Psikolojik problemli insanlar, yeni kelimeler ve hatta kendilerine mahsus bir dil uydurabilirler, aynı kelimeyi sebepsiz ve mânâsız bir şekilde bir cümlenin içinde tekrarlarlar. Konuşmaları ton itibariyle de bozulmuş, uzun heceler yerini monoton birtakım seslere terk etmiştir. Tedâilere kelimelerin mânâları değil, sesleri yön verir. Mesela "masa", mânâsı itibariyle "sandalyeyi" tedâi ettireceğine, tecrid mümkün olmadığı için, sesi bakımından "yasa" veya "tasa"yı akla getirir.
Dili devamlı surette değiştirme gayretleri, o dili konuşan insanların zihin ve zekâ kapasitelerini tehlikeli bir şekilde bozacak, fakirleştirecektir. Dilimizde bu çeşit operasyonlarla birtakım akıl hastaları arasında bir benzetme veya mukayese yapmak elbette ki aklımdan geçmez, yanlış anlaşılmasın. Ancak, aradaki paralelliğe ve dolayısıyle âni değişikliklerin doğuracağı tehlikelere dikkati çekmek istiyorum. Bir küçük misâlle sözlerimizi bağlayalım:
"Onur" kelimesi Fransızca "şeref " karşılığı "honneur"den dilimize alınmış ve mâl edilmiştir. Ancak, onur, Anadolu'da "kibir" karşılığı kullanılmıştır. Şimdi bu kelimeyi atıyor, "şeref, haysiyet, itibar ve aynı zamanda "kibir, gurur, kendini beğenmişlik" gibi birçok ve zıt mânâda birden kullanıyoruz. "Onurlu adam" denildiğinde iltifat mı hakâret mi edildiğini bilemez olduk! Tıpkı "İddia" ve "Müdefaa" karşılığı "Savunma"; "Teklif" ve "Tercih" karşılığı "Öneri" gibi...
Bazı Afrika dillerinde sadece 300 kelime varmış. Oraya mı gidiyoruz ve hâlâ Türkçenin ifade gücünden bahsetmek kâbil midir? Bilemiyorum...