Batı Trakya Nasıl Elden Çıktı?

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci 24.09.2019 3276
C
resim
ihan Harbi’nde Almanya yanında harbe girsin diye Dimetoka’yı Bulgarlara rüşvet olarak veren İttihatçılar, harbin sonunda daha fazlasını almak hayalindeydi. Balkan Harbi ile Batı Trakya, Bulgaristan’a verilmişti. Ancak Meriç’in batısındaki Dimetoka, Osmanlı elinde kalmıştı. Ama Sofya’nın gözü bu eski Osmanlı payitahtındaydı. Bulgaristan’ı, kendi safında harbe girmek için iknaya çalışan Almanya, İttihatçılara müthiş bir teklifte bulundu: Dimetoka’yı Bulgaristan’a verivermek! Bunun mukabilinde Bulgaristan, Almanya-Avusturya ittifakına girecekti. Jön Türkler, harbe girmeye o kadar istekliydi ki, vatan toprağını pazarlık mevzuu yapmakta tereddüt etmedi.(Halil Menteşe’nin Anıları, 21 vd)

“Hudud Tashihi!” Enver Paşa’nın talimatıyla 6 Eylül 1915’te, Sofya sefiri Fethi Okyar ile Bulgaristan başvekili arasında imzalanan antlaşmaya göre, Meriç’in batısında 5 bin nüfusun yaşadığı 200 km² büyüklüğünde, birkaç padişahın doğduğu 5 asırlık Türk toprağı Dimetoka, ayrıca Karadeniz kıyısında Midye’nin ilerisinde 1.500 km²lik toprak, Bulgaristan’a teslim edildi. Aynı gün Almanya-Bulgaristan ittifakı imzalandı. Almanya istediğini aldı; bedeli Osmanlı ödedi. İttihatçılar buna toprak verme değil, “hudud tashihi” dediler.

O zaman erkân-ı harbiye harekât şubesi müdürü İsmet (İnönü), kendisi de İttihatçı olduğu hâlde, Bulgarların harbe sokulması için yapılan pazarlıkla Garbi Trakya’nın verildiğini ve buna üzüldüğünü ifade eder:

“Teessürümü Enver Paşa’ya da söyledim. Bana Alman generali Falkenhayn’dan alınan bir telgrafı gösterdi. Merak etmeyin, dünyanın istikbalde ne olacağını muzafferler tayin edeceklerdir, diyordu.” (İsmet İnönü’nün Hatıraları, II/67)

Yani Dimetoka’yı verip, harpten sonra bütün Rumeli’yi Bulgarlarla paylaşacaklardı. Bu dehşet verici hadise, “Makedonya gidiyor” diye Sultan Hamid’i tahttan indiren İttihatçıların, nasıl hastalıklı bir hayal içinde olduklarını gösteren acı ve bariz bir misaldir.

Batı Trakya Devleti

Balkan Harbi esnasında Bulgarlar Edirne’yi işgal etmişler; ama Romanya’nın taarruzu üzerine Edirne’yi tahliye edip çekilmişlerdi. Bu tarihte onlardan boşalan Batı Trakya’ya ekseriyeti teşkil eden Müslümanlar mukavemet hareketi başlatmışlardı.

Teşkilat-ı Mahsusa fedailerinden Eşref Sencer kumandasında 16 zabit ve 100 neferden müteşekkil bir birlik buraya gönderildi. Bulgar çeteleri ve bir süvari alayı mağlup olarak geri çekildi. 3 Ağustos 1913’te Garbi Trakya Hükûmet-i Muvakkatesi kuruldu. Gümülcine Belediye Reisi müderris Hacı Salih Efendi, hükûmet reisi oldu. Ancak Fransa, Avusturya ve Rusya, askerlerini derhâl çekmesini İstanbul’dan istedi; aksi takdirde mali abluka tehdidinde bulundu. Ayrıca hükûmet, sulh müzakerelerinde Edirne’nin de mevzubahis olacağından korktu. Bu işe karışan bütün Osmanlı teb’asını geri çağırdı. Bu ise, geride kalanlardan Bulgarların intikam alması demekti.

Bulgarlardan hiç hoşlanmayan Yunan Başvekili Venizelos, Batı Trakya’da Osmanlı hâkimiyetine taraftardı. Hatta Dedeağaç şehir ve limanını da bu muvakkat hükûmete devretmiş; bir Bulgar taarruzunda silah ve cephane vermeyi taahhüt etmişti. Üstelik 400 bin kişilik bir Osmanlı ordusu, Batı Trakya hududunda yürüyüşe hazır bir hâldeydi.

Garbi Trakya Hükûmet-i Muvakkatesi, 25 Eylül’de istiklalini ilan etti. Garbi Trakya Hükûmet-i Müstakillesi kuruldu. Yeşil-beyaz-siyah renkli ay yıldızlı bayrak resmî binalara çekildi. Samuel Karasu adlı Yahudi bir vatandaş, hükûmetin izniyle bir haber ajansı kurdu ve Independenta (Hür) isminde Türkçe-Fransızca bir de gazete çıkardı. Posta pulu basıldı. Muntazam askerî birlikler kurulması için çalışmalar başladı.
 
Kırılan ümitler

Ancak İttihatçı hükûmet bunu kabul etmedi. Bulgaristan ile sulh müzakereleri başladı. Aslında orduları Sırplar, Yunanlar ve Romenler tarafından ağır bir bozguna uğrayan Bulgaristan’a karşı İstanbul’un eli güçlüydü. Bulgar çeteleri dağılmıştı. Edirne’de tam teçhizatlı bir ordu; Batı Trakya’da ise 4.200 kişilik bir birlik vardı. Buna rağmen İttihatçılar, Batı Trakya’yı sınır dışında bırakan antlaşmayı itirazsız kabul ederek büyük bir fırsatı kaçırdılar.

29 Eylül 1913’te imzalanan İstanbul Muahedesi, Batı Trakya’nın ümitlerini kararttı. Batı Trakya’yı teslime zorlamak için hükûmet Cemal Paşa’yı mıntıkaya yolladı. Teşkilat-ı Mahsusa fedaileri, Süleyman Askeri, Hacı Sami ve Eşref Sencer, her şeyi yüzüstü bırakıp İstanbul’a döndüler. Böylece 2,5 ay yaşayan Garbi Trakya Hükûmet-i Muvakkatesi tarihe karıştı.

Batı Trakya’nın ahalinin tamamına yakınının Müslüman olduğu Gümülcine’ye kadar olan kısmının, 29 Eylül 1913’te Bulgaristan’dan alındığı hâlde, 6 Eylül 1915’te Almanya’nın yanında harbe girmesinin taviz bedeli olarak Bulgaristan’a verilmesi, Osmanlı meclisinde infial doğurdu. Rum mebuslar, mesela Emanuilidis (İstanbul), Tokinidis (Çatalca), Efkalidis (Tekfurdağı) ve Tokididis (Çatalca) Efendiler, meseleyi dile getirdi ve hükûmete ateşli takrirler (soru önergesi) verdiler. Ne kadar hazindir ki, Müslüman mebuslar ise bunlara şiddetle mukabele ederek, İttihatçı hükûmeti savundular.

Bu hadise, Lozan’daki Türk heyetinin elini zayıflatmış ve Batı Trakya üzerinde hak iddia edilememiş; Bulgarlar, Cihan Harbi’nde yenildiği için Dimetoka ile beraber bütün Batı Trakya’ya müttefiklerin tarafındaki Yunanlar konmuştur.
 
Bize, bizden çok hizmet etti
 
Rıza Nur hatıralarında hülasaten diyor ki (s.885): “İttihatçılar 1915’te Bulgarları Alman tarafında harbe sokmak için bu hudutta aleyhimize ve Bulgar lehine tadilat yapıp bu mahalleri Bulgarlara terk etmişler. Ne deli ve ahmak insanlarmış... Harbe girmek için Almanlardan bize bir şey almadıkları gibi, Bulgarlara da onlar için bizden yer vermişlerdir. Şimendiferin bir kısmı Meriç'in garbında idi. İsmet alt komisyonda da bu kısımları kurtaramamıştı...

Biz Batı Trakya’da plebisit istiyorduk. Halkı ise Türkiye’ye bağlanamazlarsa, hiç değilse muhtar bir idareye taraftardı. Hâlbuki karşı taraf Müslümanların ekseriyette olduğunu bildikleri için plebisite yanaşmıyordu. Sırplar ise, bizim Meriç’i geçmemize hiç razı değillerdi. Tekrar Sırbistan’ı işgale kalkacağımızdan korkuyorlardı. İsmet, Batı Trakya’nın Yunanlara değil, hiç değilse Bulgarlara verilmesine taraftardı. Neticede Batı Trakya’yı alamadık.”

Batı Trakya’nın kaybı ile sınıra yaklaşan Doğu Trakya (Edirne, Kırklareli), müstahkem mevki hâline geldi. Bu da hem ağır bir masrafa yol açtı; hem de buraların geri kalmasına sebebiyet verdi. Zira muhtemel bir harpte ilk işgal edilmesi beklenen yer, Doğu Trakya idi. Bulgarlarla yaklaşıp, Yunanları uzaklaştırmak, Yunanistan’la ileride yaşanacak meselelerin de amili oldu.

Bulgar Dışişleri Bakanı Geşof der ki: “İttihatçılar Batı Trakya Hükûmetini kendi elleriyle yıkmasaydı; Avrupa bu tampon devleti tanırdı. Türkler, Balkanlar’dan çıkmamış olurdu. Biz bundan korktuk. Ama Cemal Paşa, bize, bizden çok hizmet etti.” (Celal Bayar, Ben De Yazdım, II/24)

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren