Gerçek Lider ve Müşfik Baba İsa Yusuf Alptekin’den Bir Hatıra

Doç. Dr. Ömer Kul 01.04.2016 3404
D
resim
oğu Türkistan'ın Türk lideri İsa Yusuf Alptekin, ülkesinin komünizm işgaline uğramasından sonra hicret esnasında Himalaya dağlarında kızıyla ilgili bir hatırasında şöyle diyor:

1949 yılında Kızıl Çin kuvvetleri Milliyetçi Çin kuvvetlerini yenip bütün Çin’i ele geçirdikten sonra, Doğu Türkistan’a doğru yönelmişlerdir. Merhum mücadele arkadaşım M. Emin Buğra Bey ve ben bu şartlar altında Doğu Türkistan’da kalamayacağımızı anlamış ve aziz vatanımızdan ayrılma kararı vermiştik.

20 Eylül 1949 günü Urumçi’den ayrılmış, 1 Ekim 1949 günü gerekli pasaport ve izin belgelerini temin ettikten sonra Kaşgar’dan hareket etmiştik. 19 Kasım 1949 günü sınırı geçip 11 Aralık 1949’da Ladak’a varabilmiştik. Ertesi gün ise kafilemizin kalan kısmı, ailem ve arkadaşlarımla, Ladak’a geldiler. Bir gün sonra da, çok zor şartlar altında geçen yolculuğumuz sırasında hastalanan çocuklarımın tedavisi için askeri bir uçakla Ladak’tan Keşmir’in merkezi olan Srinagar’a vardık.

Kızım Yalkın, iki aydan çok süren Himalaya dağlarında zor şartlar altındaki yolculuğumuz esnasında hastalanmıştı. Srinaga’a gelişimin asıl sebebi bir an önce kızımın tedavisini yaptırmaktı. Ladak’tan refikam Fatma Hanım, oğullarım Aslan, Ilgar ve kızım Yalkın ile birlikte hareket etmiştik. Beraberimizde bizim zamanımızda Urumçi hastanesi başhekimliği yapmış olan Dr. Abdurrahuf da Sriginar’a gelmişti.

Srinagar’da bizi merhum Mesut Sabri Bey’in yeğeni Albay Ethem Bey karşıladı. Ethem Bey bizim zamanımızda Doğu Türkistan Eyâlet Hükümeti’nin Emniyet Muhafaza kuvvetleri komutanı idi. Kendisi Türkiye’de tahsil görmüş, daha sonra Çin Harp Okulunu bitirmişti. Ethem Bey’den başka Addurreşit Hacı, Yasin Kaan, Mehmet Emin Hacı, İbrahim Can Hacı, Ali Can başta olmak üzere bir grup Doğu Türkistanlı yurttaşımız bizi karşılayanlar arasındaydı. Bunlardan Addurreşit Hacı, doğu Türkistan’ın en zenginlerinden olan ve daha sonra Ruslar tarafından öldürülen Hacı Ömer Bay’ın oğludur. 

Srinagar’da otele yerleştik ve hemen hemşehrilerimle görüştüm. Ethem Bey ve Dr. Abdurrauf, Hacı Muhammet Kasım ve Yasin Kâri gibi hemşehrilerimin yardımı ile çocuklarımı hastaneye götürüp muayene ettirdik. Ancak hastanelere yatıramadık. Otele doktor çağırıp tedavi ettirmeye çalıştık.
Kızım Yalkın o esnada 7 yaşında idi. Büyüklere hayret ettirecek kadar akıllıydı. Biz hükümetteyken, General Cang Cicung ziyaretimize geldiği zaman Yalkın’ı “benim küçük arkadaşım ne güzel kız, ne akıllı kız” diye severdi. Yalkın bir gün bana: “babacığım general bana akıllı arkadaşım diyor ama, hep sizi davet ediyor. Beni davet etmiyor” demiş ve bende bu sözlerini  generale söylemiştim. Bir defasında birlikte davetine gitmiştik. Yaşı küçüktü ama, anlayışı ve kavrayışı yüksekti.

Hastalığı esnasında, boynuma sarılır; “çok dert ekiyorum babacığım! Benim için ağlamayacaksınız diye acılarıma dayanmaya gayret ediyorum. Ne olursa olsun Allah boğazıma iyilik verse her şeye razıyım” diyerek bizi teselli etmeye çalışır, bu durum bizi daha çok üzer ve yüreklerimiz parçalanırdı. Annesi: “yavrucuğum, ayağını ben dondurdum, seni derde ben düşürdüm, suç bende” dedikçe o: “hayır anneciğim, sen bana iyi baktın bu Allah’ın takdiri” der, bizi mahcup ve müteessir ederdi.
24 Aralık 1949 günü kızım Yalkın’ın hastalığı ağırlaştı. Boğazı hırıldamaya başladı. Su içmek istiyor ancak boğazından geçmiyordu. Gece sabaha yakındı. Biricik kızım Yalkın, konuşamaz hâle geldi. Bu hâlinde bile annesini teselli etmeye çalışıyordu.

Gece ağırlaşması üzerine Dr. Abdurrauf Bey’i çağırdık. Ancak yavrumu kurtaramadık. Güzel, tatlı ve şirin sözlü akıllı Yalkınımız dert üstüne dert, kaygı üstüne kaygı ile bizi hasrete ve üzüntüye gark ederek ahirete göç etti. Biz başka ülkelere küçük bir göç yaparken o en büyük göçü yapmıştı bile. Allah rahmet eylesin.

Yurdundan, evinden, akraba, dost ve fikirdaşlarından yeni ayrılan; bir yandan bin bir haksızlığa uğrayan, vatanı ve milletinin derdi ile hem dert olan, bir yandan da çok ağır zahmetlere, külfetlere, dertlere, hülasa tasviri mümkün olmayan zorluklara uğrayarak Keşmir’e sığınan bizler için bu ölümün ne kadar acı olduğunu anlatabilmenin imkânı yoktur.

Kızımı, buraya gelen Türkistanlıların barınması için yapılmış olan “Saray Sefa Kadel” isimli hanın önündeki mescidin içinde bulunan Türkistanlılar mezarlığına defnettik.

Şunu ifâde edeyim ki kızımın vefatından sonra 1926’lardan itibaren Batı Türkistan’da Kızıl Rusların zulüm ve haksızlıklarına karşı başlattığım komünizme karşı mücadelelimi ölümüm pahasına da olsa devam ettirmeye karar vermiştim. Bu defa bizi memleketimizden çıkaran kızıl Çinlilerden de intikâmımı almaya yemin ettim. Çünkü bütün Türkistanlıların o yıllardaki perişanlıklarının, zoraki vatanlarını terk edişlerinin, yollarda çektiklerinin, hayatını kaybeden masumların ve kızımın vefatının müsebbipleri olarak bazı şahıslar gösterilebilirse de gerçek suçlu komünizm idi. O yıllarda komünizmin tatbikçileri ise Mao, Stalin… vb. idi.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür