Cengiz Aytmatov Diyor ki

Dr. Mehmet Can 24.07.2018 2151
resim

Mankurtlaşma

Eski mankurt ile şimdiki mankurtun aslı birdir, fakat o zamanlarda güç ile kafalara zorlama yapılırdı, şimdi televizyonlarla yapılıyor. O zaman on insan mankurtlaştırılırken şimdi milyonlar mankurtlaştırılıyor.

Mankurt olmamak için ne yapmak lazım? Milletlerin yetişmiş büyük insanları, halkına yabancı olmayan bir aydın kitlesi, elitası olması lazım. Topluma yön verecek gençleri yetiştirecek büyük sanat adamları olması lazım. Halk düşündürülmeli... Biz kimiz? Bizim tarihimiz nedir? Bizim medeniyetimiz nedir? Bizim özümüz kimdir, sözümüz nedir?

Hayat bir mücadeledir. İki akım var. Biri mankurtlaştırmaya çalışan, diğeri buna karşı mücadele eden. Bazen biri bazen diğeri başarılı gözükebilir. Bu bir diyalektiktir. İnsanlar bunun için mücadele ediyor. Her mücadelede bir fark vardır. Ben mankurtçuluğa kalemle savaş açtım, gelecek zamanda bunun şekli değişebilir.

Dilimiz Kimliğimizdir

Şu anda bağımsızlığa kavuşmuş Orta Asya ve Kazakistan ülkelerinin edebiyatları emperyalist ideolojilerden kurtulup üreticiliğin yeni vadisine, tarihî yeni dönüm noktasına erişmiştir. Meseleyi bu yönde ele aldığımızda onlar için en verimli seçenek, bana göre Türk dillerinin birbirine yakınlaşması, birbirinin tecrübesinden istifade edip özleşmesi ve kökeni bir olan dillerin birbirlerinin potansiyelinden nöbetleşerek faydalanmasıdır. Bu çerçeve içerisinde her bir Türk dili kendisinin millî kültürünün yararı için azami çaba göstermesi, elbette çok faydalı olacaktır. Ne kadar Türk dili varsa o kadar da edebî dilimiz var. Kim bilir, gelecekte hepimizi kucaklayan ortak bir Türk edebî dili meydana gelir.

Türk dillerinin ortak dile yaklaşması için bir konsensüs lazım. Ortak bir gramer ve sözlük gerekli. Biz bir kelimeyi sizden alalım, siz bizden alın.

Ortak Zenginliğimiz Eski Türk Dilidir

Bizi birleştiren köprü, ortak zenginliğimiz olan eski Türk dilidir. 1920’lere kadar Türkistan'da yazı birdi. Arap alfabesiyle yazılan bir metni, kitabı herkes okuyabiliyordu. Bunu Kazak Kazakça, Özbek Özbekçe, Azerbaycanlı Azeri dilinde okuyordu. Bu elbette yakınlık doğurmuştur. Böyle devam etseydi, ileride orijinal bir Türkistan kültürü, belki de daha ileride dillerin birleşmesiyle orijinal ve müşterek bir Türk dilinin ortaya çıkması mümkündü. Bu o devirdeki aydınlarımızın da bir ülküsüydü. Fakat tarihî oluşum bunu engelledi. Yani o zamanki Rusya'nın liderleri ve bizdeki parti başkanları böyle bir gelişmeyi hoş karşılamadılar. Parça parça bir Türkistan onların daha çok işine geliyordu. 

1940 yılında Kiril alfabesine geçtikten sonra Ruslar herkese bir alfabe uydurdu. Böylece farklı farklı alfabeler ortaya çıktı. Neticede birbirimizi rahatlıkla okuyabilecek seviyeden uzaklaştık. 

Müşterek bir yazı dili oluşturma ülküsü hepimizin paylaştığı bir fikir. Çünkü Türkistan devletleri birleşirse, bu halklar bir devlet olma yoluna giderse o zaman kendi başına çok güçlü, medeniyetli bir devlet olacaktır. Ama halkların da birbirleriyle kaynaşması lazımdır. Birbirimizin ellerine sarılmalı, birbirimize kenetlenip sağlam bir şekilde direnç göstermemiz lazım.

Her yazar milletinin çocuğudur ve o milletin hayatını anlatmak, eserlerini millî gelenek ve törelerini kaynak alarak zenginleştirmek zorundadır. Benim yaptığım önce bu, yani kendi milletimin geleneklerini ve hayatını anlatıyorum. Fakat orada kaldığınız takdirde bir yere varamazsınız. Edebiyatın, millî hayatı ve gelenekleri anlatmanın ötesinde de hedefleri vardır. Yazar, ufkunu millî olanın ötesinde, doğru geliştirmek ve "evrensel" olana ulaşmak için gayret göstermek durumundadır. İyi yazar "tipik insan" ortaya koyma ustalığına erişen yazardır.

Vatan Sevgisi

Dedem diyordu ki, geçmiş zamanların birinde bir han başka bir hanı esir almış. Bu han esirine: 

—Eğer istersen benim kölem olarak yanımda kalır uzun zaman yaşayabilirsin. İstemezsen en büyük arzunu yerine getirir, sonra da seni öldürürüm. 

Esir olan han düşünüp cevap vermiş: 

—Köle olarak yaşamak istemiyorum, beni öldür daha iyi. Ancak öldürmeden önce her hangi bir çobanı buraya getirmeni istiyorum.

 —Ne yapacaksın o çobanı?

 —Ölmeden önce ondan bir türkü dinlemek istiyorum…

Dedem diyor ki; “İşte böyle vatanlarının bir türküsü için canlarını feda eden insanlar varmış. Bu insanları görmeyi ne kadar isterdim!” Herhalde onlar büyük şehirlerde yaşıyorlar. 

Türküyü dinlerken dedem kulağıma fısıldar: “İlahi! Ne büyük insanlarmış eski insanlar! Ne türküler yakmışlar."

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür