Bulgar Şehri Neresi?

Meryem Aybike Sinan 19.08.2023 681
R
resimuslar Bolgar diyor.
Bulgar… Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nin İdil Nehri üzerindeki en eski meskûn mahallerden birisi. İdil Ön Bulgarları adı verilen Kıpçak Türkleri 922 yılında Alamuş Han zamanında İslamiyet’i kabul ettiler. Karahanlı Devleti’nden sonra İslamiyet’i kabul eden ikinci Türk devleti İdil Ön Bulgar Devleti’dir.
 
Daha sonraları Altın Orda ve Kazan Hanlığına bağlı bir şehir olarak varlığını sürdüren bu antik şehir bir açık hava müzesi hususiyetindedir. Bizler, Kazan şehrinden bir feribota binerek iki buçuk saat uzaklıktaki bu şehre İdil-Volga Nehri üzerinden ulaştık. Hemen ifade edelim 3.500 km uzunluğundaki bu nehre Türkler İdil/İtil, Ruslar Volga diyor. İdil’e nehir desek de İstanbul Boğazı’nın dört katı genişliğinde bir denizi andırıyor.
 
Antik Bulgar şehri, İdil’in kıyısına kurulmuş. Anında bir Türk -İslam şehri olduğunu anlıyorsunuz. İslam ilimleri müzesinden, İslam İlimleri Fakültesine bir canlı hayat var. Özbekler, Tatarlar, Türkmenler akın akın burayı ziyarete geliyorlar.
 
Önce “Beyaz Cami” adı verilen muhteşem mimariyi ziyarete gidiyoruz. Geniş bir sahaya inşa edilmiş bu camide günde beş vakit ezan okunuyor. Bir külliye şeklinde inşa edilmiş. Hemen yanı başında İslam İlimleri Enstitüsü var. Bu cami insanlarla dolup taşıyor.
 
Biz camiye vardığımızda cuma namazı eda olunuyordu. Açıkçası Rusya’nın ortasında duyduğum bu ezan sesiyle irkildim. Atalarımızın aziz ruhlarına Fatihalar gönderdim. Bulgar antik şehri rüya gibi güzel ve hatıralıydı. Hangi tarafa baksam tarihten bir iz, bir eser buradayım diyor.
 
Az ileride bir İslami ilimler müzesi var. Burada el yazısıyla çoğaltılmış sayısız Kur’ân-ı kerim sergileniyor. Dünyanın en büyük Kur’ân-ı kerimi de burada. İki buçuk metre ebatındaki nüshanın yaprakları ipekten hususi bir kâğıt olup kapağı değerli taşlarla işlenen malakit kaplamalı. Kutsal kitabımız bu boyutuyla Guinness Rekorlar Kitabı’na da girmiş. 
 
Müzede İdil Ön Bulgarlarına, Kazan Hanlığına ve Altın Orda Devleti’ne ait pek çok resim ve figür var. Kılıç kuşanma, düğün, elçi kabul etme, kurultay gibi törenlere ait bu resimlerin hemen hemen tümünde Hanların yanında hanımlarını da görüyoruz.
 
Yine İdil Nehri boyunca çeşitli arkeolojik kazılar yürütülmüş ve ortaya çıkan eserler nehir kıyısında sergileniyor. Her yer buram buram Türk ve islam kokuyor.
 
Nehir boyunca gezinti alanları meydana getirilmiş. Çürümeyen ahşap zeminler, ferforje kenarlıklar, ahşap banklar, birbirinden güzel mekânlar, nehir boyunca önünüzden akıp gidiyor. Nerede duracağınızı, nerede soluklanacağınızı bilemiyorsunuz, her şey öyle güzel öyle büyüleyici.
 
Tarihî eserleri gezdikten sonra bir de fayton gezisi yapıyoruz. Bu geziyi yaparken yanımızda Tatar kızı Kamila /Kamile var. Kamila, Udmurd Cumhuriyeti’nden Kazan’a çalışmaya gelmiş 26 yaşında bir genç kız. Kamila’nın hem İslami anlamda hem de ahlaken ismiyle müsemma tavır ve davranışları bizleri çok şaşırttı. Ben babaannemle ramazan ayında oruç tutarım diyor, sonra köy halkına babaannem her sene iftar yemeği verir diye ekliyor…  
 
Kamila’ya Tatar gençlerin İslami yaşantısı hakkında sorular yöneltiyorum. Şu sözleri beni şaşkına çeviriyor:
 
-Bir Tatar kızı, başını kapattıktan sonra beş vakit namazını kılar, erkeklerle görüşmez, ellerini tutmaz, sigara içmez. Biz Tatarlarda kadının sigara içmesi çok ayıptır. Mesela İstanbul’da gördüm, sizin başı kapalı kızlarınız ellerinde sigara ile dolaşıyor, erkeklerle el ele geziyorlar, nargile içiyorlar!!!
 
Hasılı Bulgar şehrinde vakit tez bitiyor ve yine feribotla Kazan’a dönüyoruz.



İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür