Büyük Türk Devlet Adamı Sultan Sencer ve Selçuklular

Necdet Bayraktaroğlu 15.12.2014 3980
S

elçuklular, İslam dünyasının çoğuna ve fethettikleri Anadolu’ya sahip olduktan sonra güçlü bir siyasi birlik oluşturarak, hâkimiyetlerindeki topraklarda yaptırdıkları camiler, medreseler, kütüphaneler, hastaneler, zaviyeler, kervansaraylar ile buralara ve mensuplarına yapılan vakıflar sayesinde bir ilim ve kültür ordusu yetiştirerek, askeri ve siyasi güçlerini artırmışlardır. Bir taraftan bu medreseler vasıtasıyla ilmi ve âlimi koruyarak yükseltmiş, bir taraftan da yetiştirdiği irfan ordusunu da İslam dünyasına, Anadolu’ya göndermiştir.

Selçuklu Sultanları, Hatunları, Melikleri ve Beyleri âlimlere, din adamlarına, şair ve sanatkârlara çok büyük ilgi gösterirlerdi. Onlar için kurdukları müesseseler ve yaptıkları ihsan ve yardımlar o kadar fazla idi ki hayrete düşürecek kadardı. Âlimler ve din adamları karşısındaki tevazuları ve saygıları çok yüksek derecede idi. Fethettikleri yerlere girdiklerinde ilk işleri âlimleri ve din adamlarını ziyaret eder veya kabul ederlerdi.

Âlim, riyaziyeci, tabip, sanatkâr, edip ve şairlerin çoğu Selçuklu saraylarında bulunmuş, himaye görmüş, kurulan vakıf ve medreseler de yetişmelerine yardımcı olunulmuştur. Selçukluların ilmi, dini ve hayri yaptırdıkları müesseseler, İslam ve Türk dünyasında destan olmuştur. Âlimlere, vaizlere, şairlere, sanatkârlara hilatlar (süslü kaftan) giydirilir, hediyeler verilir, görülmemiş ayin ve şenlikler yaptırırlardı.

 Sultan Sencer’in sarayı ve çevresi âlim, din adamı, edip, şair, tabip ve filozoflarla dolu idi. “Bunlara bir defa beş gün zarfında onlara yaptığı ihsanlar yedi yüz bin dinar nakit, bin atlas elbise, pek çok at ve sair kıymetli eşya olup kendisinin ve devletinin haşmeti ile münasipti. Hazinedarı kendisine hazinenin boşalacağından bahsettiği zaman tekrarbenim hakkımda mala meyletti denilmesi çirkin olur; bu atlas elbiseleri de emirlere dağıt’ cevabını verdi.” [1]

Medeniyet tarihinde ilk defa Selçuklular devrinde ilim ve tahsil, bu derece önem görmüş, himaye edilmiş, yayılmıştır. İslam dünyasının ve Anadolu’nun her tarafı cami, medrese, kütüphane, tıp merkezi, hastane, imaret, zaviye ve kervansaraylarla doldurulmuş, bunların korunması ve yaşaması, devam etmesi içinde vakıflar kurmuşlardır. “Filhakika bir ilim ocağı olarak medreselerin devlet eli ile teşkilatlanması, tahsilin vakıf sureti ile meccani olması ve İslam dünyasına yayılması Selçukluların eseridir.” [2]

Sultan Sencer’in uzun süren saltanatında pek çok âlim ve din adamı, edip, şair, tabip, sanatkâr yetişmiştir.

Sencer, Sultan Melikşah’ın oğlu olup 1086 yılında Sincar’da doğmuştur. Küçük yaştan itibaren iyi bir eğitim ve terbiye almış, devlet idaresini öğrenmiştir. Devlet idaresinde bulunarak fetihlerde başarı göstermiş, isyanları bastırmıştır. 1119’da Selçuklu Sultanı olup birçok fetihler yaptı, zaferler kazandı. Gazne, Irak, Azerbaycan, İran, Harez, Afganistan ve Kaşgar üzerinde hâkimiyetini kurdu. Saltanatı döneminde devlet düzenini yeniden tanzim etti ve kendisine Sultan-ül Azam unvanı verildi.

Sultan Sencer din adamlarına, âlimlere, şairlere, sanatkârlara çok önem verirdi. Sarayında eksik etmezdi. Allah dostlarının yanında bulunmasından hoşlanırdı. Onların nasihatlerine çok önem verir, can kulağıyla dinlerdi. Hata yaptığında uyarılmasını ister, kim olursa olsun kendisine yapılan şikâyeti sabırla dinler, adaleti yerine getirirdi.

Sultan Sencer zamanında sultanın desteği ve teşvikiyle Horasan, bütün İslam âlemine, Anadolu’ya din ve ilim adamı gönderen bir merkez olmuştu. Daha hayatta iken yaptırdığı türbesi, devrinin medeniyeti hakkında fikir veren şaheser bir sanat eseridir.91 yaşında 29 Nisan 1157 yılında vefat etti ve Merv’de kendi yaptırdığı türbesine defnedildi.

Sultan Sencer devrinin en büyük âlimi, şöhreti günümüze kadar devam eden İmam-ı Gazzali hazretleridir. İmam-ı Gazali hazretleri 1058 (H. 450) yılında Horasan’ın Tus şehrinde doğdu, 55 yaşında vefat etti. O kadar çok kitap yazdı ki, ömrüne bölünce her güne 18 sayfa düşmektedir



[1] Osman Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti, Boğaziçi Yayınları, 1996, s.125.

[2] Osman Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti, Boğaziçi Yayınları, 1996, s.328.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür