Balkanlar'da Yaşamak mı, Yaşatmak mı?

Süleyman Karakuş 11.03.2013 3237

B
ilir misiniz, aslında ikisi de zordur ama yaşatmak daha zordur! Niye diye sorarsanız, size tahammül edebilirler ama sizden olanlara asla tahammül edemezler; öyle ki sizi değiştirebilirler hatta asimîle de edebilirler ama sizden olanları asla tahrip edemez, asimilasyona uğratamazlar. Yaşatılması gerekenler, insanlar gibi eğilip bükülmezler, aslını inkâr etmezler; 

Mevlana’nın deyişiyle, olduğu gibi görünürler, göründüğü gibi de olurlar. Onlar bizim ecdadımızın her zaman fahrî temsilcileridir bu topraklarda, cansız gibi dursalar da pek çok yaşayan ya da yaşadığını zanneden, hayatı nefes almaktan ibaret gören misyonsuz davasız ruhsuzlardan daha iyidirler.

Şimdi, benim ne demek istediğimi yahut bunları neden söylediğimi düşünebilirsiniz... Bunlar Balkanlar'ın konuşamadığı, konuşup da insanlar tarafından anlaşılmayan ve cansız görünenlerin çığlıklarıdır bunlar. 

Balkanlar'da ayakta durmak zordur; çünkü ayakta olan çok şey kalmamıştır. Sanki her yıkılan ecdat eserinden sonra bizim insanlarımız da yıkılmıştır. 

Eskiden Üsküp'te sadece âsâr değil, bunun yanında sağlam, karakterli, kendini bilen, dava sahibi ve şuurlu "Evlâd-ı Fâtihan"lar varmış. Şimdiyse Üsküp'te Osmanlı'dan yadigâr çok az şey kalmış ve maalesef o biz olan, bizi biz yapan bizler kalmamış; yerine özenti, bir zamanlar bize benzemek için türlü türlü şarlatanlıklar yapanlara benzemek için tahammül edilemeyen bin bir türlü şarlatanlıklar peydah olmuş. 

Bir zamanlar fermanlarıyla ülke yöneten bizler şimdi ansiklopedilerde dahi kendimizi göremez olmuşuz. İşte şu an yaşadığımız Üsküp'te hâl bu ama bu sadece Üsküp'te sınırla değil; diğer Balkan ülkeleri de aynı %50 Müslüman olan bir yerde cemaat olmadığı için ezansız kalan minareler Allah-Allah nidaları kalmamış, sadece adı Müslüman olan topluluklar... 

Nasıl oldu, ne oldu bize, kim bu hâle getirdi? Aslında kimse getirmedi, kendimiz geldik, kendimiz istedik ve belki de hak ettik...

Bir insan ya da bir şehir neden birilerini taklit etmek ister bilir misiniz; bunun tek cevabı vardır; o da kendini aşağılık kompleksine düşürmesi ve öyle olduğunu kabul etmesidir. 

Ama Üsküp'te şöyle bir hava var sanki, isyan ediyor, değişmek istemiyor, olduğu gibi kalmak istiyor, insanların özünden ayırmak için acımasızca sarf ettikleri hakaretlere karşı bir ana yüreği gibi metanetle karşılık veriyor, direniyor adete ve "Beni yıkamazsınız, ben Osmanlı evladıyım, asla başaramayacaksınız." dercesine haykırıyor. 

Bir gün her şey aslına rucû edecektir. Biz de kızgın çölleri aşıp aslımıza rucû edeceğiz ve belki bizim de beton gibi gözüken cismimizde mevcut olan aşkı, sevdayı, hasreti ve göz yaşlarımızın sebebini elbet anlayacaklardır. Şunu da unutmamak gerekir kî görünenlerde, gösterilmek, istenenlerde ve vitrine konmak istenenlerde ihlas olmaz; aşkın da gözükmeyeni, gizli kalanı en değerlisidir. 

Aşkın vitrini kalptir ve onda kalırsa güzeldir ya, onun gibi işte. Zaten sadece onda kalırsa adına aşk diyebilirisiniz, tıpkı Üsküp gibi. Sinesine gömdüğü sevdayı, gelinlik kızın sabırsızlıkla askerden dönmesini beklediği sevdalısı gibi bekliyor. Bir gün belki vuslatın şarabından içebilmek ümidiyle, sadakatle mahremiyetine uzanan elleri kırmak istercesine bir tavırla bekliyor. Keşke hepimiz gördüklerimiz kadar canlı, vefakâr ve sevdasına sadık kalanlar gibi olabilsek.

Peki bizler, yaşayan akıl ve irade sahipleri hatta makam sahipleri ne yapıyor? Acaba bir gün uykuları kaçıyor mu o eserler giderken. Bir Osmanlı eserine haç takılırken biz ne yapıyoruz? 

Ağlamak sadece bizlerde olmaz; ağlamak, yaşatılması gerekenlerde daha içler acısı bir halde olur. Onların mahzunluğunu ancak görmek isteyenler görür. Eğer bir yerde bir masum katledilirse ne kadar üzülüyorsam; benim mabedimde de defile düzenlenince aynı üzüntüyü duyabilmeliyim. 

Konuşamayıp, isyanlarını beton yığını gibi görünen yüreklerine gömenleri anlamayanlar, konuşanları asla anlayamazlar. Asıl onlar beton yığınıdır, asıl onlar insan gibi görünen ama aslında acımasız birer yaratıktan başka hiçbir şey olmayanlardır. 

O kutsî âsârı beton yığınları olarak gören ve zaten yok olup gidecekler, diyenlere Hz. Mevlânâ, şu cevabı veriyor; "Allah'ın zatından başka her şey fanidir. Madem ki O'nun zatında yok olmamışsın, artık varlık arama. Kim bizim zatımızda, hakikatimizde yok olursa, 'yok olmak'tan kurtulur, beka bulur. Çünkü o 'illâ' dadır; 'lâ’ dan geçmiştir. Makamı 'illâ'da olanlar ise yok olup gitmez..."

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren