Geçen Asrın Sonunda Bosna’da Neler Oldu?

Prof. Dr. M. Şerefettin Canda 02.09.2016 4096
B
resim
osna-Hersek Cumhuriyetinin yüzölçümü 51.129 km2dir. Adriyatik Denizi 1110 kıyısında 20 km'lik bir kıyısı vardır. Nüfusu da 1985'de 4.523.000'dir.

Osmanlılar, Bosna-Hersek topraklarına 1386'dan sonra gelmeye başladılar ve sonuçta Fatih Sultan Mehmet (II. Mehmet) 1463'de Bosna'yı kolaylıkla Osmanlı Devleti topraklarına kattı. 

Ortodoks olan Bosna Kralı, Hıristiyanlığın Bogomil mezhebinden olan Bosna halkına adaletli davranmıyordu. Bu sebeple halk, kendi inançlarına benzer unsurları taşıyan Müslümanlığı seçerek Osmanlı yönetimine girdi. Böylece, Müslümanlığı seçen Bosna halkı "Boşnak" adıyla anıldı. 

Fatih Sultan Mehmet yayınladığı ünlü ferman ile herkesin kendi inancında, din ve mezhebinde hür olduğunu bildirdi. Bu fermanın, insan haklarına saygının çok önemli bir vesikası olarak Boşnakların bundan sonraki hayatında unutulmaz ve çok değerli bir yeri vardır. 

Hıristiyanlığın Bogomil Mezhebinden olan Bosna-Hersekliler'in müslümanlığı seçmesinden sonra, Anadolu'dan gelen çeşitli din ve tarikat mensuplarının da tesiriyle, kendi mahalli kültürleriyle Osmanlı-Türk-Müslüman kültürünün karışımı sonucu, kendine has bir topluluk ortaya çıktı. Bunlara Boşnak adı verildi. 

Osmanlı Devlet idaresinde, Boşnak asıllı devlet adamları çok önemli vazifeler aldı: Damat İbrahim Paşa, Sofu Mehmet Paşa, Cezzar Ahmet Paşa, Koca Mustafa Paşa, Hersekzade Ahmet Paşa, Kuyucu Murat Paşa. Bosna-Hersek önce Osmanlı Devleti'nin Rumeli Eyaleti'nin bir Sancağı idi. Kanuni Sultan Süleyman (I. Süleyman) zamanında (1520-1566) sınırlar genişledi ve 1580'de Bosna Eyaleti kuruldu.

Bosna Eyaleti'nin Sancakları şunlardı: Sarajevo, Bihaç, Banja Luka, Travnik, Herzegovina, Zivornik. İlk Beylerbeyi: Gazi Ferhad Paşa. Sonraki yüzyılda Eyalet Merkezi 150 yıl süreyle Travnik şehri oldu. 

Bosna-Hersek'de, yaklaşık 500 yıllık Osmanlı döneminde çok sayıda medreseler, yollar, köprüler, camiler, okullar, kütüphaneler, hanlar, hamamlar, hastaneler, kapalı çarşılar gibi bayındırlık işleri yapılmıştır. 

Bosna-Hersek, Osmanlı Devlet idaresine ve Osmanlı Sarayına çok sayıda idareci vermiştir. Anadolu'dan da çok sayıda insan, özellikle din adamları ve sanatkârlar Bosna-Hersek'e götürülerek değişik bölgelerine yerleştirilmiştir. 

Bu sebeple, Osmanlı Devleti ile çok yakın birliktelik göstermiş olan Boşnaklar, sonraki yüzyıllarda da, zaman zaman Türkiye'ye çeşitli göçlerle gelmiş ve önemli sayıda Anadolu'nun özellikle batısında yerleşmişlerdir. 

Özetle belirtilen bu sebeplerle, Bosna-Hersek Halkı ve Boşnaklar Anadolu ve Türkiye ile tarihi, kültürel, dini, akrabalık, moral değerler ve sosyolojik bağlarla bağlı, kendine has kültürel kimliği ve hususiyetleri olan, çağdaş bir toplumdur.

Bosna-Hersek, 1877-78 Osmanlı - Rus Savaşı'ndan sonra imzalanan Berlin Antlaşması (13 Temmuz 1878) ile görünüşte Osmanlı toprağı olarak kalmakla birlikte, geçici olarak Avusturya-Macaristan Devleti'nin denetimine bırakıldı ve en sonunda, bir oldu bittiyle, 7 Ekim 1908'de, bu ülkenin topraklarına katıldı. 

Bu oldu bitti hadisesinin tesirleri çok güçlü oldu ve I. Dünya Savaşı'nın çıkmasına da zemin hazırladı. 
Avusturyalılar, Bosna'da çok sayıda bayındırlık işleri yaptılar, ayrıca Ortodoks, Katolik ve Müslüman olmak üzere üç eşit cemiyet varlığına dayalı bir idare oluşturdular. 

Sırplar bu durumu istemediler. 28 Haziran 1914'de Avusturya Prensi Ferdinand, Saray Bosna'da bir Sırp genci tarafından öldürüldü. Bu olay I. Dünya Savaşı'na yol açtı. 

Bosna-Hersek, 26 Ekim 1918'de Sırbistan ile birleştirildi.

Bosna-Hersek, 1946'de yeni kurulan Yugoslavya Cumhuriyetinin 6 Federe Cumhuriyetinden birisi oldu. 

Bosna-Hersek Federe Cumhuriyeti, Yugoslavya'nın 1992'de dağılmasından sonra, diğerleri gibi bağımsızlığını almak istedi. 

Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya ile Makedonya bağımsızlığını kolaylıkla alırken, Bosna-Hersek Cumhuriyeti Sırp ve Hırvat saldırısına uğradı ve her yer kan gölüne döndü. 

Asrın Sonunda Bosna'da Neler Oldu? 

1992'de Yugoslavya Federe Devleti'nin dağılması ile bağımsızlığını almak isteyen Bosna-Hersek, diğer Federe Devletlerin (Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya, Makedonya) tersine, bir yandan Sırp, diğer yandan da Hırvat saldırısına uğramıştır. 

Sınırların dokunulmazlığı, kendi yönetimini seçme hürriyeti ve hakkı (Self determination) ile bütün temel insan hakları bir yana itilerek, Dünya'nın önünde ve Avrupa'nın ortasında, faşistlerin kaba güç gösterisine dayalı, toplu kıyımlar (Serebrenika ve Zepa gibi) ve soykırım sayılacak insanlık suçu işlenmiştir. 

Oysa bu dönemde, Avrupa Topluluğu (AT)'nu oluşturma çabası içindeki Avrupa ülkeleri, kendi aralarındaki sınırları kaldırmanın ve "ortak değerleri" olan bir birlik oluşturmanın yollarını aramaktadır. 

İnsanlar, fark gözetilmeden kadın, çocuk, yaşlı demeden öldürülmüş, baskıya uğramış, yer ve yurtlarından edilerek göçe zorlanmış, aç ve susuz bırakılmış, konutları yıkılmış ve yağmalanmıştır. 

Gençler ve genç askerler sistematik bir biçimde ve amaçlı olarak, keskin nişancılarla (sınaypır) vurularak el, kol, ayak ve bacaklarından sakat bırakılmıştır. Böylece, toplum üzerinde izleri yıllarca sürecek, sistematik psikolojik bir baskı - kronik ruhsal travma ve sonuçta bir tür işkence uygulanmıştır. 

Özellikle Serebrenika ve Zepa'da faşistler tarafından, geniş ölçüde toplu kıyımlar ve binlerce kişiye soykırım uygulanmıştır. 

Binlerce Boşnak kadınına ve kız çocuklarına sistematik bir biçimde cinsel saldırıda bulunulmuş, insanlık onuru aşağılanarak ve hiçe sayılarak yapılan bu uygulamalar, etkisi yılarca sürecek olan psikolojik ve sosyal meselelere, gerçekte bir işkence biçimi olan "kronik travmaya" ve bunalıma yol açmıştır.  

Ülkenin bütün endüstri, sanayi, tarım, ulaşım ve ekonomik kuruluşları kundaklanmış, yakılmış ya da yıkılmıştır. 

Ülkenin, insanlığın ortak malı ve özgün kültürel mirası olan bütün kültürel, tarihi izler taşıyan, özellikle Osmanlı Dönemi inşaatları, eserleri ve kalıntıları yıkıma ve saldırıya uğramıştır.

Okullar, üniversiteler, hastaneler yıllarca kapalı kalmış, eğitim, öğretim ve sağlık hizmetleri durmuştur. Toplum eğitimsizleştirilerek, karanlığa, geriliğe itilerek, cihanşümûl insan değerlerinin gelişimi önlenmiştir. 

Bosna-Hersek şehirleri sürekli kuşatma altında tutularak, dış dünya ile ilişkisi kesilmiş, insanlar 4 yıl boyunca hayatlarını bu şartlar altında geçirmeye zorlanmış, bir yandan da şehirlerin çevresindeki dağlardan ve tepelerden ateş edilerek, insanların tepesinde asılı duran "Demoklesin Kılıcı" gibi bir tesir meydana getirerek "kronik pisişik travma" yapılmıştır. 

Saray Bosna (Sarayevo), 4 yıl boyunca, her türlü ihtiyaçlarını tünel yoluyla sağlamaya zorlanmış ve insan onuru aşağılanmış, bu yolla da bir başka türde "kronik psikolojik ve fizik travma" yapılarak işkence uygulanmıştır.

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren