Absürd Bir Tutsaklık Hikâyesi ve Kan Ağlayan Ülke: Doğu Türkistan

Fuat Uğur 05.02.2015 3116
P

atricio Henriquez çektiği belgesellerle tanınmış bir yönetmen. Doğma büyüme Şilili ama Pinochet rejiminden kaçtığından bu yana Kanada’da yaşıyor.

Halil Mahmut, Abu Bekir ve Ahmet Abdulahat...

Onlar Çin’in Sincan-Uygur bölgesinden üç genç adam.

Ruşen Abbas; Amerikalı ama O da Uygur kökenli bir iş kadını.

Hepsinin de yolu Guantanamo’da kesişti.

Çok acayip bir hikâyenin sonucunda tutuklanarak Guantanamo’ya getirilen bu üç genç, Şilili Patricio Henriquez’in “Uyghurs: Prisoners of Absurd” (Uygurlar: Saçma Bir Tutsaklık) adlı son belgeselinin kahramanları oldular.

Henriquez adaletsizliğin dünya üzerindeki hâkimiyetine dikkat çeken güçlü bir belgesele imza attı.

Halil Mahmut, Abu Bekir ve Ahmet Abdulahat’in hikâyesi Çin’in egemenliği altındaki Doğu Türkistan’da 1997 yılında yaşanan halk ayaklanmasından sonra başladı. Çin mezaliminden rejiminden kaçarak aileleriyle beraber Afganistan’a sığındılar. Ancak bu üç gencin hayatı 11 Eylül sonrasında, Amerika’nın Afganistan’ı işgali ile birlikte hiç beklemedikleri bir şekilde değişti. Tamamen saçma sapan bir çatışmanın ortasında kendilerini bulmuşlardı ve hiçbir yere ait olmadıkları halde “El Kaide bağlantılı savaşçılar” denilerek Amerikalılara satılmışlardı. Çünkü Amerika’ya 11 Eylül’ün “sorumlusu” gerekiyordu. Üç genç kendilerini Guantanamo’da bulduklarında her seferinde suçsuzluklarını haykırdılar. Ama hayat bu kez karşılarına Ruşen Abbas adlı Uygur kökenli, Amerikalı bir iş kadınını çıkardı. İtibarlı bir girişimci olan olan Ruşen Abbas Amerikan ordusundan gelen sürpriz teklif üzerine bu genç adamların çevirmeni olmayı kabul etti.

Ruşen Abbas önceleri El Kaide bağlantıları olduğuna inandığı bu üç Uygur mahkûma mesafeli davrandı. Ancak hukuksal süreç işlemeye ve hikâyelerini dinlemeye başladığında büyük bir haksızlığa ve kumpasa maruz kaldıklarını düşünerek insan hakları örgütlerini bu durumdan haberdar etti.

İnsan hakları kuruluşlarının devreye girmesinden sonra Patricio Henriquez, Ruşen Abbas’ı tanıdı. Ondan hikâyeyi dinledikçe çok etkilendi ve belgesel fikri böylece ortaya çıktı.

Üç Uygur genç, altı yıl sonra suçsuzlukları kanıtlanmış olarak serbest kaldı ama uzun süre Guantanamo’dan ayrılamadılar. Çünkü Amerika dâhil hiçbir ülke suçsuz yere hayatları çalınmış bu insanları kabul etmek istemiyordu. Sebep ekonomik ve askeri olarak dünyanın süper güçlerinden biri haline gelen Çin ile ilişkilerini bozmak istememeleriydi. Sonunda iki ülke; Bermuda ve Arnavutluk onları kabul etti.

Ruşen Abbas geçen hafta ATV’deki Avrupa’da Gündem programında konuğumdu ve bu belgeselin gerçekleşme sürecini tüm çarpıcı detaylarıyla anlattı.

Bu belgeselin Çin’in baskısı altında eziyet gören Uygurların da sesini duyurması için bir fırsat olduğunu söylüyor Ruşen Abbas. Çünkü Çin rejiminin Uygurlar üzerindeki baskısına, asimilasyon politikalarına, en ufak bir itiraza kanlı katliamlarla karşılık vermelerine tüm dünya gözlerini ve kulaklarını kapattı.

Çünkü bu dünyada acılar bile parsellendi. Hepsinin marka değeri, uluslararası farkındalıkları var.

Bir Batılı kaç Afrikalı, kaç Ortadoğulu ya da uzakdoğulu eder öğreniyoruz hep birlikte.
Uygurlar da bu standartlar ve çıkarlar dünyasının kurbanı.

Geçen hafta Kayseri’de düzenlenen bir mitingde gördüğüm pankarttaki  “Doğu Türkistan kan ağlıyor, haberin var mı?” sözlerinin etkisi altındayım kaç gündür. Doğu Türkistan, Çin işgali altındaki Sincan-Uygur bölgesinin işgal öncesindeki adı.

Evet kan ağlıyor Doğu Türkistan.

1949’dan itibaren komünistleri iktidara gelmesiyle birlikte Sincan-Uygur bölgesinde milyonlarca insan katledildi. 2009’da etnik çatışma süsü verilerek binlerce Uygur’un canına kıyıldı. Cezaevlerinde 20 binden fazla Uygurun tutuklu olduğu bildiriliyor. İlham Tohti adlı bir profesör bölücülük suçlamasıyla ömür boyu hapse mahkûm oldu. 1 Ocak 2015’den itibaren oruç da namaz da yasak. Halk bir köyden diğerine gitmek için bile resmi kurumlardan “güvenlik belgesi” almak zorunda. Okullarda Uygurca da yasaklandı artık.
Evet, kan ağlıyor Doğu Türkistan.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür