1856'dan Günümüze Türkistan

Prof. Dr. İsmet Miroğlu 04.12.2010 3499

S
ovyetler Birliğinin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanan Kafkasya ve Türkistan'daki Türk devletleri ile ilgili araştırmaların artması sevindirici bir gelişmedir. Türkistan'la ilgili bugüne kadar hazırlanmış en mükemmel eser, yazarın da işaret ettiği gibi, Zeki Velidi Toganın "Bugünkü Türkili (Türkistan) ve Yakın Tarihi" olduğu halde, birincil kaynak durumundaki bu eser dahi ülkemizde yeteri kadar işlenememiş ve geçen zaman içerisinde yeterli araştırmalar yapılamamıştır.

Prof. Dr. Yalçınkaya’nın bu eseri, son yıllarda yapılmış olan diğer çalışmalarla birlikte konunun önemine işaret etmektedir.

Türkistan ve Kafkasları konu alan araştırmaların, ele alınan konunun hususiyeti ile birlikte 19. yüzyılın sömürge politikalarını ihmal etmemesi gerektiği, eserin en mühim sonuçlarındandır. Eser, konu ile ilgilenmek isteyenlere, başvurulması gereken evrak ve kitaplarla ilgili zengin adresler vermektedir.

Giriş kısmında, kitabın genel plânı ve muhtevası verilmektedir. Birinci Bölümde “Türkistan Terimi, Coğrafi ve Siyasi Sınırları” nı işleyen yazar, "Türkistan" yerine, 1917 İhtilalinden sonra "Orta Asya" isminin kullanılmasının arkasındaki sömürgeci zihniyet temeline dayalı siyasi sebepleri anlatır.

ikinci ve Üçüncü Bölümlerde, "Başlangıçtan İtibaren Türkistan Tarihi" ile 1860Tarda “Türkistan İşgali'nin Tamamlanmasını” ele alınır. Bu bölümün sonunda yer alan Karl Marksın EK I'de (ss. 104 - 110) tercüme edilmiş olan "Rusya'nın Borcu" adlı makalesi, Rusya'nın Türkistan işgalini izah eden son derece önemli bir metindir.

Türkistan ve diğer bölge ülkeleri konusunda çalışanların bu makale ile birlikte, bu makaledeki iddialarını destekleyen ve EK V de tercümesi verilen (ss. 333-374) İngiltere Avam Kamarasında Türkistan'ın işgali ile alakalı oturum zabıtlarını, bilhassa Disraeli ile diğer iktidar ve muhalefet mensuplarının açıklamalarını mutlaka dikkate alması gerekmektedir.

İşte bunlardan birkaçı:

"..Rusya'nın Himalaya önlerine kadar gelmesinde bir problem yoktur. Onlar Rusya'yı medenî bir devlet olarak görürler ve Türkistan'ın Rusya tarafından işgal edilmesini iyi bir gelişme olarak karşılarlar...". (Cochrane)

"Rus imparatorluğunun, Asya'da, normal seyri içindeki gelişmesini kıskançlıkla karşılamamız için bir sebep yoktur St. James ve St. Petersburgheyetlerinin aralarındaki diyalog, hiç bir zaman şimdikinden daha iyi olmamıştır....

Şimdi, Rusya'nın Orta Asya'daki nüfuzunun artmasına tehlike nazarımızla bakmaksızın, ben, İngiltere'nin Hindistan'ı zaptetmemesi için düşünülebilecek sebeplerden daha farklı bir sebebin, Rusya'nın Türkistan'ı zaptetmemesi için olmadığı kanaatindeyim. Sadece şunu arzu ederim ki Hindistan halkının, bizim tarafımızdan fethedildiği için bundan kazançlı çıkmaları gibi, Tatar ülkesi ve halkı da, Rusya tarafından fethedildikleri için bundan istifâde ederler..." (Disraeli)

"...Asya'da doğuya ve kuzeye gidecek olan Rus medeniyeti ve ticaretinin genişlemesini bizim imkânımız dâhilinde olan her vasıtayla selamlamak ve teşvik etmek mecburiyetindeyiz.." (Havelock)

Daha sonraki bölümlerde, Rusya'nın işgal sonrası politikalarını ele alan yazar, sömürgecilik-panislamizm-pantürkizm münasebetleri çerçevesinde, Rusya'nın bölgede varlığına süreklilik kazandırdığını ortaya koyar. Yazarın, Togan'dan naklettiği şu cümle, Çarlık rejiminin yıkılmasından sonraki döneme ait olup, pan hareketleri konusunun önemini ortaya koyar:
"...Türkistan, Kazak ve Başkurt siyasî merkezleri aynı gaye uğrunda çalışmak üzere, aynı şekilde kurulmuş oldu. Bunları tek bir resmî merkeze tâbi kılmak yolundaki yegâne mâni de, Rusların 'pantürkizm' ithamlarından sakınmak mecburiyeti idi."

Gerçekten de gerek Türkistan'ın gerekse diğer Orta Doğu veya İslam ülkelerinin işgali esnasında, Müslüman halkların her türlü hak arama mücadelesi, örgütlenmesi, yayın v.b. faaliyetleri için emperyalist bir anlamı olan panislamizm veya pantürkizm suçlaması formülü zaman zaman gündeme getirilmiştir. Bu eserde, Türkistan'ın işgaline de ışık tutacak, "sömürgeci 'panlı' suçlama" bağlantısı, sömürgecilerin bilinen sömürü ve kültür katliamı birlikte değerlendirilmektedir.

Eserde üzerinde durulan diğer bir husus, ise Rus işgali sonrasında, Türk halkları arasında meydana gelen bölünmelerdir. Gaspıralı İsmail Beyin önderliğindeki Cedit hareketi ile, işgal altındaki Türk toplumunun Ceditçiler ve Kadimciler diye nasıl ikiye bölündüğü, enerjilerini ve mesailerini Rus sömürüsüne karşı kullanması gereken ulema, aydın ve toplumun diğer kesimlerinin nasıl birbirine düştüğü örnek olaylarla gözler önüne serilmektedir.

1990'dan itibaren, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra, Türkistan ve diğer Türk halklarının siyasi, iktisadi ve kültürel yönleri, dünya ve Türkiye kamuoyunu daha fazla meşgul etmeye başlamıştır. “Yeni Dünya Düzeni!" içerisinde, başta petrol ve doğalgaz olmak üzere bir çok ekonomik zenginlikleri ile önemli bir yer tutan Türkistan'a daha önce Rusya egemen durumdaydı.

Bugünkü yapıyı daha iyi anlayabilmek için, Türkistan'ın en az bir veya iki asırlık tarihini iyi ele almak gerekiyor. Eser bu alanda önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu'nun takdimiyle de okurlarının karşısına çıkan ve büyük bir emek ve mesainin ürünü olan bu kıymetli eseri bütün okurlarımıza ve araştırmacılara tavsiye ederiz.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür