Yaşayan Türkçeyi yıpratan ve soysuzlaştıran bu yanlış kuruluşlu kelimelerin dilden atılmasına değil, tartışılmasına bile katlanamayan bu zihniyetin temsilcilerine kendi mantıkları ile şu soruyu sormak gerekmiştir: Madem ki, dilin hayatına girip yerleşmiş olan kelimelerin tartışması yapılamıyor. Bunlar yanlış bile olsalar, dilden kaldırılıp atılamıyor. O halde, neden “Bütün eser, ifade, hayat, hatırlamak, sohbet” gibi harcıâlem ve yanlış olmayan kelimeler kaldırılıp atılarak, yerlerine “Tüm” , "Yapıt", "Deyi", "Yaşam", "Ansımak", ve “Söyleşi” gibi karşılıklar konmuştur? Bunlar dilde yüzyıllardır kullanıla kullanıla dilin “ Çevrimine” girmiş ve benimsenmiş olan kelimeler değiller miydi?
-Verdikleri karşılık susmaktan ibarettir?
Görülüyor ki, kendilerini savunmak üzere ileri sürdükleri görüşlerde bile, icraatlarının gerekçesini temelinden sarsan bir çelişkiye düşmektedir.