıma başladım.

Bu sırada Semerkand'lı astsubay Gani Sadikov da yemek almaya geldi ve bana:

-“Bugün feci bir şey oldu! Şimdi olmaz, akşam yemeğinden sonra gelip anlatacağım”, dedi. O gittikten sonra bazı askerlerin birbirlerine ölen bir askerden bahsettikleri kulağıma çalındı. Herhalde Sadikov'un bahsettiği feci olay bu olsa gerek diye düşündüm. Sonra Sadikov geldi, çok kötü görünüyordu, gözleri bütün kızarmıştı.

Yanıma gelip, selam verir vermez ağlamağa başladı. Hemen onu çadırın arkasına çektim. Anlatmaya başladı:

"Ararat (Ağrı) dağı altında yerleştiğimiz bölgede yedi metre genişliğindeki uzun bir kanal vardı. Kanalın iki kıyısında tahminen 7–8 metre yükseklikteki birer tepecikte üç yüz metrede bir korucu yürüyordu. Fakat onların bulundukları tepenin arkasını göremiyorduk. Korucuların tepeye çıkabilmesi için bir kaç yerde kademeler vardı. Bir kademenin etrafında alayın topçu kısmı yerleşmişti.

Temmuz ayının bu sıcak gününde astsubay Semerkandlı Gani Sadikov ve Taşkentli er Egamberdi'ye kanaldan iki kova su getirmeleri emredilmiş.

Bunlar kanaldan su alırlarken Egamberdi astsubaya,

-"Sıcaktan ayaklarım yanıyor, bir kere suya sokayım mı?" diye sorunca, kanalın o tarafında bulunan korucu Türkçe konuşulduğunu duyup, yaklaşarak,

-"Türk müsünüz?", diye sormuş. Sadikov'dan önce Egamberdi

-"Özbek’iz” diye cevap vermiş. Astsubay daha fazla konuşmasına müsaade etmemiş, suyu alıp aşağı inmişler. Aşağı iner inmez asteğmen,

-"Ses geldi, kiminle konuştunuz?", diye Sadikov'a sormuş.

Sadikov olanı anlatınca, asteğmen bunu bölük komutanına, o alay komutanına, alay komutanı da Erivan'daki tümen komutanına bildirmiş. Tümen komutanı,

-"Hemen öldürülsün" emrini vermiş.

Akşam saat beş civarında bir Rus zabiti, iki Rus askeri, birinin elinde bel küreği olduğu halde Sadikov ve Egamberdi'yi alıp yola çıkmışlar. Kendilerine bir yeri araştıracaklarını söylemişler. Ama Sadikov maksatlarının ne olduğunu anlamış, fakat kendisini de öldüreceklerini düşünerek itiraz etmemiş. 400–500 metre ağaçlar arasından yürüdükten sonra zabit bir yeri göstererek;

-“Şuraya bakın bakalım, gerekirse buraya siper açmak kolay olur mu?”, diyerek yanındaki erlere çukur kazmalarını emretmiş. Askerler sırayla 5–6 metre kazdıktan sonra nihayet sıra Egamberdi'ye gelmiş. Egamberdi daha önce ne olacağının tahmin etmiş ise de, kürek eline verildiğinde ölüme mahkum olduğunu kesin anlamış. Birdenbire bir ağacı kucaklayarak,

-“Beni öldürmeyin, öldürmeyin... Anne, anne beni kurtarın. Gani Ağabey beni kurtar”, diye yalvarıp, bağırmaya başlamış. Deli gibi feryat edip, yüzünü tırmalayıp kaçmaya çalışırken zabit arkasından boynu ve başına iki kurşun sıkıp Egamberdi'yi öldürmüş. Sonra onu kıyafetleriyle çukura atıp, üstünü kapamışlar.''

Böylece daha bahar yüzü görmemiş olan genç Egamberdi Türk askerine,

-"Özbek'iz", demekle “hain” ilan edilip, idam edilmişti. Harpten sonra belki Egamberdi'nin ailesine,

-“Oğlunuz Büyük Anayurt savaşında kahramanlıkla şehit oldu”, diye bildirmişlerdir. Dönerken Sadikov'a olanları kimseye anlatmamasını tembihlemişler. Fakat Egamberdi'nin arkadaşları ne olduğunu anlıyorlar ve haber yayılıyor.

Ganican da bu faciayı bana anlatırken gözlerinden yaş boşanıyordu. Bakışlarında lanet izleri fark ediliyordu. Böylece, o gün daha savaşta cepheye çıkmadan bir Özbek askeri harbin birinci kurbanı oldu.

Kaynak: Bir Türkistanlının İkinci Dünya Savaşı Hatıraları – Hüseyin İkram Han

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür