“SULTAN'IM BİZİ BIRAKIP DA NEREYE GİDİYORSUN?”

Rahim Er 11.02.2019 1876
1
resim0 Şubat 1918, Osmanlı devlet dilindeki adıyla Sultan Abdülhamid-i Sani’nin, II. Abdülhamid Han’ın vefat tarihidir. Kendisi ve ailesi, nezaret altında tutulduğu Beylerbeyi Sarayı’nın ancak iki odasını kullanabiliyorlardı. İslam Halifesi ve Devlet-i ali Osman’ın Hükümdarı Sultan, bu Saray’da hürriyetinden mahrum iken dar-ı bekaya irtihal eyledi. 

Abdülhamid Han’ın babası, Abdülmecid Han ve annesi Tirimüjgan Kadınefendi’dir. 21 Eylül 1842 tarihinde dünyaya gelmiştir. Annesini küçük yaşta kaybetti. Öksüz kalan Şehzade Efendiyi, Rahime Perestu Kadınefendi, öz annesini aratmayacak bir ihtimamda yetiştirdi. Bu kadirşinas Hanım, son Valide Sultandır. 

Abdülhamid Han, 31 Ağustos 1876’da Cülus etti, tahta geçti. Selefleri ve halefleri gibi Türklerin Hakanı, Müslümanların Halifesi ve bütün teb’anın/ vatandaşların Sultanıydı. Meşrutiyet ve Kanun-ı Esasi ilan etmek şartıyla tahta oturabilmişti. İlk 1,5-2 yıl ipler Midhat Paşa Cuntasının elindeydi. Bu sebeple o yıllarda kötü gidişata müdahale edemedi. Cunta, devleti 1877 Türk Rus Harbine soktu. Tarihteki en büyük kaybımızı yaşadık. 

1878’de Meclis-i Meb’usanı kapattıktan sonra devletin hâkimiyetini ele aldı. 93 Harbi denen Türk-Rus Harbi’nin zararlarını asgariye indirmek için büyük bir maharetle diplomatik zekâsını kullandı. İmparatorluğun her köşesinde, sağlık, ulaşım, maarif, millî müdafaa ve bayındırlık başta olmak üzere müthiş bir kalkınma seferberliği başlattı. O gün inşa edilen yol, hastane, mektep ve binalar bugün de kullanılmaktadır. 

Çanakkale ve Kurtuluş Harplerimiz, savunma harpleridir. Son taarruz harbimiz, 1897 tarihli Türk-Yunan veya Teselya denen harptir. Yunanlılar hudut ihlalinde sözden anlamayınca tekdir şart olmuş, Padişah orduya Atina’yı işaret etmiş yüz bin kişilik Mehmetçik, kısa zaman zarfında Atina kapılarına dayanınca Rusya ve Avrupa devletleri araya girerek Yunanlıların harp tazminat ödemesi karşılığı sulh yapılmıştır.

23 Temmuz 1908’de Meşruti idarenin yeniden yürürlüğe girmesi üzerine hâkimiyet yine Hakan’ın elinden çıktı. 31 Mart İsyanı denen 27 Nisan 1909 darbesiyle hal edildi, devrildi. Selanik’ten gelen Harekât Ordusuna müdahale ettirmedi. Almancı Cunta İttihadçıları, Halifeyi Selanik’teki Alatini Biraderlerin köşküne sürerek burada nezaret altında tutup dünya ile irtibatını kestiler. 

Abdülhamid Han, devleti, İttihadcılara bırakma mecburiyetinde kaldığında memalik-i şahane, ülkenin topak varlığı, 5 milyon km2 idi. Sultan, idareyi kendinden gasbeden emek ve ekmeğiyle büyümüş bu romantik subay, milis ve cuntacılar için şöyle demişti: 

-'Devleti, 10 sene idare etsin, bir asır idare ettik desinler!' 

Nitekim, bu malum isimler, Alman oyununa düşerek devleti lüzumsuz yere Harb-i Umumiye sürüklediler. 1918 senesine kadar devleti batırmış olarak her biri bir ülkeye kaçıp gittiler. 

Selanik’in, düşman eline geçme tehlikesi belirince, Hükûmet, eski Sultanı, Beylerbeyi Sarayı’na nakletti. Vefat ettiği yer de burasıdır. Vefat haberi ilkin Başkumandan Vekili Enver Paşa’ya bildirildi. O da Sultan Reşad’a telefonla arz etti. Mevtayı, gasil ve tekfin işi Topkapı Sarayı’nda yapıldı. 

Padişah, defin için II. Mahmud Türbesini münasip görmüş, merhum Sultanın ailesi ise Fatih Camii haziresini istemişti. Enver Paşa’nın bunu uygun bulmadığı nakledilir. 

Abdülhamid Han, dedesi II. Mahmud Han’ın türbesine defnedildi. Ahalinin cenaze merasim ve namazına iştiraki, muazzam sayılardaydı. Divanyolu Caddesi’nden sanki insan seli akıyordu. Ağaçların üstü bile salkım-saçak dolmuştu. Şefkatli bir Baba kaybedilmişti. Tahammül edilen yokluk ve yoksulluk anlatılır gibi değildi. Aziz vatan, tarumar ediliyordu. Bunları yaşayan millet, o gün gözyaşları içinde hançeresini paralarcasına “Sultanım, bizi bırakıp da nereye gidiyorsun?” diye haykırıyordu… 

Milletin ve ümmetin çok sevdiği Sultan, tahttan çekilmek zorunda kaldıktan sonra iç ve dış muhaliflerinin ağır hakaretlerine maruz bırakıldı. Kızıl Sultan, müstebit, cimri, vehimli gibi insaf ve vicdan dışı sözlerle kalplerden silinmek isteniyordu. İşin kötüsü, bu hakaretler ders kitaplarında da yapıldı. Aslında O büyük Padişahın şahsında Osmanlıya hakaret ediliyordu. Bu haksızlıkların bitmesi için, 31 Mart 1909’un üzerinden bir asır geçmesi gerekecekti. Peşin hükümlerden doğan bu bir asırlık yalan ve iftiralara rağmen, Abdülhamid Han da Devlet-i ali Osman da iade-i itibar etti. Devlet, tarihiyle barıştı. Bugün hiçbir siyasi hareket, Osmanlı, Abdülhamid Han ve ecdadı karalayarak iktidar olamaz. Bir avuç peşin hükümlünün bugün de olmasının bir kıymet-i harbiyesi yoktur. 

Fikrî tembellik, asılsız propaganda ve peşin hüküm, bize bir koca asır kaybettirdi. Yirminci asır, sadece kavga asrıdır, kayıp yüzyılımızdır. 

Hâlbuki Mutlakiyet, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleriyle bu dönemlerde söz sahibi olan insanlar, ilmî soğukkanlılıkla tahlil edilseydi o kayıplar yaşanmazdı. Süregelen illet, övme ve yerme arasındaki çıkmaz, bugün de devam etmektedir. 

Diğer taraftan; değerli Hanedan mensupları, bilhassa gençler, attıkları adıma, dedikleri söze çok özen göstermeli, gündelik politik kavgalardan sakınmalılar.


İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak…