Azerbaycan ve Türkiye'de Milli Şuur

Rahim Er 29.12.2020 1485
M
resimillî Eğitimimize icrası çok kolay fakat mânâsı çok değerli olan bereketli bir hizmet mükelllefiyeti doğmuş bulunmaktadır…Şimdi izah edeceğimiz bu mükellefiyetin, bu millî görevin ilham kaynağı Can Azerbaycan’dır. Bu vesileyle şunu bir kere daha kaydetmeliyiz ki Azerbaycan ve Azerbaycan Türkü’nün Türkiye’den öğreneceği çok şey olduğu gibi Türkiye’nin ve Türkiye Türkü’nün de Azerbaycan’dan öğreneceği çok şey vardır. Kabul ve itirafla hakkı teslim etmek gerekir ki Azerbaycan Türkü, millî şuuru yaşama ve idrakte gıpta edilecek güzelliktedir. Bu kadar mı? Hayır!


Azerbaycan Türkü, Azerbaycan devleti, Millî Türkçeyi muhafazada, ona titizlenmekte, üstüne titremekte gıpta edilecek, alkışlanacak bir mertebededir. Emperyalist zehirli serpintilerin tesiriyle Türkiye Türkçesi, son bir asırda şâyet yüze 45 ziyan görmüşse, Azerbaycan Türkçesi, yüzde 5 ziyan görmüştür. Azeri Türkü, dînine ve diline düşkündür. Unutmamalı ki Türkiye, istiklâlini kaybedecek bir işgal yaşamadığı hâlde ülke münevverinin kifâyetsizliği ve yersiz yabancı hayranlığı yüzünden Türkçe, tahrip edici rüzgârların önünde savrulup hırpalandı. Büyük eserler, büyük dillerle verilir. Türkiye Türkçesi, çok uzun seneler suyu, coşkunluğunu yitirmiş bir kuru çay manzarasında kaldığı için uzun ara yeni ve büyük eser vermek çok kolay olmadı. Azerbaycan münevverlisi memleket ise, 70 yıl Rus işgal ve tahakkümü altında inlemesine rağmen İslâmiyet’ten ve Türkçeden taviz vermedi. Kundaktan itibaren dînini ve dilini namus belledi.

Azerbaycan ve Azerbaycan Türkü, şimdi bu örnek alınması gereken millî haslet şuur varlığından bir başka faziletli davranış içindedir. Türk Dünyası Koordinatörü muhterem Numan Aydoğan Ünal’ın dikkatimizi çektiği gibi Azerbaycanlılar şu günlerde masum balalar eliyle kırgın gönüllerde karanfiller açtırmaktalar. Makalemizin mevzuu, maarif teşkilatımıza hatırlatma arzusunda olduğumuz mükellefiyet, bu zarif davranıştır. Dikkatimizin çekildiği ve bizim de Millî Eğitim Bakanımız Sn. Ziya Selçuk başta olmak üzere bu yüksek ehemmiyetteki Bakanlığın dikkatini çekmek istediğimiz hususu, Azerbaycan Millî Maarif Nezareti tatbik etmektedir:

Karabağ Zaferi sonrası Azerbaycan’da çocuklar, muallimleri refakatinde şehîd vermiş ailelere götürülmekte, o masum yavrular, yüreği dağlı ana-babaların ellerini öpmekte, onlara bir lahza olsun acılarını unutturmakta ve lisân-ı hâl ile "şehîdlerimiz, uçmağa vardılar; ama, biz de sizin çocuklarınızız ve işte buradayız!" demekteler. Oradan ayrılınca bu defa gazilerin kapılarını çalmakta, onlara da bir ân olsun acılarını unutturmakta, yaşadıkları mekânları kuş cıvıltısı misali neş’elendirmekteler…

40 yıldır zalim terörün her çeşidi yüzünden asker, polis, öğretmen, korucu, sağlıkçı mesleklerinden veya sade vatandaş olarak binlerce şehîd verdik. Askerî harekâtlarımızda şehid ve gazilerimiz var. Millî Eğitime işte bu noktada mükellefiyet düşmektedir. Maarif yapımızın, bünyesinde barındırdığı bir ülke nüfusuna eş talebeyi, millî şuurla beslemek şüphesiz ki birinci vazifesidir. Bu çocuk ve gençlere en evvel, şehîd dede ve babaların nesilleri oldukları idraki, yüreklerinin en hassas noktalarına kadar nakşedilmelidir. Sonra bizim ordu-millet olduğumuz gerçeği belletilmeli. Yarın gerektiğinde her gencin asker olarak vatan müdafaasında yer alacağı hatırlatılmalıdır. Her çocuk ve gencimiz, sınıfında ders çalışabiliyorsa, evinde rahat edebiliyorsa bunu şehîd ve gazilerimize borçlu olduğumuzu aklından çıkarmayacak şekilde yetiştirilmelidir. Vefâ, kadirşinaslık… öğrenilmesi ve samimiyetle yaşanması şart olan İslâm ahlâkından iki temel unsurdur.

Bu sebeple veya bütün bu sebeplerden dolayı Millî Eğitim Bakanlığımız, ilgili kurumlarımızla da iş birliği yaparak bir öğretmen ve 3 öğrenciyi, il ve ilçe müdürlükleri vasıtasıyla her şehîd evine ve her gazi yanına göndermeli, bu ziyareti yapan gönül elçileri, şehîd aileleri ve gazilerle hemhâl olmalı, hemdert olmalı ve böylece millet şuuru, çifte su verilmiş çelik gibi beslenmelidir. Yapılması kolay, sevabı çok, faydası yüksek birkaç saatlik bir zahmet! Zahmet mi? Hâşâ; insanın ağzı kurur! Gelin ona bir ad verelim: "Karanfil Hareketi!" Diyelim. Bu karanfil, solmaz!

İlgili Makaleler

Kafkasya-Kırım
Kırım'ı Kurtarmak
S
osyolojinin kurucusu, Muhammed ibn Haldun’un “coğrafya kaderdir” sözü malûmdur…

Anadolu, medeniyet yahut gönül coğrafyamızın Endülüs’ten Doğu Türkistan’a, Kırım’dan Yemen’e kesişme çizgisinin merkezindedir.
 
Tasvir ettiğimiz bu coğrafya, kaderimizdir.
 
Kader karşısında boynumuz kıldan incedir!..
 
Anadolu’nun fethi, Muhamm…
Kırım'ı Kurtarmak
Kafkasya-Kırım
AZERBAYCAN’IN İLK TÜRKİYE SEFİRİ
Ç
arlık Rusya’sının yıkılmasından sonra 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kuruldu. Yeni cumhuriyeti ilk tanıyan da Osmanlı Devleti oldu. İbrahim Abilof ilk sefir olarak Türkiye’ye geldi. Maalesef bu cumhuriyetin ömrü uzun olmadı. 28 Nisan 1920’de Sovyetlerin Bakü'yü işgali ile ortadan kaldırıldı. O…
Kafkasya-Kırım
Seyyahlara Göre Kırım’da Sosyal Ve Kültürel Hayat
A
raştırmamıza konu olan seyyahlar, yabancı bir müşahit olarak Tatarların sosyal, kültürel ve iktisadi durumu hakkında dikkate değer bilgiler kaydetmişler.. Şehirlerde gördüklerini not alan seyyahlar bu coğrafyada yaşayan insanları inceleme fırsatı bulmuşlardır. 

Seyyahların Tatarlar arasında özellikle dikkat çektikleri…
Kafkasya-Kırım
Seyahatnamelerde Kırım
K
aradeniz’in kuzeyinde yer alan ve jeopolitik açıdan oldukça önemli bir yerde bulunan Kırım, tarih boyunca Rusya’nın genişleme politikasının kilit noktasını oluşturmuştur. Altın Orda devletinin dağılmasından sonra bu bölgede kurulan Kırım Hanlığı, Osmanlı Devletinin himayesiyle birlikte Rus işgaline kadar olan süreçte…
Seyahatnamelerde Kırım
Kafkasya-Kırım
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
A

kdeniz’deki Kıbrıs adası, bizim için ne anlama geliyorsa Osmanlı ceddimizin "Siyahdeniz" dediği Karadeniz’e bakan Kırım yarımadası da aynı değerdedir.

Ecdadımız, yüksek devlet adamı idrakiyle hem Akdeniz ve hem de Karadeniz’e büyük ehemmiyet vermişlerdi. "Akdeniz" derken yaptığımız tarifi, bugünkü Akdeniz’den ibaret…
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Hazin Günü
T

arihin en karanlık sayfalarından biri, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım’da yazıldı. Kırım Tatar halkı, Sovyet lider Josef Stalin’in gizli kararnamesiyle, sadece 15 dakikalık bir hazırlık süresiyle evlerinden koparıldı.

250 Bin İnsanın Yarısı Yollarda Can Verdi 

Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce insan hayvan…
Kırım'ın Hazin Günü
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Kara Günleri
K

ırım Türkleri, asırlar boyunca yaşadığı Kırım topraklarının stratejik öneme sahip olmasından dolayı sürekli olarak Rusların baskısı altında kalmıştı. Kırım’ın Küçük Kaynarca Anlaşması (1774) sonrasında Osmanlı himayesinden çıkıp, ardından Rus Çarlığı tarafından ilhak edilmesiyle (1783) baskının şiddeti ve…

Kırım'ın Kara Günleri
Kafkasya-Kırım
Kırımlı Âlim Seyyid Ahmed Efendi
A
slen Kırımlı olan bu bu zat, Osmanlı devri âlimlerindendir. İsmi, Ahmed olup, babası Abdullah Efendi’dir.. Kırımî nisbesiyle meşhûr olmuştur. Ahmed Efendi’nin doğum târihi bilinmemektedir.

Kırım’da doğup büyüyen Ahmed Efendi, o beldenin meşhûr âlimlerinden “Fetvâ-i Bezzâziye” sahibi Hâfızüddîn Muhammed Bezzâzî’den ve…
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Y
az tatilimizin 1 aylık kısmını, hanımımın aile büyüklerini ziyarete geldiğimiz Bakü’de geçirdik. Kardeş vatandaki müşahedelerimi aktarmak istiyorum. Azerbaycan, kararlı, cesur liderliği; güçlü, kahraman ordusu ve Türkiye’nin desteğiyle 2020 yılında Karabağ zaferini kazandı. 2023 Eylül'ündeki antiterör emeliyatı…
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Kafkasya-Kırım
Çerkeslerin Muhacereti
Ç

erkeslerin Abigo vadisinde son mukavemet teşebbüsleri, Kafkas tarihinde asla unutulmayacak olan bir hadisedir. 7 - 11 Mayıs 1864’de kadar dört gün içinde Ruslar, bir avuç Çerkes tarafından yenilgiye uğratılmışlardır. Nihayet Rusların kuvvetli bataryalarının ateşi altında bu Çerkeslerin hemen hemen tamamı şehit…

Çerkeslerin Muhacereti
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
G
ünler, talihin bize küstüğü zamanlardan biridir. Türk yurdu Azerbaycan, İngiliz, Rus ve Ermeni işgali altındadır. Yapılmayan kötülük yoktur. Osmanlı zor vaktindedir. Fakat yüreğinin bir yarısı Yemen'se diğer yarısı Bakı'dır. Bu işgal böyle devam edemez. Onun için Nuri Paşa komutasındaki İslam Türk Kafkas Ordusu,…
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
Kafkasya-Kırım
Başkurdistan Neden Karıştı?
B
aşkurdistan Cumhuriyetinde yaklaşık bir haftadır büyük gerginlik var.

Başkurdistan neresi? Rusya Federasyonu’na bağlı bu özerk devlette neler oluyor? Rusya’nın, ülke dışındaki fiilî -özellikle Ukrayna- kabili atakları olduğunda Başkurdistan’daki tepki hareketlerin sebepleri ne olabilir?

Başkurdistan Rusya Federasyonu’na…
Başkurdistan Neden Karıştı?