Benim Güzel Türkçem

Dr. Yalçın Özer 07.08.2009 3570

G
üzel Türkçemiz, Latin harflerine geçtiğimiz günden beri, sürekli bozulma ve aşınma içinde… Dilimiz günden güne eriyip yok oluyor. Şimdi kısaca Türkçenin nerelerde ve nasıl bozulduğunu özetleyelim.

Türkçenin başına gelen ilk felaket “Dil Devrimi”dir.

12 Temmuz 1932’de “Türk Dili Tetkik Cemiyeti” kuruldu. Peyami Safa, o dönemi şöyle anlatıyor; “Türk Dil Kurumunun çalışma ve tartışmalarının birinci safhasında tasfiyeciler ön plana geçtiler. Atatürk onları destekledi. Türk Dil Kurumu, bilim ve felsefe terimlerinin Osmanlıca ve Fransızcalarından mürekkep bir liste vücuda getirdi ve üniversitelere, uzmanlara gönderdi. Onlardan yeni terimler vücuda getirmelerini istedi. Cevaplar ‘Kurum’un uzmanları tarafından incelendi. Son şekillerini aldıktan sonra Millî Eğitim Bakanlığına gönderildi. Okul kitaplarına geçirildi.”

Tasfiyecilerin Maksadı Neydi?

Bu öyle ağır bir tasfiye hareketiydi ki, bir süre sonra kimse kimseyi anlayamaz duruma düştü. Sonunda Dil Kurumu’nu kuran Atatürk bile bu duruma isyan etti… Ama tasfiyecilik 1945 yılına kadar hız kesmedi. Bu seneden sonra orta yol tutulmaya çalışıldı ise de belli bir siyasî gücün (CHP) himayesi altında, 12 Eylül 1980 yılına kadar devam etti. Bu dönemde tasfiyeciler, TDK’dan uzaklaştırıldı ve Türkçenin değerini bilen bilim adamları, ‘Kurum’da görevlendirildi.

Türkçe’de tasfiye hareketinin ana maksadı neydi?..

Bu soruya çok çeşitli cevaplar verildi. Ama biz esasını ortaya koyalım: Tasfiye hareketinin temel gayesi, Türkçeye “Kur’an-ı Kerim”den geçen kelime ve ıstılahları yok etmekti. Böylece dil, dinden arındırılacak ve (laik) bir yapıya kavuşturulmuş olacaktı (!).

Dil devriminin Türkçeyi arılaştırmak gayesi ile yapıldığını söyleyenler, şu sorulara ve misallere cevap veremezler; “müselles” yerine “üçgen”“mektep” yerine “okul”“umumi” yerine “genel”“hakimiyet” yerine “egemenlik” kelimelerini koyan dil devrimcileri, sırasıyla aynı kelimelerin, “trigon, ekol, general, hegemoni” olarak, Latince ve Fransızca asıllı kelimeler olduğunu bilmiyorlar mıydı?..

Elbette biliyorlardı.

Ama onların istediği tek şey vardı o da Türkçenin içindeki dînî kelimeleri katletmek… Çünkü devrimin bu çeşidi, sadece dilde değil, her alanda, bu mânâya uygun olarak yürütüldü.

CHP ülkemiz gibi dilimizi de fakirleştirdi.

Orta Asya Bizi Anlamıyor

Bu sözümüzü daha doğruluyor; Sovyetler Birliği’nin çökmesinden sonra Türk Cumhuriyetleri ile temasa geçtik. Ve daha ilk temasta gördük ki, Türkçeyi aslına kavuşturma iddiasıyla başlatılan hareket, Orta Asya ile aramıza kalın duvarlar örmüştü. Cumhuriyet öncesi döneminin Türkçesi ile çok rahat anlaşabileceğimiz Orta Asya Türkleri artık bizi anlamaz olmuşlardır.

Oysa onlar da bir alfabe (Kiril) ve dil devrimi geçirdiler… 70 yıllık uzun bir karanlık dönemden geliyorlar. Demek oluyor ki CHP’nin gerçekleştirdiği devrim, Sovyet Devriminden çok daha sert ve tesirli değişiklikler getirmiştir.

Bugünkü Durum da Kötü

Şimdiki durum biraz daha farklıdır. Şimdi Türkçe aynı tasfiyeyi, Batı dillerinin istilası yüzünden yaşamaktadır. İşin asıl facia yönü ise tasfiyenin halk tabakalarına doğru yayılmış olmasıdır. Tanzimat Döneminde, böyle bir facia yaşadık. Ama o yıllarda tasfiyenin sirayeti, hiç değilse, birkaç monden kozmopolit çevre içinde kalmıştı… Şimdi berber dükkânı açan vatandaş “Erkek kuaförü”, lokanta açan, “restaurant”, gıda pazarı açan ise “süpermarket” tabelası asıyor…

Bu gidişe “Dur!” denilmesi gereklidir. Bu açıdan hükümetin TDK ile ortaklaşa yürüttüğü çalışmayı doğru buluyoruz.

Ancak burada eklemek istediğimiz bazı noktalar var;

Taassuba Düşmeden…

Her şeyden önce şunu bilelim; bu ülkede kanunlar artık fazla bir şey ifade etmiyor. En azından bir iktidar değişikliği halinde, başlanan ciddi işler bile tersine çevrilebiliyor. İkinci olarak her kanuni tedbir, boğucu bir bürokrasiyi beraberinde getiriyor. Bunun normal sonucu ise halkta bezginlik ve isyan duygularını kabartmak oluyor.

Bir diğer mesele ise şu; bilime, teknolojiye ve bazı meslek dallarına ait terminoloji değiştirilemez. Bunların dili, ortak kabul edilen bir dünya terminolojisi meydana getiriyor. Bu konuda ülkeler arasında ufak tefek değişiklikler dışında, fazla bir farklılık yok.

Bu sebeple, Türkçeyi kurtarmak isterken, tersine bir taassubun ağına düşmemek gerekli…

Emredici olmaktan ziyade teşvik edici olmaya itina etmek gerekiyor.

 

Ama öncelikle günlük dilimize giren ve yaygınlaşan “yanıt, sorun, yaşam, bağlam, olanak, gereksinim” vesaire gibi kaba, çirkin ve bozuk kelimelerden işe başlamak gerekiyor.

Uydurma kelimeleri, uydurma kültürlü, köksüz tiplerin ağızlarına çiklet yaptıklarını asla akıldan çıkarmamalıyız.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Lisan ve Alfabe Üzerine İki Mühim Tespit
D Zahid Demir - Siyaset Bilimci ünyanın en önemli bilim tarihçilerinden biri olan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in lisan ve alfabe üzerinde çok önemli tespitleri bulunmaktadır. Mesela günümüzde Türklerin…
Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Lisan ve Alfabe Üzerine İki Mühim Tespit
Türk Dili
"D" HARFİ DÜŞMANLIĞI
E debî, zengin lisanımızı uyduruk dile çevirenler, isimlerimizde de tahribat yaptı. Mesela, sonu “d” harfi ile biten isimler, “t” sesi ile yazılıp okunmaya başlandı. Böylece başta Peygamberimizin…
Türk Dili
LİSANIMIZDAKİ AHLÂKÎ - MANEVÎ DEĞERLER DE BOZULUYOR!
A na dilimiz Türkçe üzerinde sinsi oyunlar, tahribatlar hızla devam ediyor. Manevî ve ahlâkî değerlerimizi ifade eden kelimeler kasten değiştiriliyor, yerlerine aynı mânâya gelmeyen, anlaşılmayan…
Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…