Balkan Türkleri’nin Komünist Rejime Karşı Mücadelesi

Prof. Dr. Sabahattin Zaim 01.07.2014 5122

İ
kinci Dünya Harbi'nden sonra, Yugoslavya'da komünist bir rejime karşı, Türkler'in de kendi kendini idare ve hürriyet mücadelesine girişmiş olduklarını, bu gayeyi gerçekleştirmek için Üsküp'te "Yücel", Prizren'de "Genç Türkler" ve Bosna'da "Genç Müslümanlar" cemiyetlerini kurduklarını, birçok kahramanların bu uğurda hayatlarını feda ettiklerini, bugünkü Türk gençliğinin yüzde kaçı bilmektedir?

Türk Milletleri'nin hürriyet uğrunda şahı olan bütün kahraman mücahitleri ve bu arada Yugoslavya Türklerinin hürriyeti ve esaretten kurtulmaları için canlarını veren “Yücel”cileri anmamız milli ve insani bir borçtur.

Yücel teşkilatı, Türkler'in esaretten kurtarılıp, şanlı tarihine uygun bir mevkie yüceltilmesi gayesini güttüğü için bu adı almıştır.

1941'de ilk Milli Türk Teşkilâtı’nın nüvesi kurulmuştur. Genişleyen teşkilat, bilâhare Üsküp Türk konsolosluğu ve Belgrad Türk Büyükelçiliği ile temasa geçmiştir. Teşkilâtın 18 maddelik bir tüzüğü ve Türkler'in menfaatleri için icab ederse canını vereceğini ifade eden bir “and” vardı. Teşkilatın tüzüğü ve üyeleri tarafından imzalanan “and”Iar Ağustos 1945'te zamanın Belgrad Büyükelçisi Dr. Kâmil Koperler'e tevdi edilmişti.

Yücel teşkilatı Yugoslavya'daki Türkler'in benliğini komünizme ve Slavlığa karşı korumuş, Türk okulları, Türk öğretmeni yetiştirme kursları açmış, birçok milliyetçi muallimi şehir ve köylerdeki Türk okullarında görevlendirmiş, okuma kitapları basmış, Türkçe gazete çıkarmış ve Üsküp Radyosu'nda Türkçe neşriyat yapmıştır.

Fakat çok geçmeden teşkilat ortaya çıkarılmış, Türk milliyetçiliğini söndürmek için Yücel teşkilatı üyeleri en şedit cezalara çarptırılmış, yüzlercesi de göz hapsine alınarak madenlerde çalıştırılmıştır.

Yücel Teşkilatının Kurucuları

Yücel teşkilatı, tam olarak 1944 yılında Şuayip Aziz adında münevver bir Türk tarafından teşkilâtlanmıştır. Şuayip Aziz Yücel, Kahire'de Ezber Üniversitesi'nde tahsilini tamamladıktan sonra Üsküp'e dönmüş, herhangi bir memuriyet kabul etmiyerek, çiftçilikle uğraşmıştır. Memlekette komünizm tehlikesi belirmeğe başladığı sıralarda Türkleri teşkilatlandırmaya çalışmıştır. Teşkilâtın tüzüğünün önsüzünü bizzat kaleme almıştır. Teşkilatın tabii ve gerçek başkanı ve Yugoslavya'daki Müslümanlar'ın en bilgilisiydi.

Yücel hareketinin ikinci tarihi şahsiyeti Ali Abdurrahman Vardar'dır. 432 yılından beri Üsküp'ün meşhur Kurşunlu Han vakfına ait evlâdiyelik bir vakıfnameye sahip, köklü bir Türk ailesine mensuptur. İrfan sahibi, kuvvetli bir sezişe malik, hoş sohbet, girgin ve otoriter haliyle muhitinde sevilen, sayılan faal bir insandı. Teşkilâtın veznedarlığını yapmıştır. Yücel'in üçüncü kahramanı Nazmi Ömer Üsküp'ün yakınlarında, Slav’ların "Konyare" dedikleri, belki de zamanında Konya'dan gelen Türklerle iskân edilmiş, tertemiz iki Türk köyü olan "Güreler"lidir. Belgrat Hukuk Fakültesi'nde tahsilini yapmış, ağır başlı temkinli hali ile etrafına güven veren bir münevverdi.

Yücel'in dördüncü kahramanı Âdem Ali Raştak’tır. Sessiz sedasız haliyle kendini çevresine sevdiren, sakin, fakat merdliğin timsali bir insandı.

Korkunç Cezalar

Bu dört kahraman 1948 yılında bir hafta süren bir mahkemeden sonra idama mahkûm edilerek kurşuna dizilmişlerdir. Yücel teşkilatı, Tito Yugoslavya'sında tahmil edilen suça nazaran en şiddetle cezalandırılmış olan teşekküldür. Mahkeme safahatı bütün Yugoslavya'da takip edilmiş, Yugoslavya Türkleri'ne gözdağı verecek şekilde onların esaretten kurtulma gayretlerini söndürecek bir gazap ve zulümle teşkilâtın mensupları cezalandırılmıştır. Yukarıda kimlikleri belirtilen dört şehidin dışında cezalandırılan milliyetçi Türkler şunlardır:

Yirmi yıla mahkûm edilenler: Şerafettin (Yücelden), Refik (Özer), Kemal (Günsever), Abdülkerim (Sezer), Şefik (Ersoy);

Onbeş yıla mahkûm edilen: Fettah (Süleymanpaşaoğlu);

Onüç seneye mahkûm edilen: Muzaffer (Hocaoğlu);

Oniki seneye mahkûm edilenler Fazlı Vehbi (Kadıoğlu), Mehmet (Andıa), Kemal (Türkkan);

Onbir seneye mahkûm edilen: Sait (Emirler);

On seneye mahkûm edilen: Ali (yücel);

Sekiz yıla mahkûm edilen: Ahmet (Yücel)’dir.

Cezası ve sürgünde çektikleri ızdırap neticesi daha sonra hayata gözlerini yuman Yücelciler: Emin Ruba, Refik Ali (Kotançe), Ferhat Günüç, Kâni Abacıoğlu, Abdullah Emirler’dir.

Bunlardan başka otuz kadar Türk öğretmeni, yedi yıla kadar türlü cezalara mahkûm edildiği gibi yüzlerce Türk genci temerküz kamplarına gönderilmiştir.

Yedi yıl sonra Yugoslavya’da ilân edilen afla kurtulan bu Türkler’den yedi yıllık hapis hayatı (cezaevinde sekiz seneden fazla kalalar da var) ve nazi kamplarındakine benzer çeşitli işkencelerden sonra hayatta kalabilenler Türkiye’ye gelen ilk göçmenler arasında yer almışlardır. Zira bunların mal ve mülkleri müsadere edildiği gibi hapisten çıktıkları zaman diğer siyasi Slav suçluları olup kendileriyle beraber hapisten çıkan arkadaşlarından farklı olarak hiçbir işe alınmamışlardır.

İşte "Yücel" hareketi, bu esaret halkasına karşı bir direniş hareketidir. Bu bakımdan esir milletlerin direniş hareketleri incelenirken Makedonya'daki direniş hareketini temsil eden "Yücel" hatırlamamız gerekir.

Yücel teşkilâtının imha edilmesiyle birlikte Yugoslavya'daki Türklere yapılan baskılar sonucunda iktisaden çeşitli yollarla varlıkları sömürülerek birçok Türk ailesi Türkiye'ye göçe zorlanmışlardır. Bunda komünizm ideolojisine rağmen Yugoslavya'da takip edilen tarihi Slavcılık siyasetinin, Türkler'in komünizme kolay intibak ettirilemeyişinin sebebi yanında bir diğer önemli sebep de şudur: İstikbalde Avrupa Birliği'nin tahakkuku halinde Makedonya'daki Müslüman Türkler'in Arnavutluk'la birleşmelerinden endişe edilmiş, bu tehlike baş göstermeden Makedonya Türkleri'nin tasfiyesi veya sindirilmesi cihetine gidilmiştir.

Rumeli Beylerbeyliği Osmanlı devletinde Anadolu'dan önce gelirdi. Çünkü Anadolu kök, Rumeli ise ileriye, atiye, “Kızılelma”ya uzanan yol idi. Akıncılar, Anadolu'dan, Kafkaslar'dan, Maveraünnehir'den gelir, Rumeli'ye akarlardı. Maalesef, yeni nesillere Osmanlı devleti, Osmanlı dili ve kültürü unutturulurken şu anda insanlarıyla, eserleriyle, kültürleriyle Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında an, bu yerler de unutturulmuştur. 

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren