Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci 11.03.2024 441
S
resim
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan mütehassıslar getirtti. Harp gücünü kaybetmiş eski gemilerin yerine Avrupa’dan üstün vasıflı kruvazörler, zırhlılar ile donanmayı kuvvetlendirdi. Çanakkale’de yaptırdığı istihkamlar, 1915 zaferinin mühim bir sebebidir.

Ziraat, sanayi ve ticaret odaları açıldı. Modern nüfus sayımı ve istatistikler onun devrinde yapıldı. Ülkede çok sayıda fabrika ve imalathane, liman ve rıhtım, saat kuleleri, maden ocakları, baraj ve su bendi açıldı. Ülkenin her tarafında resmî binalar boy göstermeye başladı.

Birkaç darbe ve suikast teşebbüsüne şahit olduğu için modern bir istihbarat teşkilatı kurdu (1880). İçte ve dışta yoğun bir espiyonaj cereyanını kendisine verilen jurnaller vasıtasıyla takip etti. Sultan Hamid, kendi içişlerine karışılmasını istemediği için, diğer ülkelerinkine de karışmak istemezdi. Bu sebeple gazetelerin, Avrupalı devletlere ve sefirlerine hürmetkâr davranması, hususî bir ikaz olmadıkça ecnebi hükûmetlerin politikalarını tenkit etmemesi, Müslümanlığı yüceltirken, ötekileri aşağılamaması istenirdi. Mesela Japonya, Rusya’yı yendiğinde bütün dünya sevinirken, Osmanlı gazeteleri tarafsız davrandı.
 
Kültür çağı
 
Zamanında matbaa, kitap, mecmua ve gazete sayısı fevkalade arttı. Her kasabada orta mektep, büyük şehirlerde liseler kuruldu. Fakülteler, her derecede kız mektepleri, sanat mektepleri, sağır-dilsizler mektebi açıldı. Padişah, yurt dışına talebe göndermek yerine, ecnebi hocalar getirtmeyi tercih ederdi. Zamanında çok sayıda hastane yapılmıştır. Müze ve kütüphaneler hizmete girmiştir. Kişi başına mektep nispeti şimdikinden geri değildir.

Dünyadaki fennî buluşları yakından takip ederdi. Kuduz aşısını bulan Pasteur’e hemen madalya ve para mükafatı göndermişti. Fotoğrafa çok ehemmiyet verirdi. Memleketin her tarafının fotoğrafların çektirtip albümler hazırlatmıştır. Memuriyete gireceklerin fotoğraflarını tetkik ederdi.

Gazete ve kitaplarda dini tahkir eden, şahıslar aleyhinde ve umumi asayişi ihlal edici, ecnebi devletler aleyhinde, siyasi münasebetleri bozucu neşriyat yapılmasını yasakladı. Bunun dışında hürriyet, meclis, Murad gibi kelimelerden ürkerek sansür konulduğu, muhaliflerin uydurmasıdır.

Padişah, dinî kitapların basılmadan evvel bir âlimler heyetine arz edilip ruhsat alınması esasını getirdi. Kaçak çalışan matbaaları takip ettirdi, izinsiz bastırdıkları kitapları imha ettirdi. Sonradan bu, “din kitaplarını yaktırdı” şeklinde muhalifleri tarafından aleyhinde kullanılacaktır.

Batı emperyalizmi altında yaşayan Müslüman halklara da ayaklanma değil, İslâmiyete sarılma istikametinde neşriyat yapılırdı. Gazeteler, siyasî muhalefet yerine, halkı aydınlatmayı ve okuma alışkanlığını arttırmayı vazife edinmiştir. Tefrika romanlar, şiirler, kültürel yazılar, mizah yazıları, seyahat notları artmıştır. Böylece gazeteler yeni edebî kalemler ortaya çıkarmıştır. Nitekim 500 bin nüfuslu İstanbul’da tirajı 30 bine varan gazeteler vardı.
 
Baba şefkati
 
Telgraf hatları ve demir yolları genişletildi. İstanbul’u Yemen’e ve Basra’ya bağlayacak Hicaz ve Bağdat isimli iki demir yolu projesi hayata geçirildi. Demir yolu uzunluğu Rumeli’nde 1993, Anadolu’da 2507 kilometreye yükseldi.
Memlekette maarif ve imar faaliyetleri yanında, asayiş ve emniyet, ucuzluk ve bolluk yaşandı. Hayat pahalılığı meçhuldü. Başbakan Ecevit der ki: “Osmanlı padişahları için iyi-kötü ayrımı yapmak doğru değildir. Hepsinin farklı yönleri vardır. Sultan Abdülhamit demokratikleşmeyi engellemiş ve aydınları yurt dışına göndermiştir. Ama hem dinine bağlı birisiydi hem de Batı kültürünü ihmal etmedi. Okullar, köprüler, yollar yaptırdı. Maarife hizmet etti.”
Padişah, dine ve ananelere hürmeti sebebiyle, halk tarafından sevildi. Ciddi, ama babacan bir hükümdar profili çizdi. İmparatorluğun her unsuruna bir baba şefkatiyle yaklaştı.

Şahsi hazinesini idaresini Ermeni mütehassıslara teslim ettiği gibi, emniyetini de Arnavut ve Araplardan müteşekkil muhafız alayına tevdi etti. Şahsi hizmetkârları Çerkez idi. Karakeçililerden muhafız alayı kurarak, hâkim unsuru da onore etmeyi ihmal etmedi.

Şark’ta muhtemel Rus istilasına tedbir olmak üzere Hamidiye alaylarını kurdu. Kürtleri gururlarını okşayarak kendisine manevi bağlarla bağladı. Öyle ki Bâve Kürdan (Kürtlerin Babası) diye anıldı. Gerek Kürt ve Arap aşiret reislerinin, gerekse dünya Müslümanlarından ileri gelenlerin çocuklarının tahsili için Aşiret Mektebi açtırdı. Rum vatandaşlar incinmesin diye İstanbul’un fethinin kutlanmasını yasakladı.
 
İnsan ihsanın kuludur
 
Sultan II. Abdülhamid, orta boylu, zayıftı. Siyah gözlü, kumraldı. Sima ve bünyesinde Osmanlı hanedanının karakteristik hususiyetlerini taşırdı. Zeki, hassas, nazik, vakarlı idi. Hafızası kuvvetliydi. Yakınlarını taltif eder; kendisiyle görüşen yabancıları tatlı dil ve nezaketi ile âdeta büyülerdi. İcabında sertlik gösterir; icabında hiddetini kolayca teskin ederdi.

Gençliğinde spora çok düşkündü. Yüzme, kürekçilik, ata binmede ve atıcılıkta mahirdi. İleri yaşlarında da sıhhatine çok dikkat ederdi. Çok dindar ve kültürlü idi. Şâzelî tarikatına mensuptu. Sesi gür, konuşması tane tane ve sakin idi. Sade giyinir ve yaşardı. Cömertti. Yaşadığı devri, insanların ahlâk ve istidadını, ruh hâlini, zayıf noktalarını iyi anlamıştı. İnsanları iltifat, para, nişan ve rütbelerle kendisine bağlamaya çalışırdı.
 
Paranın gücü
 
Usta bir marangoz idi. Yaptıkları birer sanat şaheseridir. Şehzadeliği zamanında çiftlik ve maden işletirdi. Çok para kazanmıştı. Paranın bir güç olduğunu iyi bilirdi. Tahta çıktıktan sonra da servetini rasyonel bir şekilde arttırdı. Devletten aldığı maaşı indirtti. İnsanlara verdiği hediyeleri kendi servetinden karşıladığı gibi, siyasi sebeplerle uzak beldelere tayin ettiği şüpheli şahsiyetlere de kendi cebinden maaş öderdi.

Siyasi emniyet mülahazasıyla Filistin’i ve Musul’daki petrol havzasını satın alarak şahsi mülkü hâline getirdi. Ancak İttihatçılar bunlara el koyarak devlet arazisine dönüştürdü. Bu da sonradan kaybedilen bu iki beldede İngiliz hâkimiyetinin güçlenmesine yardımcı oldu.
 
 Ne dediler?
 
Bazı ecnebiler kendisini şöyle vasıflandırmıştır: İngiliz başbakanı D’Israeli: “Ne sefih, ne müstebid, ne mutaassıp, ne müfsid. Milletini ve memleketini seven adil bir hükümdar.”

İngiliz sefiri Layard: “Çok sevimli, iyi niyetli, nazik ve insani hislerle mücehhez, tebaasının hayrı için elinden gelen her şeyi zevkle yapmaya hazır bir kimse.”

İngiliz sefiri O’Connor: “Avrupa sulhünü muhafaza eden adam.” 

Fransız sefiri Maurice Bompard: “Avrupa’da onun ayarında harici siyaseti bilen bir diplomat yoktur.”

İngiliz bahriye lordu John Fisher: “Avrupa’nın en mahir ve seriülintikal diplomatlarındandır.”

İngiliz tarihçi Joan Haslip: “Tarih bir gün onun daima milletinin saadeti için çalıştığını yazacak.”
 
Evham mı? Tedbir mi?
 
Sultan Abdülhamid, dış politikada daima medeni usulleri kullanmış çok ince ve zekâ mahsulü yollardan hareket etmiştir. Günümüzün en tesirli mücadele vasıtası olan propagandanın ehemmiyetini anlamış, onu, emperyalist ve kolonyalist siyasetlere karşı tecavüz değil, müdafaa maksadıyla en tesirli ve ucuz bir şekilde kullanmaya çalışmıştır.
Geniş topraklar üzerinde nice hesapları boşa çıkarmaya matuf bir beka mücadelesi yapmıştır. Darbeler ve suikastlar, zaten yatkın olan karakterini daha vehimli bir hâle getirmiştir. O şartlarda normal karşılanması gereken, ama bazılarınca çok abartılan bu vehmi, etrafta cereyan eden müthiş siyasi hayat mücadelesiyle yakından alakalıdır. Bu vehim de aslında bir siyaset ve taktiktir. Böylece hasımlarını yanlış istikametlere sevk etmiş, onları hakiki gayesi hususunda çok zaman yanıltmıştır.

Devletin ömrü
 
Siyasette neyi yapabileceğini neyi yapamayacağını bilen şahsiyetli bir yol takip etmiştir. Küçük hesapların ve çevrenin insanı olmamış, ecdadı gibi ulvi maksatlarla hareket etmiştir. Bu sayede nice siyasi tehlikeler, küçük tavizlerle bertaraf edilebilmiştir.

Herkesi söyletip dinler, kendisi bir karar verince de sebat ederdi. Mutlak bir hükümdar olduğu hâlde, müstebid olmadığına, meşveret usulünü hakkıyla tatbik etmesi delalet eder. Sadaretten gelen arzların neredeyse hepsini aynen veya ufak tekliflerle kabul etmiştir. Tecrübeli devlet ve ilim adamlarına, siyasi meseleler hakkındaki fikirlerini havi layihalar hazırlatıp okurdu...

Hataları ve sevaplarıyla devletin ömrünü 30 sene uzattığı, kendisinden sonra 10 yıl içinde koca imparatorluğun çöküşünden bellidir. Zamanında dünyanın 5 büyüklerinden biri olan Osmanlı Devleti, ondan sonraki 10 yıl içinde bir üçüncü dünya ülkesine dönüşmüştür.

İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han’ı İçten Vurdular!
D

<img style="display:inline;margin:0 5px;" src="http://www.turkalemiyiz.com/asil/resim/31a55232bed941f695469cc4561563a3.jpg" alt="resim" align="right" vspace="10" hspace="10" />ış mihrakların yıllarca çalışmaya ve masrafa rağmen alt edemedikleri Abdülhamid Han’ı bu sefer   içeriden yıkma planları…