Hocalı'da Türk Soykırımı

M. Hâlistin Kukul 27.02.2013 3552
A

şağıdaki cümleleri okuyup da; sızlayıp inlemeyen vicdan, titremeyen kalb, isyan etmeyen akıl, zonklamayan beyin, donup kalmayan şuur, sel olup akmayan göz, haykırmayan dil ve kendini darağacına çekmeyen "adalet", yok hükmünde değil midir?

Yok, hükmünde bulunan bir "adâlet"in terazileri, hakikatte, birer "kör" olarak iflâs durumundadır.

İbretle bu cümleleri okuyalım ve, "Türk milleti" olarak bizim, kendilerini "medeni" diye vasıflandıranlarla, nasıl bir "vahşi dünya”da hayat mücâdelesi verdiğimizi dehşetle ürpererek idrâk edelim.

Vahşet!..

1992 yılının 25 Şubatını 26 Şubatına bağlayan gece, 106’sı kadın, 83'ü çocuk toplam 613 Azerbaycan Türk'ü, Rus askerlerinin desteğiyle Ermeniler tarafından gaddarca katledilmişlerdir. Elbette ki, sâdece bu kadar değil; yaralanan, sakat kalan ve kaybolan binlerce Azerbaycan Türk'ü belirsizlikler içindedir!..

Bu vahşet hâlini, katliamdan dört sene sonra, 1996'da yayınladığı "Ruhumuzun Canlanması" adlı kitabında anlatan Zori Balayan adlı bir katilin şu sözlerini, herkesin ve her şeyden önce de her Türk'ün dikkatle ve ibretle okuması ve gereken dersi alması lâzımdır:

"Çete üyesi olan Haçatur'la, zaptedilmiş evlerden birisine girdiğimizde, askerlerimizin 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilediklerini gördük. Haçatur, çocuğun bağırmaması için, anasının kesilmiş göğsünü (memesini), onun ağzına soktu. Ben de, önce, çocuğun karnının, başının ve göğsünün derisini soydum. Sonra Haçatur, cesedini doğradı ve onunla aynı kökten, Türk kökünden gelen köpeklere dağıttı. Aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Halkımın intikamının yüzde birini bile aldı isem ne mutlu bana!"

Bu vahşeti, "insan" olan yapabilir mi? Bu vahşeti, insan olan bu kadar zevkle ve sükûnetle anlatabilir mi? Bu vahşete, insan kalbi taşıyorum diyen bir kişi susabilir mi? susanların insanlığından şüphe değil, endîşe edilmez mi?

Onlar, şimdi de oturmuş, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1948'de kabul ettiği "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”nden bahsediyorlar. Bunların sözüne hangi Türk ve niçin inanmalıdır? Hangi akl-ı selim sahibi insan, bu sözlerin samimiyetine güvenebilsin?

Bu katilin her cümlesindeki her kelime, adaletin birer "darağaçlık hükmü" olmalıdır, çünkü; yaptıkları akıl almaz insanlık dışı zulümleri bizzat kendisi söylüyor.

Öyleyse; bu katliamlara karşı, sokakları dolduran insanlar ve onların, arşa yükselen "Adalet istiyoruz!" avazları, haykırışları hani, nerede?

Baştakiler ve alttakiler, farketmez! Herbiri suskun! Niçin!

Üçyüzmilyonluk Türk Dünyâsı susar mı? Susarsa ne için ve nasıl susar? O'nu susturabilecek güç niçin olabilir? Böyle bir güç “olmamalı” / “olabilmemeli”dir!

Hani, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde: " Herkesin yaşama hürriyeti, hiç kimseye zulmedilemeyeceği, kanun önünde herkesin eşit olduğu, erkek-kadın ve ırk ayırımı yapılmayacağı" teminat altına alınmıştı.

Yoksa, bu katil yazarın satırları, bir "soykırımın itiraf vesikası" olduğu hâlde, kendilerine "medeni" vasfını yakıştıran bir sürü "insan hakları lâfçısı" , vahşeti desteklediklerinin farkında mı değildirler?

Tabii ki, asıl mes’ele "Türk'ün uyanması mes’elesi"dir.

Uyan Ey Türk Milleti!

Önce; Türk uyanmalıdır! Türk’ün çok okuması, çok çalışması lâzımdır. Mes'ele; Türk'ün, dünyâ mes'elelerine muhakemeci ve murakabeci gözle bakabilme mes'elesidir. Asıl mes’ele; geçen her ânı, birbiriyle "nafile çekişmelerle" değil, ciddiyetle, birlik ve beraberlik içinde değerlendirmeleridir.

Her varlık, kendi içinden büyür! Elbette ki, bu işin "tersi" de var! Yâni; "çöküş"de içten başlar! Allah göstermesin!..

Türk'e bakınız: Yirminci asrın başından beri, kanının, dünyâ sathında dökülmedik yeri kalmadı. Dünyâdaki Türk şehitlikleri bunun en bariz ispatı değil midir? Lütfen araştırınız!

Yemen'den Galiçya'ya, Asya ortalarından, Sibirya'ya, Doğu Türkistan'a kadar ve oradan Avrupa ortalarına!..

Çanakkale'de ikiyüzellibin, Kafkaslar'da doksanbin, Kerkük'te, Kıbrıs'ta, Balkanlar'da ve nihayet Yukarı Karabağ'da!... Binler, onbinlerce şehit bizim değil mi ?

Amerika'yla Rus çekişir, ölen Türk; Rus ile Çin çekişir, ölen Türk; İsrail'le Arap çatışır ölen Türk; İngiliz Hindistan'la boğuşur ölen Türk; Fransız'la Fas-Tunus didişir ölen Türk, Yunanlı-İtalyan selâmlaşır ölen Türk;

Hocalı'da Türk Alman'la bilmem kim sürtüşür, ölen Türk; Afganistan'da, Kore'de, Gazze yolunda... Ölen Türk!

Türk!.. Türk! Türk! Kanının, nerelerde, nasıl ve niçin "emildiğinden" habersiz veya gafletinde olarak bir yerlere yürüyor.

Bu nasıl bir millettir ki, Allah aşkına, "öle öle" tükenmiyor! ve; bu nasıl bir millettir ki, O'nun mensupları, çıkıp, kendi "Meclis"lerinde bu "soykırım"ı haykırmıyor. İlkönce, Türk Dünyâsı Devletleri"nin Meclislerinde, kaç tane "aynı milletli devletimiz varsa", hepsinde, tam sayı ile niçin bu soykırımı kabul etmiyorlar?

Türkiye olarak, niçin buna öncü olamıyoruz? Niçin? Daha "dün" dediğimiz "yirmi bir sene" oldu. Yirmi yılda -kendimizle çekişip didişmekten başka- hangi mesafeyi katettik. Bu acıları her ân damarımızda hissedemez isek, hiçbir yere varmamız mümkün olamaz.

İlgili Makaleler

Kafkasya-Kırım
Kırım'ı Kurtarmak
S
osyolojinin kurucusu, Muhammed ibn Haldun’un “coğrafya kaderdir” sözü malûmdur…

Anadolu, medeniyet yahut gönül coğrafyamızın Endülüs’ten Doğu Türkistan’a, Kırım’dan Yemen’e kesişme çizgisinin merkezindedir.
 
Tasvir ettiğimiz bu coğrafya, kaderimizdir.
 
Kader karşısında boynumuz kıldan incedir!..
 
Anadolu’nun fethi, Muhamm…
Kırım'ı Kurtarmak
Kafkasya-Kırım
AZERBAYCAN’IN İLK TÜRKİYE SEFİRİ
Ç
arlık Rusya’sının yıkılmasından sonra 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kuruldu. Yeni cumhuriyeti ilk tanıyan da Osmanlı Devleti oldu. İbrahim Abilof ilk sefir olarak Türkiye’ye geldi. Maalesef bu cumhuriyetin ömrü uzun olmadı. 28 Nisan 1920’de Sovyetlerin Bakü'yü işgali ile ortadan kaldırıldı. O…
Kafkasya-Kırım
Seyyahlara Göre Kırım’da Sosyal Ve Kültürel Hayat
A
raştırmamıza konu olan seyyahlar, yabancı bir müşahit olarak Tatarların sosyal, kültürel ve iktisadi durumu hakkında dikkate değer bilgiler kaydetmişler.. Şehirlerde gördüklerini not alan seyyahlar bu coğrafyada yaşayan insanları inceleme fırsatı bulmuşlardır. 

Seyyahların Tatarlar arasında özellikle dikkat çektikleri…
Kafkasya-Kırım
Seyahatnamelerde Kırım
K
aradeniz’in kuzeyinde yer alan ve jeopolitik açıdan oldukça önemli bir yerde bulunan Kırım, tarih boyunca Rusya’nın genişleme politikasının kilit noktasını oluşturmuştur. Altın Orda devletinin dağılmasından sonra bu bölgede kurulan Kırım Hanlığı, Osmanlı Devletinin himayesiyle birlikte Rus işgaline kadar olan süreçte…
Seyahatnamelerde Kırım
Kafkasya-Kırım
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
A

kdeniz’deki Kıbrıs adası, bizim için ne anlama geliyorsa Osmanlı ceddimizin "Siyahdeniz" dediği Karadeniz’e bakan Kırım yarımadası da aynı değerdedir.

Ecdadımız, yüksek devlet adamı idrakiyle hem Akdeniz ve hem de Karadeniz’e büyük ehemmiyet vermişlerdi. "Akdeniz" derken yaptığımız tarifi, bugünkü Akdeniz’den ibaret…
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Hazin Günü
T

arihin en karanlık sayfalarından biri, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım’da yazıldı. Kırım Tatar halkı, Sovyet lider Josef Stalin’in gizli kararnamesiyle, sadece 15 dakikalık bir hazırlık süresiyle evlerinden koparıldı.

250 Bin İnsanın Yarısı Yollarda Can Verdi 

Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce insan hayvan…
Kırım'ın Hazin Günü
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Kara Günleri
K

ırım Türkleri, asırlar boyunca yaşadığı Kırım topraklarının stratejik öneme sahip olmasından dolayı sürekli olarak Rusların baskısı altında kalmıştı. Kırım’ın Küçük Kaynarca Anlaşması (1774) sonrasında Osmanlı himayesinden çıkıp, ardından Rus Çarlığı tarafından ilhak edilmesiyle (1783) baskının şiddeti ve…

Kırım'ın Kara Günleri
Kafkasya-Kırım
Kırımlı Âlim Seyyid Ahmed Efendi
A
slen Kırımlı olan bu bu zat, Osmanlı devri âlimlerindendir. İsmi, Ahmed olup, babası Abdullah Efendi’dir.. Kırımî nisbesiyle meşhûr olmuştur. Ahmed Efendi’nin doğum târihi bilinmemektedir.

Kırım’da doğup büyüyen Ahmed Efendi, o beldenin meşhûr âlimlerinden “Fetvâ-i Bezzâziye” sahibi Hâfızüddîn Muhammed Bezzâzî’den ve…
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Y
az tatilimizin 1 aylık kısmını, hanımımın aile büyüklerini ziyarete geldiğimiz Bakü’de geçirdik. Kardeş vatandaki müşahedelerimi aktarmak istiyorum. Azerbaycan, kararlı, cesur liderliği; güçlü, kahraman ordusu ve Türkiye’nin desteğiyle 2020 yılında Karabağ zaferini kazandı. 2023 Eylül'ündeki antiterör emeliyatı…
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Kafkasya-Kırım
Çerkeslerin Muhacereti
Ç

erkeslerin Abigo vadisinde son mukavemet teşebbüsleri, Kafkas tarihinde asla unutulmayacak olan bir hadisedir. 7 - 11 Mayıs 1864’de kadar dört gün içinde Ruslar, bir avuç Çerkes tarafından yenilgiye uğratılmışlardır. Nihayet Rusların kuvvetli bataryalarının ateşi altında bu Çerkeslerin hemen hemen tamamı şehit…

Çerkeslerin Muhacereti
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
G
ünler, talihin bize küstüğü zamanlardan biridir. Türk yurdu Azerbaycan, İngiliz, Rus ve Ermeni işgali altındadır. Yapılmayan kötülük yoktur. Osmanlı zor vaktindedir. Fakat yüreğinin bir yarısı Yemen'se diğer yarısı Bakı'dır. Bu işgal böyle devam edemez. Onun için Nuri Paşa komutasındaki İslam Türk Kafkas Ordusu,…
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
Kafkasya-Kırım
Başkurdistan Neden Karıştı?
B
aşkurdistan Cumhuriyetinde yaklaşık bir haftadır büyük gerginlik var.

Başkurdistan neresi? Rusya Federasyonu’na bağlı bu özerk devlette neler oluyor? Rusya’nın, ülke dışındaki fiilî -özellikle Ukrayna- kabili atakları olduğunda Başkurdistan’daki tepki hareketlerin sebepleri ne olabilir?

Başkurdistan Rusya Federasyonu’na…
Başkurdistan Neden Karıştı?