Dünyaya Dağılmış Türkçe

Ayşe Göktürk Tunceroğlu 25.09.2017 3591
D
ünyanın dört bir yanındaki Türk diyarlarında Türkçe'nin kullanım farklılıkları ile karşılaşmaya bayılıyorum! Moldava'nın Gagauz Özerk Bölgesi'nde bir markete girdim. Camekanlı tezgahın ardındaki beyaz önlüklü iki hanımdan birine “Peynir alacağım!” dedim. Bir yandan, camekânın içindeki açık sarı tonlarında dizili kaşar cinsi peynirlere bakıyorum, bilgi alıp birini seçeceğim. Kadın hemen tezgahın alt tarafında benim görmediğim bir kabın içinden bir kalıp beyaz peynir çıkardı, tartmaya hazırlandı.  

- Yok ondan değil, bunlardan alacağım.Elimle kaşar cinsi peynirleri işaret ediyorum.  
- Onlar piinir değil!
- Peynir değil mi? Ya ne ?
- Piinir değil, onlar sır...

Hoppala! “Peki o zaman sır alayım.” diyerek anlaşma sağlıyoruz! Evet, Gagauz Türkçesi'nde beyaz peynire “piinir” deniyor ama diğer  cinsler Rusça'dan geçmiş bir kelime “sır” ile isimlendirilmiş.
 
Gagaus dostların konuşmalarına kulak veriyorum. "Bitki vakıtlar...Ta bitki zamannara kadar... Bitki kere süüledi.." 

Cümlelere önce anlam veremedim. Ne bitkisi bu?! Sonra anladım ki, bitki “son” demek. Bitmek fiili onlarda da bizde de var.

 “-ki”fiiliden isim yapma eki de Türkçe'de çok kullanılan yapım eklerinden biri. Fakat biz Türkiye Türkçesi'nde fiilin “yerden bitmek” anlamını esas alıp “ot, nebat” yerine kullanılan isim yapmışız. Gagauzlar bitmek ilinin “sona ermek” anlamını esas almışlar ve eki getirip “son”mânâsında kelime türetmişler. Bunu öğrenmek ne hoş! 

Sonra çeketmek....İki lafın biri. Bana önce yabancı gelmiyor. Biz Türkiyeli Türkler “çeketmek” kelimesini son yıllarda hiç de gereği yokken kelime hazinemize dahil ettik. Hani “plaza Türkçesi” deniyor ya, o “yükseklikte” tercih edilen bir kelime. 

İngilizce asıllı: Check. Hatta “doublecheck ettim” bile deniyor. Kontrol etmek anlamında. O da yabancı idi de, zamanla bizim oldu. En Türkçesi: Denetleme, yoklama. Fakat bir iki duyduktan sonra farkediyorum ki, Gagauz Türkçesi'ndeki “çeketmek” bizim yeni özenti kelimemiz değil, o mânâda değil! “Başlamak, hareket etmek” demek. “Varmış bir vakıtta iki kardaş da çekederler gitmee kasabaya.”

“Çekettin mi yolun, bak önne, bakma aardına.” Bizim yardımcı fiil olarak kullandığımız “çekmek” ile akraba gibi geliyor bana, ki Gagauzca’da da yardımcı fiil olarak da kullanılıyor. Türk Dil Kurumu’nun internet sayfasında Büyük Sözlüğe “çeketmek” kelimesini yazayım dedim, Derleme Sözlüğü’ne yönlendirdi. Ne göreyim? Çeketmek Denizli ve Edirne ağızlarında “Harekete geçmek” demek, “yola koyulmak” demek! Denizli ve Edirne! Bunu okuyunca, Gagauz Özerk Bölgesi’nin başşehri Komrat’ta tanıştığım, Türk-Moldovan lisesinde görevli Denizlili fizik öğretmeninin sözleri aklıma geldi: “Dedem Balkan Savaşı’nda Rumeli’nde dolaşırken bizim köyün konuştuğu gibi konuşan insanlara rastlamış. Siz kimsiniz demiş şaşkınlıkla. Biz Gagauz’uz demişler. Ben de bunu dinledim ya, o yüzden buraya gelmeyi istedim.

Ben de şaşıyorum. Ne güzel şaşkınlıklar bunlar?!

Bakü'de taksi şöförü Ramil, ülkesinin iç politikasının sıkıntılarını hararetle anlattıktan sonra soruyordu: 

“Dürüst değil miyim abi?”

Bir an şaşkınlık bizde. Ne cevap versek?! O hâlâ tasdik bekliyor: “Dürüstüm değil mi abi?” Meğerse “Doğruyum değil mi, doğru söylüyorum değil mi?” demek istiyormuş. Dürüst kelimesi “doğru”nun yerine kullanılıyor Azerbaycan'da. 

Bakü'de Şehitler Hıyâbâni'mn oralarda yürüyen iki kadına. “Buradan Fahri Hıyâbân yakın mı, ne kadar zamanda gideriz?” diye soruyoruz. Kadınlardan biri cevap veriyor: 

“Maşınla mı gideceksiniz, piyâde mi?”

Gözünü sevdiğini Azerbaycan Türkçesi! Maşın Rusça'dan girmiş, otomobil; piyâde Farsça'dan...

 Piyâde onlara da bize de girmiş ama Türkiye Türkçesi'nde sadece askeri birterim olarak yerleşmiş, Azerbaycanlıların “Piyâde mi gideceksiniz?”sorusu yerine biz “Yayan mı gideceksiniz? Yürüyerek misiniz?” deriz.

 İlkokul öğrencisi bir oğlan babasına sesleniyor: “Ata... Hani benim bir itim vardı ya..” Köpeğiyle ilgili birşey anlatmaya başlıyor. Eğitimli, kibar bir ailenin son derece terbiyeli çocuğu. Tebessüm etmemek elde mi? Türkiye Türkçesi'nde “it” argo anlam kazanmıştır. Hakaret, aşağılama anlamı. Küfür. Azerbaycan'da bildiğiniz “sade” köpek! .

Almatıdaev sahibemiz çay çeşitlerini sayıyordu: “Süt katarız, 'ağ şay' deriz, süt katmazsak 'kara şay' olur, bir de kök şay var...” Kök şay! Kök bazar, Köktöbe isimlerini de gördüm. Kök, Orta Asya'dan bu tarafa geldiğinde “gök”olmuş. K harfi g'ye bırakmış yerini. Köktürk-Göktürk... Önce “gökyüzü ve mavi” demek diye düşünmüştüm. Değilmiş! Evet, Eski Türkçe'de “gök”ün mavi anlamı vardı ama Kazak Türkçesi'nde kök “yeşil” demekmiş! Bunu öğrenir öğrenmez zihnim Ege kıyılarına gitti. Büyükler olmamış meyveye, sebzeye “gök” derlerdi. Gök domates. Yani daha kızarmamış, yeşil domates. Bir de Yunus'u hatırladım: 

Bu dünyada bir nesneye, yanar içim göynür özüm, 
Yiğit iken ölenlere, gök ekini biçmiş gibi. 

Gök ekin... Yeşil başaklar... Bu anlamı Kazakistan'da buldum! Türkiye Türkçesi'nde sadece olgunlaşmamış, ham meyve sebzelerde ve çok seyrek kullanılan yeşil mânâsına kök, Kazakistan'da capcanlı. 

Kök şay“yeşil çay”, Köktöbe“Yeşiltepe”, Kök batar “Yeşil pazarı” yani sebze pazarı. Ardından aklıma Azerbaycan geldi. Lokantalarda önce masaya kişniş, maydanoz, dereotu, reyhan otlarından bir tabak koyuyorlardı. Garson “göğerti” demişti. Yeşillik...Gök kelimesinin yeşil mânâsı demekki Azerbaycan Türkçesi'nde de vardı. 

Anlaşılan “gök” kelimesi yüzyıllar geçerken ton değiştirmiş, maviden yeşile dönmüştü! Türkoloji öğrencisi olduğu için Türkiye Türkçesi'ni iyi bilen Madiyar Almatı'yı gezdirirken anlatıyordu: 
“Burası jibekjoli. Bilirsiniz tarihten...”
Bilemiyorduk! 
“Eski çağlarda bir kervan yolu vardı ya hani, ticaret yapılırdı....”
Nihayet uyandık! “İpek Yolu!”

Türkiye - Kazakistan... O kadar fark da olsun artık değil mi? Jibek Joli... İpek Yolu! 

Anadolu'da Aladağ yazar, okuruz. Kazakistan'da Alatau yazıp söylüyorlar, Kırgızistan'da Alatoo... Hepsi bu! 

Bu kullanımların hangisi doğru? Bu soruyu soramayız. Bu işin eğrisi doğrusu yok! Türkçe uzun tarih asırları içinde, çok geniş coğrafyalarda oradan oraya giderken, çevre etkileri ile farklı kullanımlar kazanmış,  değişik şekillere bürünmüş. Ama hepsi de bizim Türkçe. Dünyanın dört bir yanında bizim Türkçe ile karşılaşmak beni çok heyecanlandırıyor. 

Bir de “Amerikan Türkçesi” var tabii!!
“Dün dentisteappointmanım vardı .....“, 
“Maalesef programıcancel yaptık”, 
“Müthiş bir opportunity.”,
“Kendisi bizim derneğin memberi.”, 
“Cash para ile Çalışıyor.”, 
“Bizim çocuk hızdan ticket yemiş!”
“Aman canım, nevermind!...“

Bu yazı da benim 2017 Türk Dili Yılına armağanım olsun!

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…