Davullar Kimin İçin Çalıyor

Prof. Dr. Beynun Akyavaş 28.02.2013 3237
M

azhar Osman: "Uydurmacılar ruh hastalarıdır" derken, Prof. Dr. Ayhan Songar: "Bir takım akıl hastalıklarında (şizofreni veya erken bunama denen akıl hastalığında) hasta durup dururken kelime uydurur; bildiğimiz, tanıdığımız eşyalara kendi kafasına göre isimler takar ve bu kelimeleri konuşurken kullanır, herkesin de anlamasını ister. Bunların dili bazen hiç anlaşılmayacak bir uydurma lisan haline gelebilir. Bu araza ruh tababetinde neolojizm diyoruz" diyor.

Demek ki, uydura uydura dili zıvanadan çıkaran ve bu abuk sabuk dili herkesin anlayıp öğrenmesini isteyenler, şeytana uyup belli bir maksatla hareket edenler, bunu pek millî bir marifet sanan gafiller kelime ve dil uyduruyorlar.

Fransızcanın yanında özfransızca, Almancanın yanında özalmanca, İngilizcenin yanında özingilizce olmadığına göre Türkçeye elense çekmeye çalışan bu öztürkçe ne ola ki!

Öztürkçe, er meydanına pek de merdâne çıkmamış uydurma bir pehlivan! Lâkin davullar, dümbelekler onun için çalıyor!... Radyonun da, televizyonun da öteden beri ağzı bozuk!... "Sözcük"lere geçit resmi yaptıran gazete ve dergiler de az değil. Daha ne olsun! Bereket versin, Türkçe ağır siklet bir cihan pehlivanı! Yoksa sırtı çoktaan yere yapışırdı.

Bu öztürkçe ile ne yapılır? Öztürkçe ile doğru dürüst konuşulmaz, yazılmaz, düşünülmez. Öztürkçe ile zihin karıştırılır, insanlar hem geçmişlerine, hem birbirlerine yabancı olurlar. Geçmişine ve birbirine yabancılaşmış, zihni karışmış insanların yaşadığı bir memlekette huzur kalmaz.

Öztürkçe Türkçenin özü müdür? Orta Asya'da atalarımızın konuştuğu Türkçe midir? Hiçbir dilden kelime almamış, saf, süzme Türkçe midir, yoksa devirimci bir kavmin uydurduğu dil midir?

İnsanlar nasıl değişip gelişiyorlarsa, diller de öylece değişip gelişiyorlar. Bu bir tabiat kanunudur. Kanuna karşı gelip Türkçenin özüyle konuşalım demek mantığa sığmaz. Yirminci asrın sonuna doğru yol aldığımız şu zamanda hangi saf dille meram anlatılabilir ki!

Dilimiz, her dil gibi, kendi kendisini tasfiye ediyor, kelime alıyor, kelime üretiyor, yaşamaya devam ediyor, uydurmacıların millî dil feryatları arasında görmemezlikten geldikleri şu Fransızca ve İngilizce kelime akınına kimsenin itiraz ettiği yok!...

Köylerdeki aşevlerinin bile adı "restaurant". Büyük şehirlerde kasap dükkânları "et market", bakkal dükkânları "süper market" oldu. Bulvarlarda butiklerden, kuaförlerden, kafelerden, pasajlardan bol bir şey yok! Halka malolmuş, her Türk'ün bilip kullandığı, üstelik dedem zamanında Türk ve Müslüman olmuş kelimelerle uğraşacağınıza, şu Fransızca, İngilizce kırması dille uğraşsanıza!... Atalarımız herhalde eti marketten alıp, yemeklerini restaurantda yemiyorlardı!

Kesip kesip ayırdığımız zamanı düşünelim. Her asrın insanı, düşüncesi, cemiyetleri, devletleri başkadır. Yaşama şartları, sosyal hâdiseler, ilim, sanat, kılık kıyafet, yiyecek içecek, ev, ölçü, tartı, para, aklınıza gelen gelmeyen hemen her şey bugünkünden farklı veya tamamen unutulmuş, unutulmuş, kaybolup gitmiş bu eski şeyleri ifade etmeye yarayan kelimeler niçin yaşasın?

Onlar da kalkar tedavülden. Ecdattan kalmış eski eşya gibi tarihin tavan arasında, sandıkların, sepetlerin içinde durur. İcabettikçe, lâzım oldukça antika değerini muhafaza eden bu hatıra kelimeler çıkarılıp kullanılır. Aksi halde, yani kullanmakta bir mecburiyet yoksa, arkalarında bıraktıkları boşluğu dolduran ve yeni ihtiyaçlara cevap veren, yeni, doğru, güzel kelimeler kullanılır.

Eskimiş, hattâ ölmüş kelimelerin turşusu kurulmaz ama yaşayan, canlı, hayat dolu kelimeyi öldürmeye çalışmak veballi iştir. Yeni, doğru, güzel kelimeler nasıl doğar? Bunları halk kendi dil kanunlarına, kaidelerine, zevkine göre tabiî bir şekilde oluşturur veya dil ilmine saygılı ilim adamları ilmî yollarla kelime yaparlar.

Millete arz ve teklif edilen bu yapma kelimeler, halk, sanatkârlar, ilim adamları beğenip severlerse tutar, yerleşir. Yoksa bir çeşit "sözcük" imalâthanelerinde kalp para basar gibi uydurulup yayın vasıtalarıyla piyasaya sürülen sahte, yanlış, çirkin, sevimsiz "sözcük"ler ne de güzel öğreniliyor diye sevinmek gün gelir üzüntü getirir.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…