Abdülkerim Satuk Buğra Han ve Türklerin Müslüman Olması

Yılmaz Öztuna 23.06.2016 4143
K
resim
arahanlı büyük Türk Devleti, fûtuhatçı Cihan Devleti geleneğine aykırı olarak, Orta Asya'ya tıkılmıştı. Gelecek, İslâm âlemine girmekle mümkündü. Türk Devleti de, bu âlemin kuzeydoğu sınırı üzerinde idi. Yolunu, Maverâ-ünnehr ve Horasan'a hâkim bir İran devleti, Sâmâniler kesiyordu. Bu barajı aşmak gerekiyordu. 

İslâm âlemine, müstevli olarak girmenin imkanı, imkânı olsa istikbali yoktu. Elde İslâm'ın Kılıcı olarak girmek gerekiyordu. Türkler, bu kılıcı ellerine aldılar, ve… Bir daha bırakmadılar. 20. asra kadar... 
Sâmânî devletinin zaten epey Müslüman Türk tebeası vardı. Bunlar, Türk hâkanlığı yönetimini memnuniyetle kabül edeceklerdi. Mâverâünnehr ve ardından Horasan'a inmek, jeopolitik engelleri yok ediyordu. Türk'ü açık denizlerin kapısına getiriyordu. Abdülkerim Han, belki bir buçuk asır sonra kurulacak Türkiye Devletlini, Akdeniz ve Karadeniz sahillerine erişmeyi de hayâl etmiştir.

Türk gelenekleri, İslam şeriatine çok aykırı değildi. Meselâ Gök Tanrı dininden Türkler, domuz beslemez, domuz eti yemezlerdi. Zinanın cezası idama kadar gidebiliyordu. Kızlarda bekâret esastı. Uzaktan bir kabilenin Türk mü, Moğol mu olduğu hemen anlaşılırdı. Zira Moğollar domuz besler, yer, kadınlarını ve kızlarını misafire ikram ederlerdi. 

Nihayet Türkler, Gök Tanrı’larına "Tek Tengri" derlerdi. Allah'ın Tek olduğunu kavrayabilmişlerdi ama, onun Gök Tanrı’ları olduğuna inanıyorlardı. 
İslâm, Türkler için yabancı bir din değildi. Milyonlarca Türk, Türkistan’dan İran'a, Arap ülkelerine gelmiş, ihtida etmiş, şan ve şerefle Müslüman toplumuna katılmışlardı. Budizm gibi dinleri kabûl edenlerin ise gelenekleri alt üst olmuştu. Mesela. Budizm savaşı yasaklıyordu. İslam'da ise kutsal gaza ve cihad vardı. Bu da Türk manevi yapısına ve Türk tarihine çok uygun düşüyordu. 

Türkler Kılıç Zoruyla Müslüman Olmadılar

Burada şunu ehemmiyetle belirtmek gerekir, Türkler, İslam’ı kılıç zoruyla kabûl etmediler. Kendileri hidâyete talib oldular. Bunun da ne kadar büyük bir meziyet olduğu açıktır. 

Türkler'in İslamı kabulü, 924 yılından sonra, Dünya tarihinin akışını değiştirdi. Sünniliğin Hanefi mezhebini, Matüridi mezhebi ile beraber kabulleri ise İslam tarihine damgasını vurdu. İmam Mâtüridi Hazretleri, Semerkandlı bir Türk'tür ve Satuk Buğra Han'ın yetiştiği topraklarda onunla ayni zamanda yaşamış, Buğra Han’dan 11 yıl önce 944’te ölmüştür. İmâm'ın irade-i cüz’iyye'ye çok ağırlık vermesi, Türk karakterine uygun düşmüştür. 

İmam-ı âzam Hazretlerinin, Sünni mezheplerin ilkini kurması da öyle... Burada Abbâsi halifelerinin de Hanefi olduğunu hatırlamak gerekir. Ancak bu mezhebi, İslâmın en kalabalık mezhebi hâline getiren Türkleridir. Zaten bazı kitaplarda Hanefilik için "Türk mezhebi" denmiştir. 

Bu yıllar, Bağdad'da Abbâsi halîelerinin, Şii ve İranlı Büveyhiler'in tahakkümü altına düştükleri dönemdir. Türkler önce Sünniliği hakim kılıp Şi'i sultasından kurtarmışlardır. Türkler, bütün İslâm'ın savunmasını üzerleri almışlardır. Türkler Müslüman olmasa idi, bugün Hind yarımadasındaki milyonlarca Müslüman yoktu. 

Haçlılar'a karşı İslâm'ı hangi güç savunacaktı? Şüphesiz Kudüs'e değil, Mekke'ye gireceklerdi. İslâm'ı Orta Avrupa'ya kadar götürüp Hristiyan emperyalizmini hangi kudret 19. asra kadar geciktirecekti? Böyle bir dönemde Türk'ün İslam'a katılması takdir edilmişti. Türkler'in Müslüman olması ile İslâm'ın coğrafyası, bir misli daha genişliyordu. 

Satuk Buğra Han'ın Abdülkerim adını almasından bir buçuk asır sonra, Karahanlılar'ın halefleri olan Selçuklular, İslam âleminde yönetimi ellerine geçirdiler. 

Abdülkerim Satuk Buğra Han, İslamî benimsemekte direnen Budist ve Gök Tanrı'cı Türkler'e karşı sert davrandı. Câhiliyet’de direnen Araplar'a yapılan muameleye benzer. 924 yılında Müslüman olup bu çok büyük inkılâbı gerçekleştirdiği zaman, Bizans'ı alan Fâtih'ten ancak 2 yaş büyük, 23 yaşında idi. 31 yıl tahtta kaldı. 955'te öldü. Doğu Türkistan'ın Kaşgâr şehri dışında Artuç'taki türbesinde gömülüdür ki, ora Türkleri’nin kutsal makamı olarak bin küsur yıldan beri ve günümüzde de büyük saygıyla ziyaret ediliyor.  

Abdülkerîm Satuk buğra Han, Türkler’i Müslüman yapmakla, bir büyük milletin geleceğini aydınlattı. Onu yetiştiren bereketli topraklardan Ahmed Yesevî zuhur etti. Yesevî’nin Horasan erenleri, Türk’e takip edeceği manevî yolu gösterdiler. 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür