Bu da Bir Katliam...

Ahmet Sağırlı 24.12.2010 4156

T
RT’den başka televizyonun olmadığı yıllarda “Yurtdışında Yaşayan Başarılı Türkler” başlığı altında o dönem için önemli sayılacak insanlarla mülakatlar yapılırdı.

Beyefendi 1950’de gitmiş Amerika’ya... Bir üniversiteye girmiş, başarılı olmuş, orada kalmış, 30 sene sonra da ülkesini ziyarete gelmiş. Anlattıklarını anlamakta zorlanırdık.

Zorlanmamızın sebebi 50’li yılların Türkçesi ile konuşması... Sene olmuş 1980… Aradan geçmiş 30 sene. Bizim kullandığımız Türkçe o arada onlarca defa değişmiş. Yüzlerce kelime kullanılmaz olmuş. Şimdi eskisi gibi kopukluk olmadığı için dışarıda yaşayanlarla aramızda uçurum olmuyor.

İlber Ortaylı, “Bugün Arapça konuşan bir çocuğu, zaman makinası ile Harun Reşit dönemine ışınlama imkânı olsa, çocuk o dönemde konuşulanları zorlanmadan anlar” demişti.

1940’larda bastırılan klasikleri sadeleştirmeden günümüz yetişkinlerinin anlaması zor.
Biz katliam deyince ne anlıyoruz? Filan yere bomba atılıp yahut kimyasal silah kullanılıp yüzlerce, binlerce kişi öldürüldüğü zaman adına katliam diyoruz. Bir milletin dilini sadeleştirmek daha büyük katliam.

İlkinde nihayetinde üç beş bin kişiyi katlediyorsunuz. İkinci usûlde arka arkaya birkaç nesli, milyonlarca insanı katlediyorsunuz. Sadeleştirmek katliam, değiştirmekse atom bombası atmak gibi bir şey...

İşin şu kısmını anlayamıyorum: Ne yaptıysak yaptık... Yahut ne yaptılarsa yaptılar... Türkçe yeni şekliyle oturur gibi oldu, neden tekrar sadeleştirme adı altında katliam yapıldı.
Türkçe 1940’taki şekliyle, 1950’deki, 1960’taki haliyle bırakılsaydı.

Başbakan Adnan Menderes’in 1959’daki bir konuşmasını yeni nesillere dinletin kimse anlamaz. Kulaklarının azıcık âşina olduğu yabancı dil gibi gelir insanlara... Bu uçurumu tabiî gelişme saymak mümkün mü? Dil de zaman içinde gelişir, değişir diyerek geçiştirilebilir mi?

TDK’nın web sitesini açın ve aşağıdaki kelimelerin karşılığına bakın: "Tasavvur, tahayyül, teessür, tahassüs, hicran, kasavet, mahzun, hüzün, kahır, gam" vs..

Bunlar özelliği olan kelimeler değil... Sadece karşılık olarak çoğunun karşısında aynı uydurma kelimeyi göreceksiniz. Nüans yok. Âciz kalıyor yeni Türkçe... Bin yıldır kullanılan kelimelere yabancı deyip karşılık uyduranlar, katliam sanığı ya da savaş suçlusu gibi oluyor...

Bombalasaydınız çoktan ayağa kalkmıştı bu millet…!

İlgili Makaleler

Türk Dili
Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Lisan ve Alfabe Üzerine İki Mühim Tespit
D Zahid Demir - Siyaset Bilimci ünyanın en önemli bilim tarihçilerinden biri olan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in lisan ve alfabe üzerinde çok önemli tespitleri bulunmaktadır. Mesela günümüzde Türklerin…
Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Lisan ve Alfabe Üzerine İki Mühim Tespit
Türk Dili
"D" HARFİ DÜŞMANLIĞI
E debî, zengin lisanımızı uyduruk dile çevirenler, isimlerimizde de tahribat yaptı. Mesela, sonu “d” harfi ile biten isimler, “t” sesi ile yazılıp okunmaya başlandı. Böylece başta Peygamberimizin…
Türk Dili
LİSANIMIZDAKİ AHLÂKÎ - MANEVÎ DEĞERLER DE BOZULUYOR!
A na dilimiz Türkçe üzerinde sinsi oyunlar, tahribatlar hızla devam ediyor. Manevî ve ahlâkî değerlerimizi ifade eden kelimeler kasten değiştiriliyor, yerlerine aynı mânâya gelmeyen, anlaşılmayan…
Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…