Balkanlar Kuşatma Altında

Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu 27.01.2017 3050
B
resim
alkanların Osmanlı’dan yapılan tasfiye 1699 Karlofça Anlaşması’yla başlatılmış, 1827 Yunan İsyanına kadar sürmüş ve bundan sonra da hız kazanarak devam etmişti. 1699 Karlofça ile başlayan bu tasfiye, maalesef halen devam etmektedir. Bu şekilde tasfiye ettirilen ve tarih sahnesinden el çektirilen Osmanlı'dan sonra, onun topraklarında tesis ettiği barış ve huzur da tehdit altındadır. 

Huzura ve barışa hasret dünya, “Pax Ottomana” döneminden bu yana, tasfiye ettirdiği Osmanlı barışına olan özlemini dindirememişti. Dünya üzerindeki Osmanlı hâkimiyetinin zayıflaması ile sona ermeye başlayan barışından sonra; İngiltere egemenliğindeki dünyada da, Amerikan egemenliğindeki dünyada da Osmanlı devrindeki cihanşümul barış kalitesine ulaşılamamış. Osmanlı Orta Doğu'sunda ve Osmanlı Avrupa'sında Osmanlı sonrası dönemde huzur bir türlü sağlanamamıştı. 

Nitekim eski İsrail başbakanlarından Ehud Barak'ı bile, "Bir Osmanlı onbaşısı Orta Doğu'da huzurun teminine yetiyordu" dedirtecek derecede bir barış dönemi dünyaya tekrar yaşatılamamıştı. Bu şekilde Osmanlı sonrası coğrafyalarda huzursuzlukların bir türlü sona erdirilememesinde esas sebep olarak buraları eline geçirenlerin bu bölgelerde, adaleti öne almayan tam bir hâkimiyet sağlamak istemesi talebi vardı. 

Buna ilaveten, fethettiği yerlerdeki bu hâkimiyet tesisini, oralarda yaşayan halkların itirazlarına rağmen yapmaya çalışması, bunun için yöre halklarının hiçbir kültürel farklılığına saygı duymaması ve bu farklılıkları çoğu zaman baskıcı, despotik yöntemlerle, hatta kan dökerek ortadan kaldırmaya çalışması; huzursuzlukları, karışıklıkları artıran unsurlar olarak ortaya çıkmaya başlamıştı. 

Osmanlı döneminde, Osmanlı öncesinde karşılaşmadığı adil bir yönetim altında yaşama şansı bulan ve o kaliteyi görmüş halklara, yeni hâkimlerin sunmuş olduğu baskıcı idareler hiç hazmedilebilir yönetimler olarak gelmemekteydi. Bölge halkları; dinini rahatça yaşayabildiği, kendi topraklarında kendini yabancı hissetmediği, bazı büyük olmayan şikâyetlere rağmen genel olarak huzur içinde yaşadığı Osmanlı yönetimi ile Osmanlı sonrasında o bölgeleri ele geçirdikten sonra, kültürel ve milli farklılıkları ortadan kaldırmaya çalışan yeni yönetimler arasındaki farkı yaşayarak görmüştü. 

Osmanlı sonrası, Osmanlı coğrafyasının yeni hâkimleri, çağdaş her türlü demokratik açılımlara rağmen en çok öne sürdüğü insan hakları ihlalleri konusunda bile başarılı bir imtihan verememişti. 1991 yılından itibaren, Yugoslavya devletinden ayrılmak isteyen Hristiyan Hırvatistan ve Slovenya'ya vakit geçirmeden destek olup bağımsızlığını kazanmasına yardım eden küresel güçlerin, Bosna-Hersek krizine yüz binlerce insanın ölümüyle ve ancak dört yıl sonra gerçekleşebilen müdahalesi, bütün dünyanın gözleri önünde, kendi dinine ait olmayanlara ikinci sınıf insan muamelesi yapılmasının üzücü bir örneğiydi. 

Ve nihayet Bosna-Hersek, yine dünyanın gözleri önünde, eğer savaşı kazanmış bile olsa, istediklerine ulaşamayacağı, kendisine lütfedilmiş olanla yetinmesi için kabule mecbur bırakıldığı bir "Dayton Barışı"na zorlanmıştı. Bir de bu açık haksız ve zorlama barışın yanında, uluslararası savaş suçları mahkemesinin âdeta kendi hukuki pozisyonunu tartışmalı hâle getirircesine Srebrenica katliamı hakkında aldığı karar, uluslararası hukukun adaletine olan güveni bir kez daha sarsmıştı. 

Milletlerarası savaş suçları mahkemesinin “Srebrenica Katliamı” ile ilgili, katliamın varlığını kabul edip Sırpların böyle bir katliamla sorumlu tutulamayacağına dair kararı, mahkemenin meşruiyetini tartışmaya açmıştı. Bundan böyle mahkeme, verdiği bu kararından dolayı kendini aklayamayacaktı. Öte yandan mahkemenin bu kararı, onun ne kadar taraflı düşündüğünü de ortaya koyması açısından açık bir örnek olmuştu. Bu kararı ile mahkeme, hukuku değil de kendi inandığı dini mensubiyetini öne aldığını ve suçlu pozisyonunda Hristiyanlar olunca, hukuku da feda edercesine, nasıl tarafsız kalamadığını göstermişti. 

Osmanlının Asaleti

Hâlbuki diğer taraftan vaktiyle Osmanlı'nın, 1849 yılında Avusturya-Macaristan imparatorluğu idaresine karşı başkaldırıp Avusturyalıları Macaristan'dan koyduktan sonra, Avusturyalıların talebiyle, üzerlerine ordu gönderen Ruslar karşısında yenildikten sonra, Rusya'nın önünden kaçan ve kendisine sığınan Hristiyan Macar vatanseverlerini iade etmemek için ezeli ve güçlü düşmanı Rusya'ya karşı, Padişah Abdülmecid'in ifadesiyle "Her bir Macar için elli bin Osmanlı'yı feda eder, yine de mültecileri iade etmem" diyerek savaşı bile göze alan, yaşanmış bir hoşgörü örneğine şahit olmuştu Avrupa. 

Bir yandan insanların en tabi haklarını ihlal eden yeni bir dünya, öbür yandan adalet ve insanlık anlayışı dışında kendini mecbur eden, hiçbir durum olmamasına rağmen belki de kaybedeceği savaşı bile göze alarak Hristiyan mültecileri iade etmeyen Müslüman Osmanlı.

Osmanlı, bu şekilde dünyaya nasıl bir yönetim sergilediğini, daha başka sayısız örneklerle göstermiş, 624 yıllık süren bir barış ve istikrar döneminin olabileceğini de ispat etmişti. Osmanlı'nın bu, insan hak ve hürriyetlerini temele alan anlayışına karşılık, Batı aynı insanî yaklaşım içinde olmamıştı. Yaşadığı 624 yıl içinde Balkanları 500 yıl huzur içinde yöneten Osmanlı'nın mirası, kendisinden sonra Balkanlardan silinmek istemişti. Osmanlının mirasını, yönettiği diğer coğrafyalarda olduğu gibi, Balkanlardan da ortadan kaldırmaya çalışan Batı, Balkanları Kuşatma Altına almıştı. 

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren