Abdülhamid Süleyman Çolpan (1897 – 1938)

Dr. Baymirza Hayit 17.08.2020 3132
1
resim
897 yılında Andican şehrinde dünyaya gelmiştir. 1917 yılına kadar doğduğu şehirde öğrenim yaptı. Türkistan Türk klâsik edebiyatı eserlerini, ayrıca Mir Ali Şir Nevaî ve Babürü severek öğrendi. 

1917-1918’de Orenburg şehrinde Vakit’’ gazetesinde çalıştı ve Başkurt millî hükümetinin sekreterlik vazifesinde de bulundu. 1918’de Türkistan’a geri gelerek kendi memleketinin kültür hayatı içine girdi. Çolpan, halk an’anelerine sâdık kalmış ve eserlerinde millî hayatın san’atkârca tasvirini yapmağa gayret etmiştir. 
Türkistan halkının en sevilen şairi mesabesindeydi. Onu herkes, Türkistan’ın işçisi, münevverleri ve şairleri gerçekten sevmiştir. Çolpan eserlerini bütün halkın anlıyabilceği bir dilde yazmıştır. 

Çolpan o derece sevilmişti ki, O’nu Komünist Partisi ve hükûmet içerisindeki Türkistanlı yüksek memurlar dahi seviyordu. Şiirleri çekici ve akıcıdır. Bir defa değil tekrar tekrar okunacak üstünlüktedir. Şiirleri halkın türküleri hâline geldi. Bunlarda rejimden korkma gibi bir durum görünmüyor. O, milletine bağlı olduğunu ve bu milletin ızdıraplarına san’at yoluyla tasvir ettiğini, milletine hürriyetten başka bir isteği olmadığını defalarca açık şekilde isbat etmiştir. Bir yönden cesur, öte yandan cazibeli şair bu hasletleriyle herkesin sevgisini kazanmıştır. 

Gerçekten komünist rejim için büyük bir tehlike olarak, rejime sıkıntılı terler döktürmüş bir şairdir. Lâkin, hâkim milletin Türkistan’daki temsilcileri bu cesur şairden kurtulmak için yol arıyorlardı. Önce Çolpan’ı rejim şairi yapmak için çaba sarfettiler. Bu mümkün olmadı. 1926 -1927 yıllarında Çolpan’la ne yapmak gerek, ona karşı nasıl hareket etmek gerek diye tartışmalar başladı. Bir grup ondan vâzgeçilmesi gerektiğini, bir başka grup da Çolpan’dan vâzgeçmenin imkânsızlığını ortaya koymaya çalışıyordu. 

Çolpan’ın tesiri altında yetişmiş şair Aybek 1927 yılında şunları yazdı:

Biz Çolpan’dan onun, bugün kü zaman edebiyatının taleplerine hizmet etmediği için vâzgeçebilecek miyiz? Kanaatımca biz buna muktedir değiliz. Biz Rus yoldaşlarımıza bakarsak onların Puşkin’i sevdiğini görürüz. Puşkin eserlerini her bir Rus komünisti, komsomolu ve aydını okuyor. Onun Rus edebiyatında şerefli bir yeri vardır. Puşkin proleter şairi değildi. Aksine o, feodal ve Aristokrat şairi idi. Onun da gayeleri zamanımız isteklerine uymuyor. Bu böyle olmasına rağmen ne sebepten onu herkes seviyor? Çünkü Puşkin güzel eserler yapmış. Biz de Çolpan’dan ellerimizi çekmiyeceğiz. Çolpan bizim edebiyatımıza yeni şekil getirdi. Genç nesil onun şiir san’atını, açık dilini, çekici üslûbunun seviyor...  Çolpan’ın ideolojisini değil, belki onun bulduğu şairce ifadeleri okuyor. Bu sebepten hiç kimse ondan vazgeçemiyecektir.’’ 

Gerçekten, 1937 yılına kadar Çolpan’dan hiç kimseyi uzaklaştıramadılar. Şairi, son hapsedilişine kadar yedi defa hapsetmişlerdi. Rejime hizmet edeceğim diye hiçbir zaman söz vermedi. Hapishanede ilk istediği daima kağıt – kalem olmuştur. Hapisten çıktığı zaman Birkaç yıl kantarıldığımdan (sebest bırakılmadığımdan) sonra aldım sazı elime’’ kelimeleri ile tekrar eser vermeğe başlamıştır. O, bütün umudunu halkına bağlamıştı. Onun rejimin dehşetinden korkmamasının sebebi de bu idi.

Büyük şair Çolpan, milliyetçiliğin ve milliyetperverliğinin kurbanı olmuştur. Sovyet rejimi için çok tehlikeli olarak kabul edilen Çolpan 1937’de tekrar, hapsedilmiş ve 1938’de de öldürülmüştür. Bu faciayı öğrenen yalnız dostları değil bütün millet Çolpan için gözyaşı dökmüşütür. 

Türkistan Türkleri karanlık gecelerinde Çolpan gibi yıldızı bulmaları için belki daha uzun yıllar bekleyecekler. (Türkistan Türkleri Çoban yıldızına Çolpan derler) Çolpan’ın ideal yolunu yazsak romanlar meydana gelecektir. Onun eserlerindeki istekleri araştırsak, ciltler dolacaktır. Çolpan büyük karanlık devrin yegane parlak yıldızıydı. Onu öldürdüler, lâkin Türk’ü öldüremediler. Ne acı ki, Türk dünyası Çolpan gibi büyük bir şairin fikirlerini genç nesle öğretmek konusunda aciz kalmıştır.

Çolpan, Fergane vadisinde milli mücadele devam ettiği yıllarda Türkistan’ın bu güzel yöresi Çiçekler vadisinden Kanlar vadisi’’ haline gelmiştir. Kan dökülüyor, ülke yıkılıyor. Facialar birbirini kovalıyordu. Çolpan bu faciayı anlatan Ey Güzel Fergane’’ şiirini yazmıştır.

Ey Güzel Fergane  

Ey güzel Fergane kanlı gömleğine kurban olayım
Dağılıp giden kara dağınık saçına bağlanayım

Vahşi bir orman gibi bağrını basmıştır kamış
Gözlerinde hiç görünmez bir alev bir ateş yanış

Geniş uçsuz yaylaların düşmenlere açmış göğsünü
Bir kara perde basmıştır toprağının üstünü

Gözlerin solgun ölü ruhun ile baktın bana
Kurtuluşun yıldızı asla görünmez mi sana

O yüksek heybetli dağların niye kesmez düşmanın yolunu
Yok mudur keskin kılıç kesmeğe düşmanın kolunu

Bizler hepimiz aciz zayıf bağrı ezilmiş senin yolunda
Bu kadar kanlar döküldü o da senin yolunda

Ağlama yurdum gerçi bu gününde yoksa da bahar
Gelecek günlerde bahtının yıldızı parıldar

Adülhamid Süleyman Çolpan, milleti için yanıyor, faciaları görüyor, fakat rejime teslim olmuyordu. 1937 yılından tevkif edilmeden bir müddet önce gece ve gündüz’’ adlı destanını neşr ettirebilmiştir. Bu destanda Türkistan hayatının gündüzün akşamı haline geldiğinden bahseder. Son günlerinde şiirlerini yayınlama imkanı bulamıyordu. Fakat, arkadaşlar arasında şiirlerini okumaktaydı. Hapsedilmeden önce Semerkand’da Tüş’’ (rüya) şiirini okumuş ve Türkistan’daki hayatın Sovyet rejiminin bir şey olmadığını ortaya koymuştur. 




İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür