Bir Kelimeden Ne Çıkar?

D.Mehmet Doğan 24.02.2020 2447

D
ilde "tasfiyecilik", sonraki adlandırma ile "özleştirmecilik", zihin dünyamızın en büyük belâsıdır. Bugün doğru dürüst Türkçe düşünemiyorsak, konuşamıyorsak, yazamıyorsak, en başta gelen sebebidir. Bunun milliyetçilik olarak yutturulması da meseleyi katmerleştiriyor. Dilimizin tabiî değişimini sağlayamadık; daha açığı, buna izin verilmedi!  Birileri zihin dünyamızı allak bullak etmek ve dimağımızın tabii işleyişini dumura uğratmak maksadıyla ha bire kelimelerimizle oynuyor. Kaç neslimizin asırlardır dilinden düşürmediği, kaç kalemimizin yazmaktan vazgeçmediği kelimeler, görünmez bir elin tasarrufu ile yok hükmünde sayılıyor.

Bir de bakıyorsunuz “kelime” yok!
“Kelimeler kifayetsiz” de ondan mı
Ne var, “sözcük” var!

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, 
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu 
Bu derde düşmeden önce.
(Orhan Veli)

Haydi bakalım Orhan Veli’nin şiirini “sözcük”le okuyalım! Dilimize mal olmuş, bizim olmuş ve başka dillere bizden geçmiş yerleşik bir kelimenin yerine konulmak istenene şüphe ile bakarım. Neden dilin malı olan, konuşurken yazarken kullandığımız, anlaşılmasında sıkıntı olmayan bir kelime neden değiştirilir ki? Daha doğrusu böyle bir kelime neden cinayete kurban edilir ki?

 

Dil Kurumu bir zamanlar zihnimizi kelime mezbahasına çevirdi. Nelere kıyılmadı ki. Şu sıralar bu kötü son “kelime” için de söz konusu. Kelime yerine “sözcük” demekten ne çıkar! Bazı aklı başında kişilerle konuştuğumuzda bu cevabı alıyorum. “Hem kurallara uygun!”

Kurallara uygun mu o tartışılır, (Agop Dilaçar bile itiraz ediyor) fakat Türkçenin ruhuna aykırı! Bu Türkçenin bedeni var, ruhu yok.  1930’lardan beri kendi dilimizden tercümelerle meşgulüz. Halit Ziya Uşaklıgil’in romanları 6 defa “özleştirilmiş”. Unutturulan kelimeleri tercüme etmekten başka bir şey yaptığımız yok. Başka bir şey daha yapıyoruz aslında: Büyük yazarların temel eserlerini okumaktan vazgeçiyoruz. Çocuklarımızın vazgeçmesi için ne gerekirse onu yapıyoruz. Çocuklar bir sayfada beş altı tane bilmedikleri kelimeye rastlayınca, bunalıyorlar. Sanmayın ki bunlar bize uzak kelimeler. İşte İstiklâl Marşı’nın kelimeleri: "İstiklâl, hür, millet, vatan, medeniyet."

"Bağımsızlığa, özgüre, ulusa, yurda, uygarlığa" küçük yaşlarda şartlanmış zihinler İstiklâl Marşı’nın başka bir dilden konuştuğu zehabına kapılıyorlar.

Tanpınar, değil kelimeyi, onun telaffuzunun, söylenişinin ne demeye geldiğini açıklıyor:

“Nuran’ın bazen çok eski kelimeler kullanmasının, hatta bundan hoşlanmasının, bazı heceleri med’le uzatmasının sebebini anladı. Mesela Nuran, -o anda- kelimesini o -ande- diye söyler, böylece Türkçe için çok uzun, bir çekişten sonra en hafif üstünü getirebilirdi. Bu İstanbul şivesi dediğimiz, Nedim’in ve Nâbî’nin hayran oldukları terbiye ve zevkin içinde yetişme idi.”

Dünyanın en akıllı milleti biziz(!)

Ha bire kelimeleri değiştiriyor ve böylece dili özleştirdiğimizi sanıyoruz. Avrupa’nın köklü dillerinde niçin böyle şeyler görülmüyor? Almanlar neden "wort" yerine başka bir kelime aramıyorlar? İngilizler neden “word”a bu Germen’in kelimesi demiyor, Fransızlar niçin “mot”la yetiniyorlar. (Mot’u “mota mot”dan hatırlayın).

"Mot" gerçekten Fransız’ın kelimesi mi? İtalyanlar "motto" diyor, Latincesi "muttum". İngilizcede "motto” şiar, düstur mânâsı kazanmış, bize de böyle geçmiş. Avrupa dillerinde Latince menşeli kelime oranı hiçbir zaman yüzde otuzlardan aşağı düşmez. İngilizcede, Fransızca kelimeler yüzde yirmi beşe varır.  Bu “aptal” kavimler neden dillerini bizim gibi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmıyorlar? Salaklıklarına doymasınlar!

“Kelime” değişince ne değişir? Türk dünyasıyla dil birliği iddiasında olanlara sözümüz: Azerbaycan’dan itibaren kullanılan ortak bir kelimeden vazgeçmiş olursunuz!

Dil diye meselesi olmayan, sığlıkta boğulan “İslamcılık” müddeilerine sözümüz şu: “Kelime”den vazgeçtiğinizde "kelime-i şehadeti, kelime-i tevhid’i, “kelimetullah”ı ne yapacaksınız? Kolayı var: “tanıklık sözcüğü”, “birlik sözcüğü”, “Tanrı sözcüğü” der geçeriz! İşte “kelime”yi unutturarak çöpe atacağımız bazı yazarlar ve onlardan seçilmiş cümleler:

“Sesi kalın ve dikti, kelimeleri, eliyle bir kabartmayı yokluyormuş gibi harflerin ve seslerin bütün kudretini aşikâr ederek söylüyordu.” (Ahmet Hamdi Tanpınar)

“Her dilde bir şiir kelimesi vardır”. (Yahya Kemâl)

“Kelime üstü bir âhenkle konuşuyorum”.
 (Necip Fâzıl)

İlgili Makaleler

Türk Dili
Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Lisan ve Alfabe Üzerine İki Mühim Tespit
D Zahid Demir - Siyaset Bilimci ünyanın en önemli bilim tarihçilerinden biri olan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in lisan ve alfabe üzerinde çok önemli tespitleri bulunmaktadır. Mesela günümüzde Türklerin…
Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Lisan ve Alfabe Üzerine İki Mühim Tespit
Türk Dili
"D" HARFİ DÜŞMANLIĞI
E debî, zengin lisanımızı uyduruk dile çevirenler, isimlerimizde de tahribat yaptı. Mesela, sonu “d” harfi ile biten isimler, “t” sesi ile yazılıp okunmaya başlandı. Böylece başta Peygamberimizin…
Türk Dili
LİSANIMIZDAKİ AHLÂKÎ - MANEVÎ DEĞERLER DE BOZULUYOR!
A na dilimiz Türkçe üzerinde sinsi oyunlar, tahribatlar hızla devam ediyor. Manevî ve ahlâkî değerlerimizi ifade eden kelimeler kasten değiştiriliyor, yerlerine aynı mânâya gelmeyen, anlaşılmayan…
Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…