Dil Meselemiz

Prof. Dr. Necmeddin Hacieminoğlu 27.10.2020 1608
T
ürkçe yeryüzünde yaşayan 300 milyonluk Türk’ün ana dilidir. Bu dil en az 2000 yıllık bir tekamülün neticesinde bugünkü duruma gelmiştir. 1071 den beri Anadolu, İran, İrak, Kafkasya ve Trakya’da teşekkül eden şiveye de Batı Türkçesi yahut Oğuz Türkçesi denir. Bizim konuştuğumuz dil işte bu Türkçesidir. Aşağı yukara 900 yıllık bir mazisi vardır. 

Yunus Emre’den Yahya Kemal’e. Aşık Paşadan Ömer Seyfeddine, Reşat Nuriye kadar hiç aksamadan devam eden yazı dili budur. Bu dili dağdaki çobandan şehirdeki aydına kadar her Türk bilir. Anlar ve konuşur. Bütün Oğuz ve Türkmenler de bu şiveyi konuşurlar. Bu dedemizden, annemizden duyup öğrendiğimiz Türkçedir. 

Osmanlı İmparatorluğu devrinde 16-19.asırlar arasında saray çevresinde teşekkül eden sun’i resmi dil ile yukarıda gelişme seyrini anlattığımız Türkçenin bir ilgisi yoktur. Ancak bu gerçeği iyi bilmeyen kimseler Türkiye’de bir dil devrimi yapmağa kalkışmışlardır. Ve çok yanlış bir tutum içine girmişlerdir.
 
Yanlış fakat iyi bir niyetle başlatılan böyle bir hareket son 40 yılda el değiştirerek tamamıyla maksatlı çevrelerin yıkıcı emellerine alet olmuşlardır. Yeni yetişen nesilleri millet gövdesinden ve milli maziden koparan kültür ihtilaline böylece bir de dil devrimi eklenmiştir. Neticede dil devrimi adı altında yürütülen uydurmacılık akımı devlet eli ve zoru ile okullara sokulmuştur. Bu yıkım hâlâ bütün dehşeti ile devam etmektedir. 

Milliyetçi Türkiye’de önemle ele alacağımız ilk konu muhakkak ki Türkçemizi bozan yıkan karıştıran ve delik deşik eden bu uydurmacılık akımıdır. Pek çok iyi niyetle ülküdaşımızın da zaman zaman kapıldığı bu tehlikeli hastalık meselenin mahiyeti ve içyüzü ortay konulmadan tedavi edilemez. Önce bunu belirtelim: 

Türkiye’de Türkçe’yi sadeleştirme maskesi altında yürütülen hareketin üç sinsi ve hain maksadı vardır. 

1- Bugünkü nesilleri bilgi kültür ve düşünce bakımından kendinden önceki bütün nesillerden ve milli tarihten koparmak onları düne ait yani bizim edebiyat ve kültürümüze ait hiç bir eseri okuyup anlayamaz hale getirmek. Böylece yüzde yüz Hristiyan, Yahudi ve Marksist kültürle beslenmiş köksüz dejenere sözde aydınlar yetiştirmek.

Nitekim otuz yıllık gayret neticesinde aşağı yukarı bu çizgiye gelinmiştir. Günümüzün aydını artık istiklal Marşımızı bile anlayamamaktadır.

2-Türkiye'de uydurma bir dili yazı dili haline getirerek Türkiye Türklüğü ile sınırlarımız dışındaki dünya Türklüğünü birbirine bağlayan yegane bağı dil birliği bağını koparmak. Böylece Anadolu’daki 80 milyon Türk’ün yurt dışındaki 200 milyon soydaşı ile anlaşabilmesini önlemek sonunda da bizim sınırlarımızın dışındaki Türklere soy birliğimiz olmadığını Anadolu'da asırlardır yaşayan başka bir ‘’Halk’’ tan geldiğimizi iddia etmek. Nitekim böyle saçma iddialar yaygınlaşmaktadır. Türkiye’deki Türklerin Asya’daki Türklerle hiçbir ilgileri bulunmadığını zira bizim Yunan asıllı olduğumuz ileri sürenler çoğalmıştır. Eğer uydurma dilcilik iyice yaygınlaşırsa bizim, Kıbrıs, Kerkük, Trakya, İran ve Asya Türkleri ile anlaşmamız tamamen imkansızlaşacaktır. İşte o zaman Türk dünyasından kopmuş olacağız. Ayrı bir Anadolu kavmi olduğumuza inandırılacağız bu sovyet planıdır. 

Demek ki uydurmacılığın sinsi maksadı bizi hem milli mazimizden hem de dünya Türklüğünden koparmaktır. 

3- Nesilleri sayıca yetersiz ve uydurma kelimelerle okuyup yazmağa zorlayarak onların öğrenme düşünme melekelerini dumura uğratmaktır.

İşte bundan dolayı bütün eğitim kademelerinde uydurma dile karşı mücadele edilecektir Türk çocukları Ziya Gökalp ve Ömer Seyfeddin gerçekleştirdiği normal ve sade Türkçe esas alınarak yetiştirilecektir. Halkımızın kullandaığı her kelime menşei ne olursa olsun, Türkçe kabul edilecektir. Bugün sadeleşme diye bir meselemiz yoktur. Türk milletinin konuştuğu dil Türkçedir. Son bir asırdan beri teşekkül etmiş olan Türk yazı ve kültürü dili de düzgün bir plana göre on bir yıllık öğretim süresi içinde gençlere hazmettirilecektir. O zaman liseyi bitiren her Türk çocuğu kolayca kendi klassiklerimiz okuyabilecktir.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…