Doğu Türkistan'dan Türkiye'ye Hazin Bir Göç Hatırası:"Uzaklara Balam"

M.Halistin Kukul 15.01.2010 4365
U
zaklara Balam; kıymetli dost ve fikir adamı  Hızırbek Gayretullah'ın son kitabının adıdır. Yazarın ifadesiyle bu bir hâtıra kitabıdır. Yazar, önsözünde şöyle diyor: “Bu hatırat,Doğu Türkistan'dan 1949 yılında yola çıktıktan sonra İstanbul Sirkeci göçmen evine gelişimize kadar olan hatıralarımı dile getirmektedir.”

  Elbette ki, öyle tatlı rüyalarla donatılmış ve fildişi kulelerde, sayfiye yerlerinde sürdürülmüş bir hayatı süsleyen hâdiseler zinciri değil; acının,ölüm korkusunun, açlığın adım başı kol gezdiği, dehşetli komünizm illetinin ruhlara musallat olduğu hâtıralar silsilesi olarak karşımızda canlanmaktadır.

  Küçük büyük, kadın erkek, genç ihtiyar, hasta sakat demeden ölüme gönderilen milyonların çığlığından bugüne intikal ettirilen ibret levhalarıdır Uzaklara Balam. Yokluk çekmemişe yokluğu, acı çekmemişe acıyı, zulüm görmemişe zulmü anlatmak, hele de bu cephede hissiyatı zayıf olanlara bu işkenceleri kabullendirebilmek hiç de kolay değildir.

  Her şeye rağmen, birazcık insanî his mensubu olanların, bugün, dünyada zulmün pençesinde yaşayan otuz beş milyon Doğu Türkistanlı Müslüman Türk'ün esaret altında bulunduğunu idrâk etmeleri gerekir. Ve, Hızırbek Gayretullah'ın çocuk yaşında, büyükleriyle birlikte yaşadığı ölümle burun buruna dehşetli anları, hakikatin penceresinden bir kere daha değerlendirme imkânı veren Uzaklara Balam, ümit ediyorum ki, bu hususlara bigâne kalanlara da yeni bir şuur kazandıracaktır.

  Hiçbir şey değil, kitabın 181.ve 182. sayfalarındaki haritalardaki Doğu Türkistan'dan Türkiye'ye hicret güzergâhı bu dehşetli işkencenin mânâ ve ehemmiyetini anlatmaya yeterlidir sanırım. Bir tarafta Rus, diğer tarafta Çin emperyalizminin kıskacında bulunan Türklerin, Türkiye 'ye gelmekten başka çareleri yoktu. İnsan, bu haritalarda takip edilen yola baktığı ve bu yolculuğun bundan altmış yıl evvelin şartlarında yapıldığını düşününce ürperiyor.

İşte Güzergah...

    Urumçi (Doğu Türkistan)-Tibet-Keşmir-Delhi (Hindistan)-Bombay (Hindistan)- Karaçi-Umman Denizi-Basra Körfezi-Basra-Bağdat-Nusaybin (Türkiye)-Adana- Ankara ve İstanbul.

    Şimdi de, eserden kısa bir bölüm arz ederek, Hızırbek Gayretullah' ın hâtıralarının özüne biraz daha nüfûz etmeye çalışalım:

    “ …Gerçekten de Alibekler 50-60 kişilik bir kalabalıkla geldiler. Meğerse biz çocukların heyecanla beklediğimiz Osman Baturla görüşüp, dönüyormuş. Gelenleri karşılayanlarla oldukça kalabalık bir topluluk bizim evdeydi. Bir ara gelenler açık alana toplandı. Alibek, yüksekçe bir yere çıktı ve topluluğa uzun bir konuşma yaptı. Çocukların anladığı tek şey, birkaç gün içinde daha ileriye doğru göç etmek ve yola koyulacağımız oldu. Daha sonraları Alibek'in bu konuşmalarına vâkıf olduğum yaşlarda, şunları dile getirmiş olduğunu anladım:

    ‘Ben Osman Baturla, Maksut’la, Emen Hazret'le ,Aysabek'le, Canımhan efendiyle de görüşmemi sürdürdüm... Artık bu topraklarda yaşamamız imkânsız. Çin zulmü ve komünizm rejimi bize hayat hakkı tanımıyor. Sizleri,buraya kadar getirdim, ne Rus ne de Çin'e yem ettim. Fakat neslimizin devamı ve vatanımızın geleceği, istiklâli için hicret etmemiz gerekmektedir. Biliyorsunuz ki , Hazreti Peygamber Efendimiz (aleyhisselam) da geçici bir süre için vatanından hicret etmişti. İşte biz de bu sünneti yerine getirip Doğu Türkistan'ı terk ediyoruz. Bu yolda ve uğurda hiç kimseyi mecbur etmiyorum. İsteyenler burada kalabilir. Benimle gönüllü olanlar gelsin. Bir hafta içinde kalanlarla gidenler saflarını belli etsin…’

  Ertesi hafta kalanlar kalmış, gidenler de daha güneye Köklük dağına doğru yol almıştık. Köklük dağında Ustu nehrinin kıyısına geldiğimizde Alibek Hakim:

‘ Buradan sonra yolumuz Taklamakan çölünün en dar yeri ve önümüzdeki kışta donacak olan Lop-Nor gölü üzerinden Tibet'e,oradan da Himalayalara doğru olacaktır. Sizlere, bir daha söylüyorum,bu yolculuğumuz bir ölüm kalım yolculuğudur.Yolumuzda ölüm, kan, savaş, hastalık ve açlık olacaktır. Bir daha tekrar ediyorum kalmak isteyenler burada kalabilirler.’ Dedi.

   Babamın hatıralarına göre Ustu'da Alibek Hakim'in yanında 70 hane ve 300 kişi kalmıştı.O günlerde Urumçi 'de bulunan Rus subayı ve araştırmacısı Prof. V.İ.Petrov'a göre 50 aile, 234 kişi kalmıştı. Yılın aralık ayında 70 aile ve 300 kişi Taklamakan'a doğru yola çıkmıştık.

Elveda!..

   Kanlı gözyaşlarıyla anayurtlarına ‘Elveda’ diyorlardı. Bu üzüntü, bu elem, bu hüzün, bu acı, bu ayrılık, bu kanlı gözyaşları niye ve niçin idi? Küçücük beynimde bu sorulara cevap bulamadan Taklamakan çölüne giden yolda baba annemin yedeğindeki tayın üzerinde yola koyuluyorum...

- Babaanne, nereye gidiyoruz? dedim.
  ‘Uzaklara  Balam’ dedi.

                                            Ufkumuzun kandili söndü,
                                            Sarardı bütün topraklar.
                                            Mevsimler kızıla döndü,
                                            Elveda doğduğum topraklar.,.”

   Mehmet Emin Buğraların, Dr. Mesut Sabri Baykozuların, Osman Baturların, Hacı Canımhanların ve İsa Yusuf Alptekinlerin canları pahasına verdikleri mücadele devam ediyor.

  Uzaklara Balam; hiç şüphesiz ki, anladığımız mânâda edebî tarzda bir hâtıra kitabı değildir.Ve yine; uzaklara Balam, bir tarih araştırmasını da hedef alarak yazılmış bir eser değildir. Lakin,Uzaklara Balam, hem edebiyata, hem içtimaiyata ve hem de büyük Türk tarihine düşülmüş, ciddî ve ibret verici hâdiselerle dolu gerçeklerle donanmış bir “kayıttır.” Hem de milyonların canına ve hürriyetine mal olmuş vesikalarla dolu bir kayıt!..

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür