Fatih'in Mirası: Bosna Hersek

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil 05.10.2018 2972
B
resim
osna-Hersek tam 110 sene önce bugün elimizden bir sabun gibi kayıp gitti. Tam 445 yıldır Türk yurdu idi. Bu kadar kolay bir şekilde nasıl kaybedildi? 

Bir dönem ve hâlâ birilerince suçlamalar hep II. Abdülhamid Han’a yönetilmektedir. Hem iktidara müdahale ederler. Hem de hiçbir suçu kabul etmez bunlar. Bir anlamda mert de değillerdir. 

Zira tarih bilgisi bir yana tarihi metodolojisini de kaybettik. Neden ve niçin böyle oldu demek bizim defterimizde yer almaz oldu. Sadece, II. Abdülhamid Han döneminde elimizden çıkan yerler deyip müsebbipleri gözden ırak tutulmaktadır.

Bilindiği üzere, Bosna-Hersek, 1463 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katılmıştı. Osmanlıların şefkatli ve adil idaresi, Bosna’daki Bogomillerin kitle hâlinde İslamiyeti severek kabullerine sebep olmuştu. Boşnak Bogomiller, bir anlamda Hıristiyanlığın müsamahasızlığından İslâm’ın hoşgörüsüne sığınmışlardır. Günümüzde kullanılan Boşnak tabiri de, Müslüman olmuş bölge halkına verilen isimdir.

Aslında Tanzimat’ın ilanı ile birlikte bölgede sıkıntılar baş göstermeye başlamıştı. 28 Şubat 1856 tarihinde yayımlanan Islahat Fermanı ve Hıristiyanların yeni birtakım haklar kazanması zaten 1839’dan beri rahatsızlık içerisinde olan Bosna Müslümanlarını daha da huzursuz etmeye yetmişti.

Bosna’da Müslüman ahali ile gayrimüslimler arasında ciddi ihtilaflar yaşanmaya başlandı. 1859 yılında “Bosna Çiftlikâtı Nizâmnâmesi” ile bölge ekonomisine bir düzen verilmek istenmişse de uygulamada zorluklarla karşılaşılmıştır. Bununla birlikte bölgede tam anlamıyla bir huzur ortamı oluşturulamadı. Bu itibarla 1861 yılında bölgede ayaklanmalar başgösterdi.

İsyanı bastırmakla Ömer Lütfi Paşa görevlendirildi. Özellikle Karadağ’dan destek gören asileri etkisiz hâle getirmek için mücadele eden Ömer Paşa, bir taraftan Bosna’daki karışıklığı giderirken bir taraftan da Karadağlı asileri tenkil etti. İsyanda dahli görülen yerel idareciler görevlerinden azledildiler (1862).

Tanzimat Devri’nde Bosna ile payitaht arasındaki ortaya çıkan bir diğer mesele ise askere alma hususunda yaşanmıştı. Tanzimat Fermanı’nın ilanından sonra oluşturulan askerlik sisteminde Osmanlı eyaletlerinden düzenli asker toplanması kararı alınmış ve asker temini süreci başlatılmış olmasına rağmen Balkanlarda Bosna ve İşkodra bölgesinden bir türlü asker toplanamamıştı.

Bilhassa Serdar-ı Ekrem Ömer Lütfi Paşa'nın, Bosna’daki isyanı bastırırken lüzumundan fazla sert davranması soğukluğa sebep olmuştu.
 
Ahmed Cevdet Paşa
 
Bosna için istikrarsızlık dolu yıllar sürerken Ahmed Cevdet Paşa, isyanların sebeplerinin incelenmesi, meselelerin çözülmesi ve bölgedeki hadiselerin yatıştırılması için Bosna’ya görevlendirilecek ve başarılı bir müfettişlik dönemi geçirerek Bosna tarihinde iz bırakacaktır. Bir anlamda bir ülkenin devlete nasıl bağlanacağını, bir milletin devletini nasıl seveceğini müşahhas bir şekilde bir kez daha göstermiş olacaktır. Hadise şöyle cereyan edecektir.

Cevdet Paşa, 1863 yılında Bosna vilâyetinin teftişi ile vazifelendirildiğinde vaziyeti öncelikle bölge eşrafından tertip olunan bir heyetle müşavere etti. Paşa “Sultan Abdülaziz Han efendimiz hazretleri beni teftiş memuriyeti için buraya gönderdi ve Kadıaskerlik rütbesi verdi. Bunun ne manaya işaret olduğunu bilirsiniz. Ben Kadıaskerim, fakat askerim yok. Sizlerden bir yeni asker isterim. Olmaz ise çok eğlenmeyip giderim” dedi.

Müşavere heyeti bunun son derece zor olacağını dile getirdiler. Cevdet Paşa ise başarılı olacağından emindi. Sadece kendisinin yanında olmalarını istedi. Gerçekten de paşa, bir buçuk yıl içerisinde Bosna’da lâzım gelen ıslâhatı muvaffakiyetle yerine getirdi. Ayrıca masrafı bölge halkı tarafından karşılanmak üzere iki alay asker tanzimine de muvaffak oldu. Halbuki yıllardır havalide asayişin bozulması sebebiyle asker olmaktan çekinen Boşnaklar arasında askerî tensikatta bulunmak neredeyse imkânsız hâle gelmişti. Neticede askerliği kabul için Bosna eyaleti dışına çıkarılmamak şart koşulmuştu.
 
Bizi Bu Şereften Mahrum Bırakmayın!
 
Ahmed Cevdet Paşa, bu durumu dâhiyâne bir  buluşla hükümsüz hâle getirdi.

O zamanlar, askerî elbiseler içinde en câzibi Talia alaylarının kıyafeti idi. Şâşâalı, ihtişamlı yeşil şeritlerle süslü olan bu elbise ile boylu poslu Boşnak delikanlılar, daha câzip, daha yakışıklı ve daha heybetli görünüyorlardı.

Cevdet Paşa, câmideki merasim sırasındaki hitap ederken bir vesile ile sözü elbisedeki yeşil şeridin remzettiği mânâya getirdi ve “Bu remzi taşımak, îcâb-ı hâlinde Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere’yi müdafaa gibi kudsî bir vazife uğrunda fedâîliğe işarettir. Bu yolda can vermekten korkanlar bu elbiseyi giyemez ve bu remzi taşıyamazlar” dedi. Bunun üzerine câmide bulunan Boşnak delikanlılar;

“Biz ne gün için varız. İcap edince biz de Mekke’yi, Medine’yi ölümüne müdâfaa ederiz. Bu yolda şehit düşeriz. Bizi bu fedâîlik ve kahramanlık şerefinden mahrum bırakmayınız” diyerek candan yalvarmağa başladılar.

Hâlbuki o gün Bosna ileri gelenleri asker yazmakta ısrar yüzünden büyük bir ihtilâlin kopacağını tahmin ediyorlardı. Hatta bir kısmı ''kimvurduya gitmesinler'' diye yapılan davete bile icabetten çekinmiş ve evinden çıkmamıştı.

Hâlbuki evvelce asker olmaktan kaçanlar şimdi aşk ve gayretle öne fırlamış askere alınmak için yalvar yakar olmuşlardı. Bu durum oradaki devlet büyüklerini tasvir edilemeyecek derecede hayret ve şaşkınlık içerisinde bırakmıştı.

Hatta vaziyetten haberdar olan Avusturyalılar aleyhte propagandaya başlayarak Osmanlı Devleti'nin malî sıkıntı içinde olduğunu ve askere para veremeyeceğinden bahsettiklerinde onlar;

“Para için askerlik etmek bizim dinimize yakışmaz. Biz askerlik vazifesini ancak din ü devletimiz için ifâya borçluyuz. Erkân-ı Vilâyet böyle münasib görmüş, Kaza-i Erbaa (Saraybosna, Gradacaç, Travnik, Mostar) müftüleri dahi fetva vermiş. Biz ondan dönmeyiz” diye cevap vermişlerdi.

Padişah fermanıyla bölgeye giden Ahmed Cevdet Paşa, Bosna’yı ince bir siyasetle devletine bağlamayı başarmış imkânsız denilen problemleri kolaylıkla gidermişti. Nitekim bundan sonra geçen kırk beş senede en küçük bir isyan hareketi görülmezken koskoca bir ülke bir günde nasıl elden çıkabiliyordu?

Gaflet mi vardı? İhanet mi olmuştu? Müsebbibi II. Abdülhamid Han mı yoksa İttihatçılar mı idi?

TEFEKKÜR
 
Aklın hüneri vadi-i hikmetdedir ancak
Tahkik ile hikmet nice bir dilde yer eyler

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren