Bulgaristan’dan Türkiye’ye Göçler

Murat Yıldız 12.06.2013 24417
O

smanlı devleti zamanında Bulgaristan’ın hemen her yerinde Türkler çoğunluktaydı. 93 harbi olarak bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşından sonra bütün Balkanlar, Rumeli ve özellikle Bulgaristan’dan yüz binlerce Türk çok zor şartlarda Türkiye’ye göçtü. Bu sebepten Balkanlar ve Rumeli’nin bazı bölgelerinde hiç Türk kalmadığı gibi pek çok yerlerde de azınlık durumuna düştüler.

Göç Tarihleri

I. 1877-1878 Göçü

Bulgaristan'dan ilk büyük Türk göçü, “93 Muhacereti” olmuştur. Yani 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında görülen bozgun göçü.

Bu göç, Bulgaristan'ın kuruluş günlerine rastlamış ve yedi ay kadar süren 1877-1878 savaşında bir milyon kadar Rumeli Türkü göçe zorlanmıştır. Hukuki antlaşmalar yapılmadan göçe zorlanan yüz binlerce Türkün geride bıraktıkları mallar, mülkler Bulgarlarca yağma edildi.

Bulgar ve Rus tarihçileri bu büyük gasp olayını uzun zaman gizlediler. 1953'te Bulgar devletinin 75. yıl dönümünde bu konuda yayın yapmaya ve bir “toprak ihtilali” yaptıklarını söylemeye başladılar. Bulgar Prensliği nezdinde ilk Osmanlı Komiseri veya temsilcisi Nihat Paşa, gasp edilen Türk topraklarını da Bulgarlarla görüşmek niyetindeydi. 1880 yılında Sofya'ya giderken yanında 100 sandık dolusu tapu senedi de götürdü. Bunlar 93 Muhacirleri'ne ait mülklerin tapularıydı. Ama Türk göçmen emlakinin bedeli Bulgarlardan alınamadı.

II. 1879-1880 Göçü

Rus Ordusu 1879 yazında Bulgaristan'dan çekildiğinde, Türklere yönelik Bulgar terörü yeniden başladı. Bulgar yönetimi Türklerin can ve mal güvenliğini sağlamak gerekçesiyle Türk bölgelerinde sıkıyönetim ilan etti.

Sıkıyönetim gerekçesiyle Türklerin silahları toplandı, geceleri sokağa çıkmaları yasaklandı. Bu durumdan yararlanan Bulgar çeteleri yeniden köylere saldırmaya, yağma etmeye ve çocuk, kadın yaşlı demeden öldürmeye ve göçe zorlamaya başladı. Bu olaylar sebebiyle de Bulgaristan'dan Türkiye’ye göçler yeniden hızlandı.

III. 1884 Göçü

1884 yılında Bulgaristan'dan Türkiye'ye 600 bin Türk göç etmiştir. Sofya'daki Fransız Temsilcisi 3 Nisan 1884 gününkü raporunda Bulgaristan'dan 600 binden fazla Türkün göç ettiğini bildiriyor ve şöyle diyordu: Tuna nehrinden Balkan Sıradağlarına, Balkanlardan Sofya'ya kadar toprak pek bereketli ama pek işlenmiş değil. Çünkü Müslümanların göçü, Bulgaristan'ı 600 binden fazla işgücünden mahrum bıraktı.

IV. 1893-1902 Göçü

Bulgaristan'dan Türkiye'ye göçlerin en durgun olduğu yıllardır. Türk-Bulgar ilişkileri normaldir. Böyle olduğu halde göç durmayıp devam etmiştir. Bu yıllarda bile Bulgaristan'dan Türkiye'ye her yıl ortalama 7 bin kadar göçmen gelmiştir. Bulgar resmi istatistiklerine göre; 1893 - 1902 yılları arasında Bulgaristan'dan Türkiye'ye 70.603 göçmen gelmiştir.

V. 1912-1913 Göçü

Balkan Savaşlarından sonra canlarını kurtarabilmek için yüz binlerce Rumeli Türkü Anadolu'ya sığınmak için göç yollarına düştü. Balkan Savaşı, göçmenlerinin kesin sayısı bilinmiyor.

VI. 1923-1939 Göçü

Cumhuriyet döneminde Bulgaristan'dan ilk defa göç işi bir anlaşma ile düzene bağlanmıştır. 18 Ekim 1925 tarihinde Ankara'da imzalanan Türk - Bulgar ikamet sözleşmesi, göç konusunu da düzenlemiştir. Buna göre, Bulgaristan'da yaşayan Türklerin isteğe bağlı göçlerine engel olunmayacaktır.

Bu dönemde 2 silahlı Bulgar örgütü, Bulgaristan Türklerine zulüm yapıyordu. Kuzey Bulgaristan'da Rodna Zaştita(Yurt Koruması) ve Güney Bulgaristan'da Trakya Komiteleri, Türk azınlığına durmadan saldırıyorlardı.

Bu günkü Bulgar kaynaklarının belirttiğine göre, Rodna Zaştita 1923 yılında kurulmuş faşist bir örgüttür. 1936 yılına kadar ayakta kaldı ve o yıl askeri rejim tarafından lağvedildi. Bulgaristan Türklerini göçe zorlamak istiyor ve Türklere karşı çeşitli saldırılar düzenliyordu.

Güney Bulgaristan'da, özellikle Rodop bölgesindeki Türklere karşı saldırıları da daha çok Trakya Komitesi düzenliyordu. Bu iki örgütün saldırılan karşısında Bulgaristan Türkleri kafileler halinde Türkiye'ye göç etmek zorunda kalıyorlardı.

Bütün bunların sonucunda da Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç kesilmiyordu. 1923 -1933 yılları arasında Bulgaristan'dan Türkiye'ye 101.507 kişi göç etmiştir.

VII. 1940-1949 Göçü

2.Dünya Savaşı(1939-1945) boyunca ve hemen savaşı takip eden yıllarda Bulgaristan'dan Türkiye'ye göçler çok yavaşladı. Neredeyse kesilme noktasına geldi. Bulgaristan'ın kuruluşundan 1949 sonuna kadar Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelen göçmen sayısının en düşük olduğu dönem bu dönemdir.

VIII. 1950-1951 Göçü

2.Dünya Savaşı'ndan sonra Bulgaristan'da Türklerin kendi dillerinde eğitim görmeleri imkânı kademeli olarak ortadan kaldırıldı ve Türk okulları kapatıldı. Devlet okullarında Türkçe dersleri ise üçte bire indirildi. Bulgaristan'ın İstanbul Konsoloslu olan Bulgar diplomatı Jelez Jelezov 1950 yılındaki göçü şu şekilde açıklamaktadır:

"Baskı ve zulüm 1950 de insanların topraklarının zorla elinden alınarak tarımın kooperatifleştirilmesi için işe koşuldu. Tarlasını ve toprağını vermek istemeyenlerin ölesiye dayaktan geçirilmesi ve böylelerine karşı uygulanan daha bir sürü sapıklıklar, binlerce Türk ailesinin yoğun göçüne sebeb oldu."

Eylül 1949 da Bulgar hükümeti tutum değiştirdi. Türklere daha kolay pasaport verdi ve Türk konsoloslukları da vize verdiler. Bu gelişmeler olurken Bulgaristan 30 Ağustos 1950 tarihinde Türkiye'ye bir nota vererek 250 bin kişinin Türkiye'ye gönderileceği ve 1925 tarihli Türk - Bulgar İkamet sözleşmesine dayanarak bunların 3 ay içinde Türkiye tarafından kabul edilmesi gerektiğini bildirmiştir.

IX. 1969 -1978 Yakın Akraba Göçü

Parçalanmış ailelerin birleştirilmesi maksadı ile 21 Ağustos 1966 tarihin de Türk Bulgar ikili beyannamesi yayınlandı ve daha önce Türkiye'ye göç etmiş bulunan Türk asıllı Bulgar vatandaşlarının yakınlarından isteyenlerin Türkiye'ye göçleri konusunda anlaşma yapılması için görüş birliğine varıldı. Bundan sonra binlerce Türk göçerek akrabalarına kavuştu.

X. 1989 Göçü

Bulgaristan Devleti tarafından yıllardır sürdürülen asimilasyon politikasına karşı Türkler 1989 da yılların birikimi ile hemen her yerde protesto yürüyüşleri ve açlık grevleri gibi direnişlere başlamışlardır. Bunlara karşılık Bulgaristan Hükümeti 12 Mayıs 1989 da Bulgaristan da serbest pasaport kuralı getiren bir yasa kabul etmiş ve pasaport alma işlemlerindeki katı şartlar kaldırılarak işlemlere esneklik getirilmiştir.

Türk azınlığın insan hakları ve demokrasi konusundaki isteklerinin öncülüğünü yapan bu kişilerin Türkiye'ye gelmelerini sağlamıştır. Bulgaristan yönetimi 1989'da "Türkler dışarı" sloganlarıyla bir yürüyüş düzenleyerek Türklere ve Türkiye'ye karşı kamuoyu oluşturma çabasına girmiştir.

Bu arada, Bulgarların yeni pasaport kanunundan yararlanmak isteyen 500 bin kişi Türk pasaport almak için Bulgar makamlarına başvurmuştur. Bu talepler üzerine zamanın Dışişleri Bakanı Peter Mladenov, isteyene Türkiye'ye gitmesi için serbestçe vize verileceğini açıklamıştır.

Böylece ikinci Dünya Savaşından sonra yaşanan en büyük kitlesel göç olayı başlamıştır. Bulgaristan'dan zorunlu göçün başladığı 1989 Mayıs, Haziran, Temmuz 3 ayda vizesiz 345.960 (82.390 aile) geldi. Bunların 298.243'ü (69.904 aile) Edirne Kapıkule karayolu demiryolu ile Türkiye'ye gelmiştir. 47.717'si (12.486 aile) ise Kırklareli Dereköy kapısından girmiştir.

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren