Afganistan'da Türk Kadının Feryadı

Necibe Mahdum 27.02.2013 3369
K
omünist ihtilali ile birlikte ülkemize giren Ruslarla ve birbirimizle sürergelen iç savaş, biz, Afganistanlı kadınların çok büyük üzüntü ve acılar çekmemize sebep oldu. Biz kadınlar savaş öncesinde hür bir şekilde Afganistan'da yaşıyorduk. İsteyen istediği şekilde giyinir ve kendini mutlu hissederdi.

Afganistan'daki etnik grupların bir arada yaşadığını herkes biliyor. Ne açığın kapalıya, ne de bir ırkın diğerinin canına kastedecek bir kini yoktu. Ülkemde sosyal barışın bozulmasıyla birlikte savaşın en acımasız, vahşi ve zalim hışmı, biz, Afganistan kadınlarını vurdu. Büyük çapta aynı dini, vatanı, ve hatta aynı köyü paylaşan farklı etnik grupların, birbirinden alamadıkları hınçlarını, acımasız ve zalim uygulamalarla düşman grubun kadınlarından çıkardılar.

Milyonlarca kadının bu vahşi mezalimden etkilendiğini, aşağılandığını, ağır işkence, taciz ve tahribe maruz kaldığını aslında sözle anlatmak mümkün değil. Ülkemde yaşayan Türk, Peştun, Tacik vs. etnik grupların kadını olarak savaşın acımasız ve vahşi yüzüyle hepimiz karşı karşıya kaldık. Belirttiğim gibi düşman askerlerinin taciz ve vahşetinden diğer yandan da cephede kaybettiğimiz eşlerimizin yürek yangılarıyla bir ömür boyu mücadele etmek zorundayız. Eş, baba ve akraba acısı büyük ama, ya filiz gibi gencecik evlatlarını ne uğruna yapıldığı bilinmeyen karambol bir savaşta kaybeden anaların acısını bir ömür yüreklerinde taşımanın ne kadar öldürücü olduğunu anlamalısınız. Sadece bu kadar mı? Tabii ki değil. Babasız kalan parmak kadar çocuklan doyurmak, giydirmek, temiz bir ahlakla eğiterek büyütmek, hastalanınca ilacın ve doktorun olmadığı yerde iyileştirmeye çalışmak, babasını sorduğunda ise cevap verememek...

Mesela ben doyasıya hizmet edemediğim, boynuna sarılamadığım biricik babamı ve iki amcamı 10 yaşımdayken kaybettim. Öyle ki katık bir tarafa, kuru ekmek bile bulmanın mümkün olmadığı çok olmuştur. Bu kadar çetin hayat şartlarına  yaşlı ve hasta kadınlarının dayanması nasıl mümkün olsun? Zengin ülkelerdeki kadınların durumuna özenmiyorum. Ekonomik özgürlüğüne kavuşmasına rağmen ruhi tatminsizlik yaşayan, düzenli aile korunmasının dışına düşmüş, sermayenin estetik görünüşünü istismar etmiş bir kadın rolüne de talip değilim.

Evet! Yaşadığımız olayları bir nebze de olsa anlatmaya çalıştım. Ancak, Afganistan'da yaşayan biz Türk kadınlarının başka problemleri de  var. Afganistan sınırlarında en verimli topraklarda yaşamış olmamız sebebiyle düşmanların şimşeklerini daha fazla üzerimize çekiyoruz. Daha güç şartlarla mücadele etmek zorundayız. En önemlisi de bu olumsuzluklarla beraber biz Afganistan Türk kadınlarının eğitimsizlikle, cehaletle ve sosyal imkansızlıklarla da boğuşmaktayız.

Kadınlığın farklı yükümlülüklerinde bile yürek yakan imkânsızlıklarla kıvranıyoruz. Doğumların tamamına yakını hiçbir sağlık uzmanının desteği olmadan, evlerde çok ilkel yöntemlerle yapılıyor. Kan kaybından ya anne, ya da  çocuk ölüyor. Açlıktan dolayı ömür boyu acısı çekilen hastalıklara yakalanıyorlar. Hangisini anlatayım ki. Kadınsınız işte, bütün dertler, tasalar, üzüntüler sizi buluyor. 

Biz Afganistan Türk kadınları eğitim kültür, sosyal hayat  bakımından önemli mesafe katletmiş Türkiye'deki soydaş kadınların tecrübelerinden yararlanmak istiyoruz. Öz değerleriyle bütünleşmiş doktor, hemşire, psikolog, pedagog, öğretmen, aile uzmanı ve bunun gibi birçok farklı meslekteki Türk kadınının, ülkemizde ağır şartlarla mücadele eden Afganistan Türk kadınlarına destek olmasını, onlarla ilişki kurmalarını can-ı gönülden diliyorum. Bunun gelecekte münasebetlerimize de katkı yapacağı düşüncesindeyim. Dünyadaki hemcinslerimin bizim yaşadığımız felaketlere uğramamasını dileyerek bu çığlığa kulak verilmesini istiyorum.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür