Doğu Türkistan'ın Geleceği

Dr. Ömer Kul 16.03.2018 2487
S
resim
on iki buçuk asırdır ana vatanlarında esareti yaşayan Doğu Türkistan halkı tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar yok olmama mücadelesi vermektedir. 18 Kasım 1884 tarihinde adı Xin-jiang olarak değiştirilen ve o tarihten bu yana iki bağımsız devlet kurabilen Doğu Türkistanlılar için geçen her zaman bir öncekini aratmış durumdadır. 

Yüzlerce başkaldırı hareketinin yaşandığı ve her birinin kanlı bir şekilde despot Çin idaresi tarafından bastırıldığı Doğu Türkistan’da hayatlarını kaybeden insanların sayısı maalesef hesaplanamamıştır. 

Milyonlarca insanın yerinden, yurdundan edildiği binlercesinin zorunlu kürtaja tabii tutulduğu, dinî ve millî kimliklerini koruma pahasına ölümü göz alan Doğu Türkistan halkının bu haklı ve şerefli mücadelesi maalesef dünya kamuoyu tarafından görülmemektedir. 

1949 yılında Doğu Türkistan'ın en son işgalini Mao Ze-dong’un Komünist birlikleri gerçekleştirmiştir, o günden bu yana ülke “Xin-jiang Uygur Özerk Bölgesi” olarak idare edilmektedir. 

Değişen dünya şartları artık hiçbir hadisenin saklı kalmasına imkân vermemekte, bütün engellemelere ve baskılara rağmen kadim Türk-İslam yurdu Doğu Türkistan'da yaşananlar, başta ülkemiz olmak üzere Batı dünyasında öğrenilmektedir. Öğrenilenler değerlendirildiğindeyse insanoğlunun vicdanını sızlatacak vahim hadiselerle karşı karşıya kalınmaktadır. 

Yaşananlar değerlendirildiğinde Doğu Türkistan meselesinin Çin'in bir iç meselesi olmaktan çıktığı ve artık milletlerarası bir problem haline geldiği kabul edilecektir. Bölgede başta despot Çin idaresi olmak üzere ABD, AB, Rusya, Japonya, Radikal İslami gruplar oyun oynamakta, buna mukabil bölge halkıysa varlığını devam ettirmek ve yok olmama savaşı vermektedir. Çin açısından meselenin ekonomik olduğu kadar siyasi, jeopolitik, nüfus iskânı ve iç politikasında ezilen halkını bir arada tutmak için oluşturulmuş bir düşman profili olarak kullanılması yatmaktadır. 

Bölgenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını aşırı fazla nüfusunu beslemede bir depo olarak kullanan Çin, aynı zamanda ortalama 100 dolar aylık gelirle hayatını yaşamak zorunda kalan kendi halkına Doğu Türkistan’ı bir sopa olarak göstermektedir. Muhtemelen bu sayede kendi iç siyasetinde birçok sosyal problemin çıkmasının önüne gecen Çin, diğer taraftan da hem doğum kontrol sistemi sayesinde Doğu Türkistan'da gelecekle kendisine problem olabilecek fazla nüfusun oluşmasını engellemekte hem de bölgeye yerleştirdiği göçmenler sayesinde nüfus dengesini kendi lehine değiştirme siyaseti gütmektedir. 

11 Eylül saldırılarından sonra ise terörizmi bahane eden Çin yönetimi Doğu Türkistan’daki her hareketi ayrılıkçı terör meselesi olarak dünyaya duyurma çabasında olmuştur. Bir taraftan da Doğu Türkistanlıların yine kendi kontrollerinde, radikal dinî anlayışa sahip olması için çaba gösteren Çin, bunun üzerinden Doğu Türkistan’da uygulama sahasına koyduğu politikalarını da meşru bir zemine oturtma çabasındadır. 

Sadece Doğu Türkistan’da değil, çevre ülkelerle ilişkilerinde ve Afrika ile Orta Doğu yaşanan süreçlere de dahil olan Çin, artık global bir güç olma peşindedir. Bir taraftan terörle mücadele ettiğini iddia eden Çin’in diğer taraftan Suriye iç savaşında Uygurları koordine ederek bölgeye göndermenin peşinde olmuş, bu sayede ülkemizi de teröre destek veren ülke olarak milletlerarası kamuoyunda zor durumda bırakmak istemiştir. Lakin Batı ise ekonomik, siyasî ve askerî bir güç olan Çin’i rahatsız edebilecek, Çin’in yumuşak karnı diyebileceğimiz problemlerini de kaşımaya başlamıştır. Bir nevi satranç oyunundaki strateji misali hızlı gelişen ve birbirini takip etmekte zorlandığımız hadiselerle emperyal bir devletin olduğu gibi Çin’in de bir taşla birden çok kuş vurmak hayalinde olduğunu bu vesileyle ifade etmek gerekir.

Yaşananlar değerlendirildiğinde önümüzdeki 15 yıllık süre zarfında Doğu Türkistan özelinde Çin ve çevresinde büyük hadiselerin yaşanma ihtimalinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Muhtemelen Çin’in parçalanmasıyla sonuçlanabilecek bu gelişmeleri hayra alamet olarak görmek mümkün değildir. Milletlerarası oyun kurucularının bölgede tutuşturacağı en ufak bir kıvılcımın domino tesiri yaparak Çin’i çepeçevre saracağı şüphe götürmez bir gerçektir. 

Önümüzdeki yakın dönemde Çin-Hindistan-Pakistan-Japonya-Kuzey Kore-Avustralya-ABD ve Rusya’nın karışacağı büyük çaplı mücadelelerin öngörüldüğü bölgede ümit edelim ki filler tepişirken çimenlerin ezilmesi gibi Doğu Türkistan halkı bu çarpışmalar arasından zararlı çıkmasın. Görünen odur ki bölge halkının içeride eli kolu bağlanmışken, hariçte Doğu Türkistan davası güden teşkilatları da bu manada ciddi hazırlıkları yoktur. 

Türkiye özelinde İslâm dünyasının Doğu Türkistan meselesine bakışıysa maalesef Filistin meselesinde olduğundan çok daha vahimdir. Çin’in ekonomik ve askerî gücü ve bu gücünden bir şekilde istifa eden İslâm dünyası, Doğu Türkistan meselesinde susturulmuş durumdadır. Benzer durum Türkistan’da bulunan bağımsız Türk Cumhuriyetleri için de geçerlidir. 

Netice itibarıyla şunu ifade etmek gerekir ki; Doğu Türkistanlılar için geçmişte olduğu gibi bugün de ve dahi muhtemelen gelecekte de tek ümit kapısı Türkiye olacaktır. Ümit edelim büyük oyunun sahnelenmeye başlandığı bugünlerden başlamak üzere gelecek 15 yılda her şey Doğu Türkistanlıların hak ettiği şekilde gelişsin. Gök bayrağın hürce dalgalandığı, insanların millî ve dinî vazifelerini rahatlıkla yapabildiği, dillerini konuşabildiği ve eğitimlerini alabildikleri bağımsız Doğu Türkistan ile karşılaşalım. Yol uzun, düşman kavi ama buna hazır bir Doğu Türkistan halkı olduğuna inancımız da tamdır.  


İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür