Fergana Vilayeti

Abdurreşîd İbrâhîm 30.04.2015 3428

Bir zamanlar ilim ve irfan merkezi olan Fergana Vilayeti'ni ziyaret eden meşhur seyyah Abdurreşîd İbrâhîm (1857-1944)’in, “Alem-i İslam” ismi ile neşredilen hatıralarında, Fergana'nın Rus işgali zamanındaki durumunu anlatan bir bölümü aşağıda sunuyoruz:

S
emerkant’tan Fergana vilayetine doğru yola çıktım: Hokant, Namangan, Mergılan, Endicanı gezdim.

Bunların hepsi önceden de bahsettiğim gibi iki belde ve mahalleden ibarettir: Rus mahallesi, Müslüman mahallesi. Hokant’ta nüfus doksan beş bin olup, bundan ancak üç bini Rus olduğu halde Rus mahallesi gayet muntazam, Müslüman mahallesi ise gezilecek/yürünecek bir halde değildir. Bütün Türkistan’da ilim hususunda Hokant ikinci derece bulunuyor. Birinci Buhara, ikinci Hokant.

Burada Hanlar zamanından kalma gayet büyük medreseler görülür. Bunlardan başka nefis İslâm eserlerinin numunesi olarak “Hudâyâr Han Sarayı” adında yüksek bir saray vardır ki bugün asker kışlası yapılmıştır. Bu saray bundan otuz beş sene evvel bir İslâm padişahının saltanat sarayı olduğu halde, bugün Rus askerî kışlası olmuştur.

Bundan kırk-elli sene evvel muazzez ve mükerrem olarak içi ve dışı ayetlerle bezenmiş bulunan bir İslâm sarayı, bugün lisân-ı hal ile feryat ediyor: “Rezil oldum, fısk ve fücur yeri oldum. Bundan kırk sene evvel içimde zikir, tesbih ve Kur’ân tilavet olunurken bugün türlü türlü fücur icra olunuyor, çirkin sözler söyleniyor. Ağza söven, ana-babaya küfreden sarhoşlara, edepsizlere mesken oldum…” diyor.

Bu rezaletler her Hokantlının gözü önünde yapılıyor. Hokantlılar bugün kan ağlasalar azdır; fakat insan esarete çabuk alışırmış.

Hokant’ta gayet âlim ve fâzıl adamlar var; edipler var; şairler var; fakat hamiyyet yok; gayret yok; himmet yok; kavmiyet yok; milliyet yok. İşte bunun için İslâm padişahının saray-ı hümayunu Rus askerine kışla olmuştur.

Mergılan, Nemengan, Oş, Ços ve saire bütün Fergana beldelerinin halkı Özbek’tir; gayet sade ve kabiliyetli bir millet olduğu halde, cehalet hasebiyle esarete mahkûm olmuştur.

Ben Fergana’dan tekrar Sirderya vilayetine, Taşkent’e döndüm, burada tekrar on beş gün kadar ikamet ettim; ardından Çimkent, Evliya Âta, Peşpak, Tokmak yolundan hayvan ile, 1.000 kilometre mesafe katederek Yedisu vilayetinde Almaâtâ şehrine geldim. Asıl vatanım olan Târâ beldesinden buraya kadar katetmiş olduğum mesafenin toplamı 5.900 kilometreye yakın bir mesafe olup; bunun 1.300 kilometresi hayvan ile gidilir; geri kalanı hep demir yoludur.

Buralarda oturan halkın büyük kısmı Müslümandır. Özellikle “Sirderya; Fergana, Semerkant vilayetleri tamamıyle Müslümandır”. Desek caizdir, fakat bu son senelerde Ruslar yerleştirilmeye başlamıştır. Özellikle bu senelerde iç Rusya’dan büyük miktarda göçmen Türkistan’a gelmektedir.

Rusya’nın eskiden beri takip ettiği yol budur ki: Bir memleketi istimlak etmeyi murad edince, her şeyden evvel orasını Rus unsurlarıyla asimilasyon yapmaya (Ruslaştırmaya) çalışır.

Bu sebebe mebni, Rusları Türkistan Yedisu vilayetlerine yerleştirmek için, hükümet milyonlar sarfeder. Fakat asimilasyonun olup olmayacağı (Ruslaştırmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği) meselesi ağırdır.

İç Rusya’da Ufa, Kazan, Nijni ve diğer vilayetlerin tümünde Tatarlar asırlarca Ruslar ile karışık, vilayetlerin çoğunda, Ruslar da çok olmakla beraber, Ruslaşmak şöyle dursun, gittikçe Tatarların milliyet ve taassubu kabarmış ve kabarmaktadır; hatta bir aralık Ruslar “Tatar” kelimesini gayet çirkin tabirler ile hakaret manasında kullanmışlar, bir aralık Tatar cahilleri arasında “Tatar” kelimesini “mecusî” manasında kullandırmışlar.

Hatta biçare Tatarlar bu iltibası (karışıklığı) gidermek için, Mecusîlik’in hatıra gelmemesi için, “Tatar” yerine “Müslüman” derlermiş, günümüze kadar da Tatarlar, “Tatar lisanı” diyecekleri yerde, “Müslüman dili” derler. Bununla beraber, “Ruslaşmak (asimilasyon) eseri bugüne kadar gerçekleşmedi” diyebiliriz. 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür