Güneşin Doğduğu Yerden Ağıtlar Yükseliyor

Muammer Yorulmaz 07.12.2013 4140
T
ürkistan ismi genel itibariyle, batıda Hazar denizinden başlayıp doğuda Taklamakan çölüne kadar olan bölgeye verilen bir isimdir. Sovyet döneminde “Türkistan” olarak adlandırılan bu geniş toprakların daraltılması, Türkistan isminin küçük bir yere verilmesiyle başladı. Bunun amacı büyük Türkistan mefkûresinin önüne geçmekti. 

Bugün Güney Kazakistan’da küçük bir şehir olan Yesi şehrinin ismi Türkistan olarak değiştirildi. Bu isim değişikliğinin sebebi, toprakların daraltılmasıyla düşüncelerin de daralacağı temennisidir. Ancak Çin tarafından ismi önce Şin-cang (yeni toprak) daha sonra da Sincan Uygur Otonom Bölgesi olarak değiştirilen bölgenin adı tüm dünya tarafından halen Doğu Türkistan olarak kabul edilmektedir. 

Doğu Türkistan, gücünü ve tarihi önemini İpek Yoluyla birlikte almıştır. Uygur topraklarının verimliliği ve ipek yolunun önemli şehir merkezlerinin burada kurulması, Uygurlara ekonomik ve siyasi bir güç kazandırmıştır. Türkler arasında ilk yerleşik hayata geçen, büyük şehirler kuran Uygurlar, bu güçlerini devam ettiremeyerek, her Türk devletinin başına geldiği gibi, bir zaman sonra taht kavgaları sonucu Çin ve Rusya’nın baskı ve işgalleriyle karşı karşıya kaldılar. 

Orta Asya’daki hemen her Türk devletinin, nedense, iktidarlarının son demlerinde Sultan’a elçi göndererek Osmanlı himayesine girme talepleri son Uygur hanlığının başına da geldi. Ancak diğerlerinde de olduğu gibi, Osmanlı yardımı gelmesine rağmen, mesafenin uzak olması ve Osmanlının kendi derdine düşmesi sebebiyle bir sonuç alınamadı. Doğu Türkistan bir dönem Çin, Sovyet Rusya ve tekrar komünist Çin tarafından işgal edildi. Bu işgaller sırasında Rusya ve Çin arasında ikilik çıkarmaya çalışan Uygur yöneticiler başarılı olamadılar. Ve bundan sonra Doğu Türkistan Uygurlarını asimile etme çalışmaları başladı.
 
Önce bölgeye Han milliyetinden (Çinli) aileler yerleştirilmeye başlandı. Bölgede işgalin ilk başladığı yıllardaki Çinli sayısı 200 bin iken bugün bu rakam 6 milyonu geçmiş durumda. Dini eğitim ve ibadet yasaklandı. Dini neşriyat toplatılarak bizzat âlimlere şehir meydanında yaktırıldı. Önde gelen âlimlerin kimisi tutuklandı, kimisi bazı ayaklanmalar sebep gösterilerek idam edildi. Bunların yerine komünist Çin yandaşı âlimler getirildi. Sokakta iki Uygur’un bir araya gelip konuşması yasaklandı. Üç Uygur’un bir araya gelip konuşması ise örgütlenmeye teşebbüs olarak kabul edilip suç teşkil edeceği ilan edildi. 

Bu yapılanlar saymakla bitmez belki. Çünkü Çin’in amacı belliydi: Uygur topraklarına sahip olmak... Bu uğurda akla gelmeyecek işkence ve yöntemler denediler. Yönetime karşı ayaklanan Müslüman Uygurlarsa sert bir şekilde bastırılarak ya idam edildi ya da hapse mahkûm edildi. Çinlilerin elinden kurtulanların bir kısmı da çareyi hicret etmekte buldu. 

Uygur bir gencin anlattığı olaylar, o yıllarda Çin hapishanelerindeki işkence ve ölümlere açıklık getirmesi açısından önemli. Uygur genç babasının yaşadığı olayları şöyle anlatıyor: “Babamla çok güzel günlerimiz geçti. Hep bana bir şeyler anlatırdı. Bunların benim kişiliğimde önemli bir yeri vardır. Ancak konuşmamız belli bir noktaya geldiği zaman babam susar ve konuşmazdı. Küçük olduğum için de ben ısrar edemeden başka konulara geçerdi. Şuan gözümün önüne hep o son halleri gelir. Ayağa kalkamayacak derecede hastaydı. Yaklaşık yedi yıl bu şekilde geçirdi ömrünü. Babamla ilgili tüm sorularım cevapsız kalıyordu. Annem ve babam sorularıma hep susarak cevap verirlerdi. Sonunda amcamdan öğrendim her şeyi. 

Babam Çin işgali sırasında Uygur gençlerinin liderliğini yapmış. Bu sırada tutuklanmış. 10 yıl hapse mahkûm olmuş. Hapishanede gördüğü işkenceler sonucu, öldü diyerek, dedeme teslim etmişler babamı. Dedem babamı teslim aldığında bel kısmı parçalanmış durumdaymış. Dedem samanlıkta babamın parçalanmış olan vücudunu çuvaldızla dikmiş. Babam uzun bir süre samanlıkta saklanmış. Bir buçuk yıl sonra babamın ölmediğini anlayınca cezasını tamamlamadı diyerek tekrar tutuklamışlar.

Cezasını tamamladığında, hapishanede yakalandığı bir hastalıkla dışarı çıkmış. Ve o hastalık onu bizden 2001 yılında aldı. Babamın o tedirginliğini asla unutamam. Ağabeyimle beni büyük bir titizlikle yetiştirdi. Ancak kendi başına gelenlerin bizim de başımıza gelmemesi için olsa gerek, yaptıklarından ve başına gelenlerden hiç bahsetmedi. O, bizim kendini bilen şahsiyetli insanlar olarak yetişmemiz için elinden geleni yaptı. Umarım ona layık olabilirim.” 
Bu konuşmayı diğer bazı Uygur gençleriyle de yapmayı denedim. Ancak bulunduğumuz ortamdaki Uygurların büyük bir kısmı böyle bir konuşma yapmaktan kaçınıyorlar. Sebebi ise içlerinde bir ajanın olduğu şüphesi... 

Bugün Doğu Türkistan halkı için söylenebilecek söz, şehirleri işgal edilmiş, tüm birikimleri yağmalanmış; kendileri sindirilmiş olsa da kalplerimiz hâlâ birlikte atıyor; Hoten’de, Kaşgar’da, Yarkent’te. Şehirlerinin şarkısı sustu belki ama onların şarkısı hâlâ devam ediyor. Yabani güvercinlerin hiçbir zaman evcilleştirilemeyeceğini gösterecekler bir gün; bize ve tüm insanlığa… 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür