Doğu Türkistan Dramı

Rahim Er 17.12.2019 2554
T
resimürkistan, eskiden “şarkî” ve “garbî” diye iki parça değil, yekpare “Ulu(ğ) Türkistan” idi. Önce Çarlık Rusya’sı batı tarafını işgal etti. Çin de doğusunu işgal etti. Lenin, Çarlık Moskova’sına karşı ihtilale hazırlanırken Garbî Türkistan Türklerine istiklal vadederek yardımlarını istedi fakat hedefine ulaşınca sözünü tutmadı.

Batı Türkistan, SSCB adlı “Kızıl Emperyalizmin” 1989’da apansız çökmesiyle hürriyetine kavuştu. Ancak zengin nüfuslu, geniş coğrafyalı büyük bir “Batı Türkistan” ortaya çıkamadı. Onun yerine “Orta Asya Türk Cumhuriyetleri” denen 5 devlet kuruldu. Eş zamanlı olarak Kara Emperyalizm, bizimle kardeşlerimiz arasındaki din, dil, kültür birliğinden istifadeyle Orta Asya’ya girmek için güdümündeki FETÖ örgütünü buralara sevk etti. Maskeli örgüt, 25 yıllık bir çalışmayla Orta Asya’da hayli yol aldı.

Rejim Komünist, Ekonomi Kapitalist

 Sarı Emperyalizm, Çin, Sovyetlerin çöküşünden sür’atle ders çıkardı. Ticarette devlet tekelini kaldırarak “piyasa ekonomisi”ne geçti. Komünizmi yönetime münhasır kılıp ideolojisini yeniledi. Önceki katı komünist rejime göre daha güçlendi. Dünya, şimdi bu motoru komünist, kaportası kapitalist canavar makinadan ürküyor.

Çin, Şarkî Türkistan’ı son olarak Mao zamanında, 20. Asrın ortalarında işgal etmişti. O’na güya otonomi yani muhtariyet verildi. Ancak bu hep lafta kaldı. Komünizm öncesi Çin’in Türklere muamelesi ile rejim değiştirmiş Çin’in sonraki muameleleri arasında hiçbir fark olmadı. Oldum-olalı bir Doğu Türkistan dramı ve Uygur gözyaşı vardır. Onlarca seneden bu yana bu Türkili’nden sevindirici bir haber gelmedi. Pekin yönetimi, kardeşlerimize nefes aldırtmadı ve hiçbir zaman layıkıyla, dürüstçe ve adil şekilde otonomiyi tatbik etmedi.

Türkiye'nin İki Katı

Doğu Türkistan, toprak bakımından Türkiye’nin iki katından fazladır. Nüfus ise göçlere rağmen hâlâ 30 milyon civarında. Yani büyük bir ülke. Akla gelen soru şudur: “Çin, buraya muhtaç değilken bu tavrının sebebi nedir?” Sebep, yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle madenlerdir. ABD, menfaatleri için okyanus ötesinden gelip Afganistan, Irak, Suriye gibi yerleri işgal ederek buralardan çıkmazken Çin’in bu toprakları bırakmasını beklemek safdillik olur. Bundan dolayıdır ki Uygurlar, nüfus eritme, mecburi göç gibi zulümlere maruz kaldılar ve kalmaktalar. Türkistan şehirlerine her fırsatta Çinli nüfus yerleştiriliyor. İbadet, seyahat, kılık-kıyafet hürriyeti devamlı şekilde sıkboğaz edildi. Baskıların en akla gelmedikleri, Çin işkencesi kabilinden tatbik edilmekte.

Her Müslüman haneye bir Çinli erkek yerleştirilmesi bunun son örneğiydi. Tepkiler üzerine belki ondan vazgeçilmiştir. Ama bu defa da başka zulümlere tevessül ediliyor. Son zulüm, Müslüman Uygur hanımlara tesettürün yasaklanmasıdır, namazın yasaklanmasıdır. Hâlbuki orası bir Müslüman yurdu ve İslâm Medeniyeti merkezlerindendir. Tamamı Sünni bir Müslüman diyarıdır. Pekin, ibret alırsa daha başka dersler de var. Kızılordu’nun 1979’da Afganistan’a girip yaptığı zulümler sonunu getirdi. Tesettür düşmanlığı, 28 Şubat zalimlerini tarih önünde rezil etti. Çin bilmeli ki Müslümanın olmazsa olmaz değeri namaza da iffet bayrağı örtüye de gücü yetmez. İslam’ın sahibi yüce Allah’tır.

Asırlık Dram

Doğu Türkistan Dramı, yüreğimizdeki asırlık yaradır. Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın meş’alesini yaktığı “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne” varlık sahamızın, sorumluluk iklimimizin bir parçasıdır. Bu sözü, üçüncü tarafların bir müdahale olarak değil, barış, eşitlik ve adalet diye telakki etmelerini temin etmeliyiz. Netice itibarıyla Türkiye Devleti, Gönül Vatanımızdaki soydaş ve dindaşlarımız ve mazlum her insanın meseleleriyle alakadar olma mecburiyetindedir.

Şu günkü şartlarda Şarkî Türkistan için hakkıyla uygulanacak bir otonomi, özerklik, Uygur Türklerini rahat ve huzura kavuşturur. Samimi ise Çin için de böyle bir meselesi kalmaz. Zira Uygur Türkleri suiistimal de edilmekteler. Orada çıkan çoğu olayın iki sebebi vardır. Çin zulmü veya Kara Emperyalizmin kışkırtmaları. Türkiye-Çin münasebetleri, ne zaman hâle-yola girse, Atayurd’da mutlaka bir hadise cereyan ediyor. Türkiye, ilgilenince de Çin, malum bölücü örgüte destek vermektedir.

Çare Otonomi

Şarkî Türkistan’daki yığınla dert ve alabildiğine insan hakları ihlalinden kopan feryatlar göklere yükseliyor. Tekraren belirtelim ki bu dramı ortadan kaldıracak olan adil ve hakkaniyetli bir otonomi kurulmasıdır. Ankara ve Pekin, aklıselim noktasında buluşmalıdır.

Pekin, şu yüzkarası fiilini kabul zorundadır: İsrail’in Asya kıtasının batısında Filistinlilere yaptığını, Çin de aynı kıtanın doğusunda Uygurlara yapmaktadır. İsrail’i, Güvenlik Konseyi üyesi ABD koruyor. Bundan dolayı BM, zulme sadece seyirci kalmaktadır. Çin ise bizzat kendisi Konseyin üyesidir. Dolayısıyla BM, sadece seyircidir. İslam İşbirliği Teşkilatı ise ölü toprağı altında uyuyor. Filistin, Kırım, Şarkî Türkistan, Keşmir… gibi meseleleri yoktur.

Tarihte olduğu gibi bugün de bu sorumluluklar, Türkiye’dedir. Ezanın yükselmiş olduğu, yükseldiği ve yükseleceği her yer vatandır. Bin yıl şerefle taşıdığımız sancağı sarıp bir kenara bırakamayız. Suriye ile de Doğu Türkistan ile de Libya ile de diplomasiden her yola kadar akıllı bir şekilde lâzım geldiği gibi meşgul olacağız. “Oralarda ne işimiz var?” demek gaflettir.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür