Bizi Geçmişimizden Koparmak İstiyorlar

İbrahim Sarbay 19.06.2014 3668
S
hakespeare’in eserlerini orijinal metninden okumak İngiliz çocukları için problem teşkil etmez. Küçük bir eğitim takviyesi ile her İngiliz bu dünya klâsiğini anlayabilir. Dikkatinizi çekeriz, 16. yüzyılda yazılan bir eserden bahsediyoruz.

Peki Türkiye’de durum böyle mi? Yurdumuzda, bırakın 16. yüzyıla ait bir eseri, 30 yıl önce yazılan basit bir magazin haberini bugün anlayan beri gelsin. Kaçımız elimize sözlük almadan anlayabiliriz? Evet, dil aynı dil; fakat kelimeler değişmiş, dilimizin içi adeta boşaltılmış.

“Kelimeler değişse ne olur? Biz yine anlaşıyoruz ya!” diye düşünen olabilir; ama insan yığınlarına millet olma özeliği kazandıran en önemli unsur dildir. Dili güçlü olan millet her alanda kuvvetlidir. Meşhur Fransız roman yazarı Balzac’ın söylediği gibi: “Millet, edebiyatı olan bir topluluktur.” İşte İngilizce!.. Genişliği ve esnekliği bakımından Türkçeyle kıyas bile kabul edilemeyecek kadar ilkel bir dildir İngilizce… Sakın şaka yaptığımı zannetmeyin. Bundan 500 sene önce Türkçe dünyanın üçüncü büyük dili iken, İngilizce adeta Katangalı yerlilerin kelime haznesiyle eşdeğerdi.

Öyle bir dil düşünün ki kardeşe, babaya ve anneye hitap edebilecek kelimelerden yoksundu. Bugün ise güzel Türkçemiz dünya dilleri arasında 10. sıralarda iken, İngilizce dünyanın en büyük üçüncü dili durumunda; ama etki olarak rakipsiz birinci dili. İngilizce’nin bu kadar devleşmesinin sebebi, şüphesiz uyguladığı politikadır.

Türkçemizin gittikçe cüceleşmesinin sebebi de İngilizler’in dil politikasının tam zıddına bir politika takip etmesidir. Bu şu şekilde anlatmaya çalışalım: İngilizce kelimelere batığımızda, yüzde 85’inin yabancı dillerden geçtiğini görürsünüz.

“Brother, father, mother” gibi her gün kullanılan kelimeler Farsça’daki “birâder, peder ve mâder” kelimelerinden alınmıştır; ama hiçbir İngiliz’in aklına bu kelimeleri yabancı görerek dilden çıkarmak gelmez. Bunu dile getirenler olursa da, bunlar ince bir mizah ve tebessümle karşılanır.

Bernard Shaw’a İngilizce’deki kelimelerin çoğunun yabancı menşeli olduğu hatırlatılınca muhteşem bir cevap vermiştir: “Bir arslanın vücudu yediği ceylanlardan oluşur.” İngilizce, bünyesinde barındırdığı kelimeleri kaybetmemeyi biliyor ve dünya dillerinden sürekli yeni kelimeler alarak genişliyor.

Kelime Soykırımı

Bizdeki “kelime soykırımı” elbette bir anda yapılmamış. Kendilerine “Türkçeyi Koruma ve Kollama” görevini veren bazı kişiler, “Dilimiz yabancı sözcüklerle istila edilmiş” diyerek bizim olmuş kelimeleri beşerli onarlı gruplar hâlinde attılar. Öyle ki bir dönem bu tırpanlama işi histeri boyutlarına ulaşmıştı. Özellikle Arapça ve Farsça kelimeleri atıp, yerlerine dil kaidelerine uymayan “uydurulmuş” kelimeler koyuyorlardı.

Güzel Türkçemize ilk müdahale Osmanlı’nın son dönemlerinde başlamış. Milletimizi –güya- Arap ve İran kültüründen kurtarmaya çalışıyorlarmış. Oysa akıllarına gelmeyen bir gerçek vardı. Türkler Orta Asyalı yıllardan bugüne milyonlarca kilometre karelik bir coğrafyayı mesken tutmuşlardı. Çin, Hindistan, Moğolistan, İran, Arabistan, Afrika ve Doğu Avrupa’da ne kadar millet varsa hepsiyle ticarî, siyasî, askerî ilişkiler kurmuşlardı. Dikkat buyurun, bu toplumlar alelâde kabileler değildi. Çin, Sasani, Hind ve Latin gibi medeniyetlere mensup insanlarla iç içeydiler. Buna rağmen neden hâlâ Türkçe konuşabiliyoruz? Bunun cevabını verememişlerdir.

Bu kelime soykırımına “Öz Türkçe” gibi cafcaflı bir isim de bulmuşlardı. Sanki bir de üvey Türkçe varmış gibi… Bu anlayış, daha 100 sene önce Arapça ve Farsça’dan sonra dünyanın üçüncü büyük dili olan Türkçeyi perişan etmiştir. O günün İngilizcesi 10. sıralardaydı. Bu ise biz 10. sıralara indik, onlar üçüncü sıraya yükseldiler.

Nereden Nereye?

Yüz sene önce Redhouse’un hazırladığı İngilizce-Türkçe Sözlük tam 90 bin kelimeden oluşuyordu. Bugün en muhtevalı İngilizce-Türkçe Sözlük acaba kaç kelimeden oluşuyor? Meraklısına bırakalım…

Günümüzdeki Öz Türkçe sözlüğün 218. Sayfasına bir bakın! “L” harfiyle başlayan tek kelime bile göremeyeceksiniz. Peki biz Öz Türkçe konuşmak için “leke, lâhmacun, lâcivert, lise, liste, liman, lütfen” gibi kelimeleri konuşamayacak mıyız?

Sözlükte yer alan kelimelere bakıldığında konunun trajikomik bir boyutu daha ortaya çıkıyor. Bu sözlükte “Z” harfiyle başlayan tam 5 kelime var: “Zorba, zorbalık, zorunlu, zorunluk, zorunluluk”. Ancak hiçbirinin aklına “zor” kelimesinin Farsça olduğu gelmiyor.

Bir başka komik iddiayı da şehir kelimesinde görmekteyiz. Güya şehir kelimesi Arapçaymış ve “ay” manasına gelmekteymiş. Dilimize halkın cehaleti sebebiyle yerleşmiş. Evet “şehr” kelimesi Arapça’da ay manasın gelmektedir; ama Türkçedeki şehir kelimesi “şâr” kelimesinden gelmektedir. Soğd (Semerkat) lehçesindeki anlamı şehir demektir. Eğer Yunus Emre’nin bir şiirini açıp okusalardı “Yol gittim şârdan şâra” gibi onlarca örnek bulabilirlerdi.

“Şehir” kelimesini atıp yerine “kent” kelimesini koydular. Bir defa kent kelimesi Türkçe değil Moğolca’dır. Aynı şekilde “yabancı kelimeleri dilimizden atmak” adı altında, yabancı kelimeleri dilimize sokma hatasına da düşüyorlar. “Hava meydanı” yerine “hava alanı” (şimdilerde entel takılıyorlar “hava limanı” diyorlar) kullanmak isteyenler var. Evet “meydan” Arapça bir kelimedir, ama yerine koymak istedikleri “liman” da Yunanca bir kelime!.. Peki baştaki “hava” kelimesi nece?.. O da Arapça…

Lenin Bile…

Bu örnekleri gördükten sonra insanın aklına bir soru takılıyor: Neden dilimizdeki Arapça, Farsça, Yunanca Latince kelimeler atılarak yerlerine uydurukçaları alınıyor? Acaba bizi binlerce yıllık geçmişimizden koparmak mı istiyorlar? Neden dilimize zorla müdahale ediyorlar? Bizi yok etmek mi istiyorlar?.. Rusya’ya ve Çin’e komünist bir rejim getiren ve eskiye ait her şeyi yakıp yıkan Lenin ve Mao bir tek, dile dokunmamışlardı. Hatta Lenin’e, Rusçadaki yabancı kelimeleri atıp yerine öz, hakikî Rusça teklif edilince “Ben Rus milletini yok etmeye gelmedim” cevabını vermiştir.

Galiba tek çare, aklı başında idarecilere sahip olmamızda… Biraz da biz gayret göstereceğiz ki günlük 150 kelimeyle ve el kol işaretiyle anlaşan toplum durumuna düşmeyelim. Uydurukça yerine tarihimizde kopup gelen ve bizi geçmişimize bağlayan kelimeleri kullanarak daha emin kelimeleri kullanarak daha emin adımlarla yarınlara yürüyelim.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…