Geçmişten Günümüze Türkmenistan

Sefermurat Türkmenbaşı 25.11.2021 1211
S
resim

ovyetler’in dağılmasından sonra Türkmenistan’ın ilk cumhurbaşkanı olan Sefermurat Türkmenbaşı “Ruhname” isimli kitabında şunları kaydediyor:

Bağımsızlığımızı ilan ettiğimiz gün “Türkmenistan ile Türkiye iki devlet bir millettir” diye ifade ettim. Çünkü Oğuz bir anlamda Türkmen demekti. Oğuz dili, Türkmen dilidir. Selçuklu ve Osmanlının dili de Türkmen dilidir. Günümüz Türkiye Türkçesi biraz farklılaşan Türkmen dilinden ibarettir. Dilimiz, kültürümüz, kanımız birdir. Biz Türkmenler bununla iftihar ediyor Türk kardeşlerimizden de bunu bekliyoruz.

Biz daima itilip kakılmaya alışmışız. 74 yıllık Sovyet döneminde daima baskı altında yaşadık, biz bütün bunlara dayandık. Çünkü en basiti, biz görüşümüzü ifade etme hakkından dahi mahrumduk. Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin her seviyedeki idari toplantılarında genel kurul ve kongrelerde, mecliste Moskova’da mutlak suretle Türkmenler tehdit ediliyordu. Bu adet haline gelmişti. Türkmenleri, “Geçmişin zararlı kalıntılarını terk edemediniz, sosyal düşünce yapınız gelişmemiş, iktisadi açıdan gerisiniz” diyerek küçümsüyorlardı.

Ben, Türkmenlerin Sovyet dönemindeki 74 yıllık en ince teferruatına kadar öğrendim. Onlarda sadece Türkmenlerin birbirleri ile olan mücadelelerinden bahsedilmekte fakat, Türkmenin zengin tarihi geçmişi hakkında tek kelime dahi bahsedilmemiştir. Sanki böyle bir tarih yaşanmamış.

20. Yüzyıl çok ağır geçti. Tarihte hiçbir zaman yabancı bir devletin boyundurluğuna girmemiş Türkmen, başka bir devlete bağımlı kaldı.

1914-1918 yılarında ceryan eden I.Dünya Savaşına iştirak edip vefat eden Türkmenlerin sayısı 80 bini geçmektedir. 1917-1930’lu yıllarda zengin olduğundan dolayı sürgüne gönderilen Türkmenlerin sayısı 900 bini geçmiş ve söz konusu yıllarda ülkeden çıkmak mecburiyetinde kalanların sayısı 4 milyonu bulmuştur.

1930-1937 yıllarında milliyetçi, halk düşmanı, eşkıya diye adlandırılarak kurşuna dizilen, sürgün edilenlerin sayısını tespit etmek zor. Çünkü  insanlar köylerde, şehirlerde, her gece sessiz, sedasız kayboluyorlardı. Onları sormaya aramaya korkulurdu! Türkmen halkı işte böyle bir ruh çöküntüsü içinde yaşadı.

II. Dünya Savaşı’nda 740 bin Türkmen genci askere alındı. Hemen hemen bunların tamamı çeşitli cephelerde öldü, binlercesi de sakat kaldı.

Günümüzde de “Eh Sovyet dönemi iyiydi” diyen insanlarla karşılaşıyoruz. Aziz Türkmenim yanılma, kendi kendine vatanın, bağımsızlığın büyüklüğünü ölçme! O değerlere paha biçilmez.

Ey Türkmen! Sovyet döneminde neredeyse dilini unutacaktın. Rusçayı bilmiyorsan seni ne okula ne işe alıyorlardı. Dinini, örf ve adetlerini unuttun. İktisadi açıdan en geri kalan ülke idin. Milletimiz köy ve şehirlerde çok kötü şartlarda yaşadı. Evet, ak saçlı ihtiyarlarımızın gençlere bunları anlatması şarttır.

Türkmenistan Sovyet hazinesine her sene 10-18 milyar dolar (petrol, gaz, pamuk, kimyasal mamüller) sağlıyordu, geriye 1 milyon dolar bile dönmüyordu. Bu durumda manevi değerler kaybolup haramzadelik, namussuzluk, alçaklık, güvensizlik, sahtekârlık alışkanlık haline gelmeye başladı.

Türkmenler binlerce yıldır millet olarak kaybolmadan hayatlarını devam ettirmişlerdir. Sadece Sovyet döneminde anne-kız, baba-oğul münasebetlerinde, milli değerlerimize büyük zarar verildi. Bundaki esas gaye Türkmen ailesini yıkmaktı. Bu usulün Türkmen milletini yok etmek için en uygun yol olduğu anlaşılıp, kasten uygulanmıştır.

Büyük dinler başta olmak üzere edebiyat ve insanlığın iyiliğini gaye edinen bütün sanatlar örnek insan modelini ortaya koyarlar. Bizim devletimizin ana hedefi dünya edebiyatına mevzu olmuş, yüce ruhlu, fedakâr, mert, yiğit ve büyük hedefler güden ideal insanı yetiştirmekten ibarettir. Bizim halkımızın her bir ferdi zengin olmalıdır ama ilk önce ilimli seviyeli gelişen dünya görüşlü insan olmalıdır.








İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür