Esir Türkler Ve “Karanfil”

Adnan Şenel 06.02.2015 2723
1

978 yılıydı; lisede tarih dersinde hanım tarih öğretmenimiz büyükçe bir dünya haritasını karatahtanın önüne açmış ve “Bana bu haritada Azerbaycan’ın yerini gösterecek olan var mı?” diye sormuştu. Sınıfta sadece iki öğrencinin parmağının kalktığını görünce acı acı gülümseyen öğretmen “yazık” demişti sadece… “Yazık!”

Ondan bir yıl öncesinde, 1977’de, o fırtınalar koparan “Güneş Ne Zaman Doğacak” filmine gitmiş ve iki karakter nezdinde, ülkemize sığınan Azerbaycanlı soydaşlarımızın Sovyetlere iadesini üzüntü ve öfke içinde seyretmiştik.

Yine 12 Eylül 1980 darbesinden önceki dönemde, duvarlara asılan “Esir Türklere Hürriyet” afişlerinde, o demir parmaklık arkasındaki temsilî soydaşımızın yüzünden yansıyan hüznü ve acıyı görüp “Aa, Türkiye dışında da Türkler mi varmış!” diye şaşırıp kalanlara, sınırlı da olsa bilgimiz dâhilinde, milyonlarca soydaşımızın Sovyet, Çin ve Bulgar emperyalizmi ve mezalimi altında bulunduğunu anlatmaya çalışırdık.

“Esir-Dış Türkler” meselesinin bu kabataslak tarihçesini vermekteki maksadım, emekli General Osman Gazi Kandemir’in “Karanfil”adlı romanı için yapacağım tahlilin daha iyi anlaşılabilmesine matuftur.

Bilhassa tarihî ya da dönem romanları, ele aldığı o tarihî olayın-şahsiyetlerin ya da belirli bir dönemin daha sarih ve iyi anlaşılabilmesi açısından önemli bir rol taşırlar. Kuru ve kalıplaşmış cümlelerle bezeli ders kitaplarıyla başarılamayan “tarih öğretimi”, bir roman ve/veya film aracılığıyla çok daha tesirli şekilde gerçekleştirebilir. Son yıllarda insanlarımızın tarihe ve geçmişimize ilgi duymasının bir sebebi de televizyon dizileri, sinema filmleri ve tarihî romanlar değil midir?

Ciddi Bir Roman: Karanfil...

Bu çerçeveden hareketle, Osman Gazi Kandemir’in “Karanfil” adlı romanı, ele aldığı dönem ve konu itibariyle, üzerinde özellikle durulması gereken bir eser. Her ne kadar konu Nahçıvan ağırlıklı olmak üzere Azerbaycan’da geçiyor ve 3-4 aylık bir dönemi ele alıyorsa da, roman boyunca tarihe yapılan yoluculuklarda ve geri dönüşlerde Türkiye’nin ve Türk karakterlerin sık sık vurgulanması ve hepsi bir yana, Türkiye’nin bir asır boyunca Azerbaycan’la münasebet içinde bulunuyor olması sebebiyle, “Karanfil”, “biz”e de ait bir tarihî roman olma niteliği kazanıyor.

1991’de Sovyetlerin dağılması ve Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanmasından bir yıl sonra Ermenistan’a bağlı silahlı birliklerin Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasını basıp, çoluk-çocuk, genç-yaşlı ayırımı yapmadan (resmî rakamlara göre) 613 sivili katletmesi, Türkiye’de de büyük infial ve öfkeye yol açmıştı.

Roman, bu katliamdan kısa bir süre sonra, yüzbaşı iken ordudan firar eden ve kaçak olarak market işiyle uğraşan Seyfi’nin İstanbul’dan kalkıp Nahçıvan’a gitmesiyle başlıyor. Kendisi önceden seçilmiş, takibe alınmış, uygun biri olduğuna kanaat getirildikten sonra “bize yardım et” ricası ve teklifiyle ikna edilmiştir. İstanbul’da iken kulağına fısıldanan “Kafkas İslam Ordusu”nun ne olduğu merakı da eklenince, bu göreve talip olmuş; gizli yollardan Nahçıvan’a gelmiştir. Burada, rüyalarına da giren aksakal Mirza Bey, onun torunu Reyhan ve kaldığı evdeki diğer kişilerle tanışır; kaynaşır ve Bakü’ye gidip gençlere askerî eğitim vermek için uygun zamanı bekler.

Geçen süre içinde, bulunduğu kasabada gerek hâlâ etkisini sürdüren KGB uzantılarına, gerek iç hainlere yönelik kararlı davranışlarıyla adından söz ettirmeye başlar. Bir süre dağlara çekilen Seyfi, yanına aldığı gözü pek birkaç gençle Laçin’de Ermeni askerlere karşı eylemler düzenler.

Nihayetinde Ebulfez Elçibey’in Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Bakü’ye geçer; dört bir yandan gelen gençlere askerî eğitim verir. Fakat Azerbaycan’da iç siyasetteki kaos ve belirsizlikler; öte yandan da Rusya’nın nüfuzu ve baskısı devam edince Seyfi’ye ülke dışına çıkması bir nevi dayatılır. Ya Türkiye’ye ya da Kırgızistan’a gidecektir. Onun niyeti Kırgızistan’a gitmek, kaldığı işe devam etmek ve günü geldiğinde de Azerbaycan’a geri dönmektir. Peki, bunu gerçekleştirebilecek midir?

Evet, ana hatlarıyla muhtevası bu olan “Karanfil”; konusu, kurgusu, örgüsü ve kahramanları itibariyle dört dörtlük bir “macera-aksiyon” romanı. Üstelik tek taraflı da olsa tutkulu bir aşk’ın da yer aldığı bir roman… Akıcı bir üslup, güzel bir dil ve dozu iyi ayarlanmış bir gerilim eşliğinde bir çırpıda okunuveren bir roman… Sadece bu unsurlar itibariyle bile, güzel bir roman olarak, okunmayı hak ediyor “Karanfil”… Lâkin bu vasfıyla yetinmek eksik ve haksızlık olacaktır; çünkü bu roman, içindeki bilgiler ve mesajlar açısından da ayrı bir kıymet kazanıyor.

Yıllarca yaptığı askerlik mesleğinin ardından, bir kenara çekilip “emeklilik” rehavetine ve tembelliğine düşmeyen; bir sorumluluk hissiyle böylesi romanlar yazan emekli General  Osman Gazi Kandemir’i, öncelikle bu cesaretinden ve teşebbüsünden ötürü kutlamak gerekiyor. Zaten kısır ve güdük olan roman sahamıza Osman Gazi Kandemir gibi kalemlerin giriyor olması, geleceğe dönük ümitlerimizi ve beklentilerimizi bir kat daha arttırıyor. Hülâsa: “Karanfil”, okunması ve kitaplığımızda yer alması elzem bir roman…

Kaynak: Türkyurdu Dergisi

İlgili Makaleler

Kafkasya-Kırım
Kırım'ı Kurtarmak
S
osyolojinin kurucusu, Muhammed ibn Haldun’un “coğrafya kaderdir” sözü malûmdur…

Anadolu, medeniyet yahut gönül coğrafyamızın Endülüs’ten Doğu Türkistan’a, Kırım’dan Yemen’e kesişme çizgisinin merkezindedir.
 
Tasvir ettiğimiz bu coğrafya, kaderimizdir.
 
Kader karşısında boynumuz kıldan incedir!..
 
Anadolu’nun fethi, Muhamm…
Kırım'ı Kurtarmak
Kafkasya-Kırım
AZERBAYCAN’IN İLK TÜRKİYE SEFİRİ
Ç
arlık Rusya’sının yıkılmasından sonra 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kuruldu. Yeni cumhuriyeti ilk tanıyan da Osmanlı Devleti oldu. İbrahim Abilof ilk sefir olarak Türkiye’ye geldi. Maalesef bu cumhuriyetin ömrü uzun olmadı. 28 Nisan 1920’de Sovyetlerin Bakü'yü işgali ile ortadan kaldırıldı. O…
Kafkasya-Kırım
Seyyahlara Göre Kırım’da Sosyal Ve Kültürel Hayat
A
raştırmamıza konu olan seyyahlar, yabancı bir müşahit olarak Tatarların sosyal, kültürel ve iktisadi durumu hakkında dikkate değer bilgiler kaydetmişler.. Şehirlerde gördüklerini not alan seyyahlar bu coğrafyada yaşayan insanları inceleme fırsatı bulmuşlardır. 

Seyyahların Tatarlar arasında özellikle dikkat çektikleri…
Kafkasya-Kırım
Seyahatnamelerde Kırım
K
aradeniz’in kuzeyinde yer alan ve jeopolitik açıdan oldukça önemli bir yerde bulunan Kırım, tarih boyunca Rusya’nın genişleme politikasının kilit noktasını oluşturmuştur. Altın Orda devletinin dağılmasından sonra bu bölgede kurulan Kırım Hanlığı, Osmanlı Devletinin himayesiyle birlikte Rus işgaline kadar olan süreçte…
Seyahatnamelerde Kırım
Kafkasya-Kırım
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
A

kdeniz’deki Kıbrıs adası, bizim için ne anlama geliyorsa Osmanlı ceddimizin "Siyahdeniz" dediği Karadeniz’e bakan Kırım yarımadası da aynı değerdedir.

Ecdadımız, yüksek devlet adamı idrakiyle hem Akdeniz ve hem de Karadeniz’e büyük ehemmiyet vermişlerdi. "Akdeniz" derken yaptığımız tarifi, bugünkü Akdeniz’den ibaret…
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Hazin Günü
T

arihin en karanlık sayfalarından biri, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım’da yazıldı. Kırım Tatar halkı, Sovyet lider Josef Stalin’in gizli kararnamesiyle, sadece 15 dakikalık bir hazırlık süresiyle evlerinden koparıldı.

250 Bin İnsanın Yarısı Yollarda Can Verdi 

Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce insan hayvan…
Kırım'ın Hazin Günü
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Kara Günleri
K

ırım Türkleri, asırlar boyunca yaşadığı Kırım topraklarının stratejik öneme sahip olmasından dolayı sürekli olarak Rusların baskısı altında kalmıştı. Kırım’ın Küçük Kaynarca Anlaşması (1774) sonrasında Osmanlı himayesinden çıkıp, ardından Rus Çarlığı tarafından ilhak edilmesiyle (1783) baskının şiddeti ve…

Kırım'ın Kara Günleri
Kafkasya-Kırım
Kırımlı Âlim Seyyid Ahmed Efendi
A
slen Kırımlı olan bu bu zat, Osmanlı devri âlimlerindendir. İsmi, Ahmed olup, babası Abdullah Efendi’dir.. Kırımî nisbesiyle meşhûr olmuştur. Ahmed Efendi’nin doğum târihi bilinmemektedir.

Kırım’da doğup büyüyen Ahmed Efendi, o beldenin meşhûr âlimlerinden “Fetvâ-i Bezzâziye” sahibi Hâfızüddîn Muhammed Bezzâzî’den ve…
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Y
az tatilimizin 1 aylık kısmını, hanımımın aile büyüklerini ziyarete geldiğimiz Bakü’de geçirdik. Kardeş vatandaki müşahedelerimi aktarmak istiyorum. Azerbaycan, kararlı, cesur liderliği; güçlü, kahraman ordusu ve Türkiye’nin desteğiyle 2020 yılında Karabağ zaferini kazandı. 2023 Eylül'ündeki antiterör emeliyatı…
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Kafkasya-Kırım
Çerkeslerin Muhacereti
Ç

erkeslerin Abigo vadisinde son mukavemet teşebbüsleri, Kafkas tarihinde asla unutulmayacak olan bir hadisedir. 7 - 11 Mayıs 1864’de kadar dört gün içinde Ruslar, bir avuç Çerkes tarafından yenilgiye uğratılmışlardır. Nihayet Rusların kuvvetli bataryalarının ateşi altında bu Çerkeslerin hemen hemen tamamı şehit…

Çerkeslerin Muhacereti
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
G
ünler, talihin bize küstüğü zamanlardan biridir. Türk yurdu Azerbaycan, İngiliz, Rus ve Ermeni işgali altındadır. Yapılmayan kötülük yoktur. Osmanlı zor vaktindedir. Fakat yüreğinin bir yarısı Yemen'se diğer yarısı Bakı'dır. Bu işgal böyle devam edemez. Onun için Nuri Paşa komutasındaki İslam Türk Kafkas Ordusu,…
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
Kafkasya-Kırım
Başkurdistan Neden Karıştı?
B
aşkurdistan Cumhuriyetinde yaklaşık bir haftadır büyük gerginlik var.

Başkurdistan neresi? Rusya Federasyonu’na bağlı bu özerk devlette neler oluyor? Rusya’nın, ülke dışındaki fiilî -özellikle Ukrayna- kabili atakları olduğunda Başkurdistan’daki tepki hareketlerin sebepleri ne olabilir?

Başkurdistan Rusya Federasyonu’na…
Başkurdistan Neden Karıştı?