ir zamanlar sinesinden cihangir hükümdarlar, yenilmez ordular
çıkaran Türk’ün anayurdu Orta Asya’da neler oluyordu? Bir sûkut (çöküş) mu vardı? Yoksa
buraların etnik bünyesi mi değişmişti? Büyük bir değişme olduğu muhakkaktı.
Timur ve oğullarından sonra, Orta Asya tam bir keşmekeş içindeydi. Ruslar bu kadar hazırlıklarla
üzerlerine gelirlerken Başkırlar, Kazaklar, Kırgız ve Özbekler birbirlerine
karşı mânâsız bir mücadelenin içindeydiler. Bu keşmekeş maalesef Buhara,
Hokand ve Hive Hanlıkları kurulduktan sonra da devam ettiğinden, onları,
kudretli olanın etrafında toplanarak, gelmekte olan müstevliye karşı bir cephe
kurma düşüncesinden alıkoydu.
Böyle bir birliği kurmağa
teşebbüs edenleri, Ruslardan önce, kendileri arkadan vuruyorlardı. Doğu
Türklüğü, aynı zamanda, değişen dünya şartlarından, teknikten, ilimden ve
onların nimetlerinden habersizdi. Almanların rehberliği ile medenileşen
Rusların mükemmel ateşli silahları, askerlik san'atına uygun savaşan orduları
karşısında birbirlerini ifnâ etmekle meşgul Hanların ve Beğlerin ellerinde,
kılıçları, okları ve çakmaklı tüfekleri ile askeri disiplinden uzak yüzbinlik
yığınlar vardı.
XVI. asrın başlarında
Azerbaycan'da Türkmen unsuruna dayanarak bir devlet kuran Şah İsmail'in Şiiliği
resmi devlet dini haline getirmesi ve hâkim olduğu yerlerde Şiiliği kabul
ettirmek için Sünniliği şiddetle takib etmesi, başka bir ifade ile Şiiliği
İran'ın milli bir asabiyeti (ideoloji) haline getirmesi, bu ülkeyi İslam dünyasından tecride
ve dolayısıyla doğu ve batı Sünni Türklüğünün birbirinden kopmasına yol açtı.
Esâsen, kuruluşunun asıl umdesi (gayesi) olan «gazâ» an'anesi Osmanlı Türklüğünü şarktan ziyade garbe meylettirdi. Bu meyil de esâsen gevşek olan doğu - batı bağını büsbütün kopardı.
Orta Asya Türklüğünü çökerten faktörlerden
biri, Timurlular hakimiyetinin sonlarında zuhûr eden çapulcu bir kavim Kalmuklar
olmuştur. Bunların Türk illerinde yaptıkları yağma ve tahrib o kadar büyük oldu
ki, Türk boyları kuzeyden gelen bu vahşetten kurtulabilmek için yurtlarını terk
ederek daha güneye inmek zorunda kaldılar; bu göç de bütün Orta Asya'yı alt üst
etti.
Kalmuklar Türk illerine doğru
indikçe onlardan boşalan yerlere de Çarlar Rus köylülerini yerleştirdiler. Tam
bir ikiyüzlülükle hareket eden Kalmuklar, bâzan Türklerle dost geçindi ve çoğu
zaman onlara karşı Ruslarla birleşme yoluna gitti, iktisadî ve ticari durumun
meydana getirdiği güçlükler ve imkânsızlıklar, Doğu Türk illerinin gerilemesinin en
mühim sebebini teşkil eder: Kazan ve Astrahan, Rus işgaline düştükten sonra,
Türklerin bu iki şehir üzerinden yaptıkları ticaret de durmuştu.
Ticari hayatın durması ile büyük
bir sıkıntıya düşen Türk illeri, ticaretin yeniden başlaması için, Moskova'ya
elçiler göndermeğe mecbur oldular. Güneydeki hayat şartlarının da, Rus
emperyalistleriyle aynı metodu kullanan Avrupalı müstemlekeciler tarafından
ortadan kaldırılmasıyla, sıkıntılar büsbütün arttı, Asya Türklüğü yoksul düştü.