Hokand'da Sovyet Rus Zulmü ve Ermeni Vahşeti

Dr. Baymirza Hayit 25.09.2012 3913
S
ovyet Rusya’nın işgali sırasında Hokand şehrinde neler olmuştu? Sovyetler'in savaş operasyonları sırasında Hokand'da sadece vahşet vardı. Bu dramatik dönemin birinci dereceden şahitleri ve yapılan araştırmalar sayesinde işlenen vahşetin boyutunu öğrenebilmekteyiz. 7 Şubat 1918'de Hokand'a varan Ruslar'ın hücum birliği kumandanı Moysey Kuzmin Şkarupa olayı şöyle rapor etmişti:

"Birlik gece vakti şehre vardığında şehirde derin bir sessizlik hâkimdi. Caddelerde tek bir kişi dahi yoktu. 140 asker ve yanlarında dört top, dört makineli tüfek ve silah ile bol miktarda mühimmattan ibaret olan birlik sonradan Ermeni Taşnak Partisi'nden 120 askerle takviye edildi. Rus ve Ermeni birlikleri 11 Şubat'ta Hokand’lı milislerle çarpışmaya başladılar. 18 Şubat’ı 19'a bağlayan gece ise Kızıl birlikler şehre saldırdılar."

Şkarupa raporuna şöyle devam ediyordu:

"Birliklerimiz şehri üç taraftan kuşattı. Hokand milislerine karşı koymak faydasızdı, ama muhtariyet taraftarları bizi savaşmaya zorluyorlardı. Çatışma son derece zorluydu. Sokaktaki hâkimiyet çatışmalarında galip taraf devamlı surette değişiyordu. Sonu gelmeyen ateşler başlamıştı. Ve şehir üç gün boyunca durmadan yandı..."

Garnizondan 12 topla ateş ediliyordu. Avusturyalı bir savaş esiri olan ve Kızıl Ordu'nun Hokand'a saldırısı esnasında Skobelev şehrinde bulunan Fritöz Willfort, Skobelevda muhtar hükümetin devrilmesinden sonra Kızıl askerlerin işlediği vahşeti birinci dereceden şahit sıfatıyla şöyle anlatmıştır:

"Birdenbire Hokand istikametinden istasyona yaklaşık 25 vagonlu bir tren geldi. Vagonların içi Rus askerleriyle doluydu. Açık vagonlar balyalara sarılı sahra ve havan topları ile makineli silahlar getirmişti. Vagonlardan biri askerler ve onların eşyalarıyla doluydu. Diğer vagonlardan birinde atlar, sığırlar, koçlar vardı. Bir diğerine ise kadınlar ve çocuklar doldurulmuştu. İki yolcu vagonunda tepeden tırnağa silahlı Kızıl askerler yer alıyordu. Başlarında Osipov vardı. Ruslar'ın Hokand şehrine hücum ettikleri haberi söndürülmesi mümkün olmayan bir ateş gibi etrafı sardı.

Şehirdeki Sartlar (yerli halk-Özbekler) korkunç bir katliama tâbi tuttuğu, şehrin eski şehir bölgesinin yerle bir edilerek ateşe verildiği, Müslüman hükümetinin dağıtıldığı söyleniyordu. Muazzam bir ganimet ve Hokand Bankası'nın bütün altın stokları Kızıllar'ın eline geçmişti. Sağ bırakılmaları karşılığında Sartlar'dan en az 46 milyon Ruble gasp edilmiş olmalıydı. Atlar ve toplar hemen boşaltılmaya başlandı. Osipov ve diğer Kızıl askerler arabalarla şehre gittiler. Ganimetleri en hızlı şekilde güvenilir bir yere taşıma telaşındaydılar.

Düşmanın yeni bir plan tatbik etmesi bekleniyordu. Ama bu planın ne olabileceğiyle ilgili önceden herhangi bir tahminde bulunmak mümkün değildi. Herkes galibiyetin verdiği huzur ve mutlulukla pazaryerine doğru ilerlerken, askerî devriye önlerini kesti. Bütün Sartlar orada kurşuna dizildi. Hiçbir şeyden habersiz pazara gelmiş olan bu masum insanlar daha önce de Cizzak'ta Ruslar'ın zulmüne maruz kalmışlardı. Ruslar yaptıkları katliama kimsenin şahit olmamasını istedikleri için o an pazaryerinde olan bütün arkadaşlarımızı kovdular. Akşam saatlerinde ateş daha da şiddetlendi. Sart devriyelerinin kendilerini korumak için saldırıya ateşle karşılık vermeleri, Ruslar'ın kendilerini haklı görmelerine ve daha da kararlılıkla saldırmalarına sebep oluyordu.

Bunun ardından Temmuz 1916'da Cizzak'ta yaşanan geceye benzer bir gece yaşandı. Skobelev'in bütün caddelerinde ateşli çatışmalar vardı; topçu taburu akşamları kaleden pazaryerine ölüm saçan saldırılarda bulunuyorlardı. Çığlıklar, uğultular, gürültüler, yakalandığımız takdirde linç edilme ihtimalimizin yüksek olması sebebiyle terk edemediğimiz kışlalarımıza kadar geliyordu. "

Safarov ise Kızıl askerlerin Hokand'daki uygulamalarıyla ilgili şunları söylemişti:

"6 Şubat'ı 7 Şubat'a bağlayan gece Hokand ateşten bir denize dönüştü. 7 Şubat'ta yağmalama ve hırsızlık olayları korkunç bir boyuta varmıştı. Ermeniler hırsızlıkta epey mahirdiler. Eski şehir bölgesinde bütün iş yerleri, mağazalar, dükkânlar, bankalar, evler yağma edilmişti. Bankaların ve iş yerlerinin kasaları kırılarak bütün paralara el konulmuştu. Yağmacılar el koydukları paraları tahta arabalara yükleyerek istasyona ve kaleye taşıyorlar, sonra da paylaşıyorlardı. Çaldıkları eşyaları taşımak için ise hamala ihtiyaçları vardı. Hamallık yapmaları için Sartlar'a gidiyorlar, onları bu eşyaları taşımaya zorluyorlardı. Üstelik atları olmadığı için bütün eşyaları sırtlarında taşımalarını istiyorlardı. Hokand'da olan bu olaylar Muhtar Hükümet tarafından sadece resmi bir bildiri halinde, üstü kapalı şekilde veriliyordu. Ancak bazı belge ve raporlardan ve olaylara doğrudan şahit olmuş kişilerin ifadelerinim bütün bunların yaşandığı anlaşılıyordu.”

Kızıl askerlerin ve Ermeni Taşnak birliklerinin saldırıları sonucunda 10.000'den fazla Müslüman katledilmişti.

Feci Yangınlar

Görgü şahitleri savaş sırasında gerek Ruslar'ın gerekse Taşnaklar'ın son derece vahşice davrandıklarını belirtmiştir. Pazar merkezini ateşe ilk verenler Ermeni birlikleri olmuştu. Ardından bütün Eski şehir bölgesi alevler içinde kalmıştı. 21 Şubat'ta yangın 15-20 km'den görülebilir hale gelmişti. Yangın yaklaşık 15 gün devam etmişti. Şehirde yangını söndürebilecek kimse kalmamıştı. Etrafı ceset kokusu sarmıştı. Evet, görüldüğü gibi, Ermeniler ve Ruslar'ın bu tarihi şehrin yok olmasına katkıları eşit miktarda idi.

Hayatta kalan son askerler de Ergaş'm komutası altında 20 Şubat'ta tamamen geri çekildikleri halde Kızıl Muhafızlar'ın hangi sebepten ötürü şehri ateşe verdikleri hiçbir şekilde anlaşılamamıştır. Acaba bütün saldırganlar sarhoş muydular? Yoksa Hokand hükümet milislerinin şehri savaşmadan Bolşevikler'e terk etmek istememelerine mi kızmışlardı? Yahut vahşice davranışlarıyla Müslümanlar'ın gözlerini korkutmak mı istiyorlardı? Bunların cevabı bilinmemektedir. Ancak şu da var ki, Hokand olayından sonra Kızıl askerler sürekli takip edilme korkusuyla yaşadılar.

Müthiş Katliamlar

Rus birliklerine nazaran azınlık olmalarına rağmen Türkistanlılara karşı yürütülen askerî operasyonlarda gösterdiği barbar tavırdan dolayı imtiyazlı birlik konumundaydılar. Ermeniler Rus sömürgecilerinin uzantıları olarak Türkistan'a gelmişlerdi. Çoğu yerli halkın konuştuğu dili bilen, onlara parafin yağı satan tacirlerdi. Bazı Sovyet yazarların Taşnaklar'ın zulmü hakkındaki raporları döneme şahit olanların anlattıklarıyla birebir aynıdır. Bir Sovyet tarihçisi şehrin Sovyet birliklerinin sancağı altında dokuz gün boyunca yağmalandığını rapor ederek şöyle devam etmiştir:

"Şehrin on ayrı bölgesinden insanları parça parça ettiler. Cellâtlar insanlara hayvan muamelesi yapıyorlardı. Kollarını, bacaklarını kestiler. Çocuklar ise cadi (kesici bir alet), ile parçalandı. Taşnaklar Suzak, Hokand-Kışlak, Bazarkorgan köylerinde oturanları kelimenin tam manasıyla katlettiler. Fergana Vadisi'ndeki 180 köy ise tamamen harap olmuştu. Taşnak eşkıyaları 1918 yılında ve 1919'un ilk çeyreğinde Margilan'da 7.000 , Andican'da 6.000, şehir merkezi tamamen ateşe verilen Namangan'da 2.000 ve Bazarkorgan ile Hokand-Kışlak civarındaki köylerde yaklaşık 4.500 insan katletmişlerdi."

Kızıl Ordu içindeki Ermeni Taşnak birlikleri özellikle Namangan'da olağanüstü bir vahşet ortaya koymuşlardı. Gençlik yıllarımda çevremdeki insanlardan ve kendi ailemden, etraftaki sohbetlerden veya kendi ailemin yanında bu insanların Müslümanlara karşı nasıl davrandıklarını çokça dinlemiştim.

Korkunç Tecavüzler

Ermeni askerler her yaştan kadın ve genç kıza tecavüz ediyor, sonra da başlarını kesiyorlardı. İçlerinden bazıları ise 4-15 yaş arası erkek çocuklarına tecavüz eden eşcinsellerdi. Evli kadınlara kocalarının yanında tecavüz ediliyordu. Kadınlarına tecavüz edilmesi hamiyetlerine ağır gelen erkeklerin silahsız olmalarına rağmen Ermeniler'e saldırmalarına ve hemen öldürülerek cezalandırılmalarına sebep oluyordu. Başkaldıran asi kadınlar ise uysallaştırmak için şuurlarını kaybedene kadar dövülüyorlardı. Küçücük bebeklerin bile başları kesiliyordu. Ermeni Taşnaklar kesik çocuk başlarını kılıçların başlarına takıp caddelere fırlatıyorlardı. Bazı Türkistanlı kadınlar kendi kendilerini öldürüyorlardı.

Taşnak ve Kızıl askerlerin en önemli işleri yağmaladıkları malları depolamaktı. Bunun için hamal konvoylarına ihtiyaçları oluyordu. 40-50 kişilik kadınlı erkekli gruplar kuruyorlar, yağmalanmış malları istedikleri yere kadar taşıtıyorlardı. İnfaz edilmiş Türkistanlılar'ın cesetlerini gömmek yasak. Cesetler caddelerde belli yerlere yığılıyordu. 50 yaşlarında Türkistanlı bir kadın biri Ermeni diğeri Rus iki askere masum insanları niçin öldürdüklerini ve onlara barbarca davrandıklarını sordu. Biri şöyle cevap verdi:

 "Sizin zalim Timurlenk'inizin bize yaptıklarının yanında bizim size yaptıklarımız çocuk oyuncağı kalır. Boyun eğmezseniz daha fazlasını da yaparız. Siz Mart 1918'de 12 Ermeni ve 5 Rus öldürdünüz. Biz de karşılığında sizden 2.000 kişi öldürdük."

Bunun üzerine kadın sordu:

"Siz de insansınız; sizin de analarınız babalarınız var. Onlardan sadece adam öldürmeyi mi öğrendiniz?" Bunun üzerine kadın anında şehid edildi.

Kaynak: BKY Yayınları Dr. Baymirza Hayit Ruslara Karşı Basmacılar Hareketi sayfa: 61-66Hokand'da Sovyet Rus Zulmü ve Ermeni Vahşeti

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür