Buhara-i Şerif

Meryem Aybike Sinan 15.02.2021 1681
İ
resim
ki gündür Buhara’dayız... Özbekistan’ı yeterince tanımıyoruz. Tanımak için gidip dokunmak, görmek, o ruhu teneffüs etmek lazım imiş nitekim geçtiğimiz akşam saatlerinde uçağımız Özbekistan Cumhuriyetinin Başkenti Taşkent’e indikten sonra âdeta başımız dönüyor. Birden kadim bir tarihin, kültürün ve medeniyetin adım başı bize hoş geldiniz dediği hatıralı bir coğrafyanın içinde buluyoruz kendimizi. O muazzam güzellik binbir yerden yakalıyor bizleri.

Özbekistan baştan aşağıya bir zarafet, güzellik ve incelikler ülkesidir.

Heyecandan gece uyuyamadım zira gündüz gözüyle bu ülkenin taşını, toprağını, bahçesini bağını, evini, mabedini görme isteğiyle doluydum. Erkenden, hızlı trenle Buhara’ya geçeceğimiz söylendi. Ruhumuzda sonsuzluk duygusuna sebep olan engin bozkır, tren sesiyle inlerken aklımdan kimler gelip geçiyor…

Şeybani Devletinin hemen ardında Kıpçakların büyük hakanı Özbek Han’ın bu coğrafyaya hükmetmesiyle halkın büyük çoğunluğu İslamla müşerref oluyor. Ebu’l Hayr Han, Muhammed Şeybani, Emîr Timur, Ebu’l Gazi Han ve daha niceleri… Mâverâünnehir coğrafyasının bu önemli isimleri bir resmigeçit yaparken, tarih kendini hatırlatırken Buhara görünüyor.

Adını içinden çıktığı dağdan alan Zerefşan Nehri, Buhara toprağına bereket katıyor. Zerefşan Dağı ise adından anlaşıldığı üzere altın madeni bulunan bir dağ. İşte nakış nakış işlenmiş camiler, medreseler, tekkeler, bedestenler, türbeler, hanlar, hamamlar… Bu abide eserlerin ortak özelliği tarihin bütün genetik kodlarını üzerlerinde taşımaları.

Buhara, ehlidil Buhara, Ehl-i sünnetin zirvesi, asaletin, hikmetin, bereketin sebil gibi üzerine yağdığı Buhara bizi sımsıcak karşılıyor. Tren garından alelacele iniyoruz. Gelen misafirleri güzel ezgiler eşliğinde karşılıyorlar. Buhara Türkçesinde Farsça etkiler var. Çok zarif ve ferah bir otele yerleştikten sonra bizleri “İpek Yolu” adlı geleneksel Özbek yemeklerinin piştiği restorana götürüyorlar… Samsa, Özbek Pilavı, Şaş Kebabı tadıyoruz. Özbek sofraları çok zarif bir sunumla hazırlanıyor. Sonra piyale dedikleri kâselerde Özbek çaylarını içiyoruz.

Yemek faslının ardından, “Eski Buhara” dedikleri taşıyla toprağıyla estetiğin zirvesi olan o güzeller güzeli şehre atıyoruz kendimizi. İşte oradaki camide Şah-ı Nakşibend Muhammed Behaeddin-i Buharî hazretleri hâlâ ibadet ediyor, O medresede Hoca Muhammed Arif er-Rivegerî ders anlatıyor, şu tekkede Hoca Abdülhalık Goncdüvanî öğrencilerine nasihat ediyor. Hoca Ali Ramitenî, Seyyid Emir Külal (Gilal) işte oradalar...

Hadis ilminin en büyük âlimlerinden İmam-ı Buharî hazretleri bu şehirde doğmuş, yaşamış. Buhara bir ilm-i hadis şehridir. Dolayısıyla Ehl-i sünnetin kalesidir.

Minare-i Kelan yani “Büyük Minare” Buhara’nın tam ortasında muhteşem bir yıldızlar şehrayinini andırıyor. Ne yana baksanız binbir çeşit güzellik ve asalet ilişiyor ruhunuz erbabına. Tarihî İpek Yolunun ana güzergâhında bulunan Buhara’da çok sayıda han ve kervansaray bulunuyor. Yine Cuma Camii, duvarlarına asılı duran çinilere, sırlara sinmiş avuç avuç edilmiş duaları, bize duyuruyor uzun yılların ardından. Bedestenler, avlular, yaşlı çeşmeler, yaşı kemale ermiş çınarlar, hüzün sinmiş caddeler, eski binaların hiç eskimeyen taşları bize binbir çeşit duyguyu yaşatıyor. Buhara halkı içten, samimi ve çok güler yüzlü. Şehrin maneviyatının farkındalar.

Buhara, bizi bağrına basıyor. Uzun yıllar ne duyup yaşamışsa kalbine vurulmuş mühürle öylece duruyor ve bize de duyuruyor. Buhara güzelliğinde, güzel, sıcak ve içli bir gün çabuk bitiyor ve güneş yitip gidiyor bozkırın üzerinden.

Biz Buhara’ya doyamadık. O da bizi salmıyor...




İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür