Dil Yâresi

Prof. Dr. Beynun Akyavaş 25.10.2011 3414

D
il, insanın sese, söze, yazıya vurmuş aksidir. Dereye, göle eğilin, aynaya bakın, kendinizi görürsünüz. Dilde görülen de insanın kendisidir. Kişinin kemâli kelâmından belli olur derler. Olgun, olmuş insanın söyleyeceği söz de hamlıktan kurtulmuştur.

Çocuğun dili üç beş kelimeden başlar, gitgide zenginleşir. Bunlar önce eliyle tuttuğu, gözüyle gördüğü, sevdiği, hoşlandığı kimselerin, eşyanın adıdır. Anne, baba, mama gibi. Mama, her türlü yiyeceğin karşılığı olarak kullanılır. Cici kelimesi oldukça zor bir kelimedir. Söylemesi kolaydır ama anne, baba, mamaya benzemez. Çocuğun gözüyle görmediği, eliyle tutmadığı uslu, akıllı, terbiyeli, iyi, güzel, temiz gibi mücerret mefhumlar cicinin içindedir.

Büyük insan, gelişmiş insan çocuğun cici ve kaka olarak ikiye ayırdığı iyilikleri, kötülükleri, güzellikleri, çirkinlikleri binlerce kelimeyle ifade eder. Bir dilin zenginliği eş manâlı dediğimiz, aslında aralarında ince manâ farkları olan kelimelerinin zenginliğindedir. Birbirinin tıpatıp aynı iki kelime yoktur. Olsa bile, bunlardan bazıları kökte, bazıları kullanışta ayrılık gösterirler.

Meselâ:

Baş, kafa, kelle, ser ve şef. Baş Türkçe, kafa Arapça, kelle ve ser Farsça, şef Fransızcadır. Bunlar eş manâlı oldukları halde birini ötekinin yerine kullanamayız.

Baş: Baş üstüne, başımla beraber, baş belâsı, başıma gelenler, evlâtlarının başı için, başımın gözümün sadakası, başından büyük halt etmek, başında kavak yelleri esiyor, baş sallamaktan kavuk eskidi, azıcık aşım ağrısız başım, büyük başın derdi büyük olurmuş, akılsız başın sıkıntısını ayaklar çekermiş gibi tabirlerimizden, atasözlerimizden baş'ı kaldırmak mümkün değildir.

Kafa: Kafadar, kafa dengi, kafa kâğıdı, kafası kızmak, kafa patlatmak, kafa tutmak, kafatası, kalın kafal, kafalı, kafasız.

Kelle: Kellesini koltuğuna almış, kellesini uçurmak, kelle kulak yerinde, pişmiş kelle, kelle şekeri.

Ser: Sermaye, serdengeçti, serbest, sersem, serseri, sarhoş, serdar, serhat, ser verir sır vermez.

Şef: Millî şef, orkestra şefi, gar şefi, şef garson gibi sözlerimizden baş hariç, diğerleri yabancı asıllıdır diye kafayı, kelleyi, seri ve hattâ şefi atmak dili kurutur.

Her büyük dilde olduğu gibi Türkçede de yabancı kelimelerin bulunması tabiîdir. Hele bu kelimeler dilimizde eriyip kafamızda hazmolmuşsa!... Dili saflaştırıyoruz diye zihnimize yer etmiş kelimeleri kazımaya kalkmak beyinde sarsıntı yapar, düşünceye inme iner. Eli kolu tutmayan, dili söylemeyen bir düşünce olsa olsa sürünür.

Değerli ilim adamı, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Alman Dili ve Edebiyatı Profesörü Dr. Vural ülkü, Almanya'da 1880'lerden günümüze kadar dili özleştirme çabaları ve buna karşı olan hareketler üzerine bir kitap hazırlayıp yayınladı. İstifadeyle okunacak, kıssadan hisse çıkarılacak bu eserde Almancanın da bir vakitler özleştirmecilik hastalığına tutulduğu ve bu hastalığı otuz sene önce atlattığı görülmektedir.

Bilindiği gibi, İngiliz edebiyatında Shakespeare ne ise Alman edebiyatında da Goethe odur. Dehasıyla, değil yalnız Alman edebiyatına, dünya edebiyatına da damgasını basan Goethe eserlerinde yirmi binden fazla kelime kullanmış, bunlardan bir kısmını Almancanın yapısına, sesine, ahengine, zevkine göre kendisi yaratmıştır. Goethe'nin beyninde yer alan bu kelime hazinesi üzerinde araştırmalar yapılmaktadır.

Alman dilini geliştirmek, zenginleştirmek isteyen Goethe özleştirmecileri müstebit, özleştirme hareketini zorbalık olarak görmüş, altmış senede tamamladığı Faust'un Cadılar gecesi sahnesinde dil özleştiricisini cadı olarak göstermiş ve alay etmiştir.

Goethe şöyle der: "Dili temizlemek, zenginleştirmek en üstün kişilere düşen bir vazifedir. Zenginleştirmeden temizleme çoğu kere ruhsuzluğa yol açar. Zengin ruhlu insan, hangi unsurlardan olduğuna bakmadan kelime malzemesini yoğurur. Ruhen fakir olan insan saf dille konuşabilir, çünkü zaten söyleyeceği fazla bir şey yoktur".

Alman filolojisinin kurucusu ve Alman halkının konuşma dilini tesbit etmek için toplayıp yazdığı masallarla tanınan büyük ilim adamı Jacob Grimm'in kardeşiyle beraber geçen asrın ortalarında yazmaya başladığı lügati Alman İlimler Akademisi ancak 1960'da tamamlayabilmiştir. Otuz iki ciltlik Grimm lügatinde her kelimenin şeceresi, hayat hikâyesi ortaya konmuştur.

Grimm de Goethe ve birçok büyük Alman yazarı gibi uydurmacılara öfkelenenlerden biridir. Dilin canlı bir varlık olduğunu, hürriyet içinde büyüyüp gelişeceğini söyleyen Grimm, bu özleştirmeciler sinek yığınları gibi dilin kenarına üşüşüp oturmuşlar, der.

Alman Dil Kurumu, yüz küsur dilden binlerce kelime alan Almanca üzerinde artık sadece ilmî çalışmalar yapmakta ve özleştirmeciliğin çıkmaz bir yol olduğunu kabul etmektedir.

Goethe ve Grimm gibi abidevî iki insanın özleştirmeye şiddetle karşı koymuş olmaları özleştirme afyonunu yutmuş bazı safları uyandırmasa bile düşündürebilir.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…