İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han

Rahim Er 21.09.2024 528
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih dönemlerindeki zaferler kadar kıymetlidir. Konstantiniyye’nin daha doğrusu Şarkî Roma’nın Sevgili Peygamberimizin -aleyhisselam- muştusuyla övülmüş ulu ceddimiz Fatih Sultan Mehmed Han ve o övgüye mazhar olmuş askerleri tarafından alınması ne denli kutlu bir muvaffakiyet ise O’nun elden çıkmasına mâni olan Ulu Hakan(*), Gök Sultan(*) Abdülhamid Han’ın aşağıda zikredeceğimiz hizmet ve muvaffakiyeti de öylesine mübarektir…
 
Hâdise kısaca şöyledir:
 
"31 Mart darbesi"yle 13 Nisan 1909’da tahttan hal edilen Abdülhamid Han, Selanik’e sürgün edilerek burada Yahudi Alatini Biraderlere ait olan Alatini Köşkü’nde mecburî ikamete tâbi tutulmuştu. Beş asırdır Türk yurdu olan Selanik’in cereyan etmekte olan Harb-ı Umûmî sebebiyle Düvel-i Muazzama’nın eline düşme tehlikesi belirince bir İttihad ve Terakkî hey’eti, huzura gelerek vaziyeti, nezaret altındaki devrik Hakan-Halife’ye haber verip, zât-ı şâhânelerini İstanbul’a nakletme mecburiyeti hâsıl olduğunu mahcubiyet içinde arz ederler.
 
Abdülhamid Han ve aile efradıyla beraber Beylerbeyi Sarayı’na getirilir. Yalnızca iki oda tahsis edilir. Bu da alt katlardadır. Önceki Padişahın gazete okumasına dahi müsaade yoktur. Bu esnada I. Dünya Savaşı, olanca şiddetiyle devam etmektedir. Almanya’nın ve O’nun ardında giden İttihad ve Terakkî Hükûmeti’nin vaziyeti iyi değildir. Düşman kuvvetleri yaklaşmaktadır. Şimdi artık, İstanbul da tehlike altındadır. Başkent işgal edilebilir, hatta elden çıkabilir. Bu yüzden Bâb-ı âli’deki Hükûmet müzakereleri neticesinde Payitahtın Anadolu’ya nakline kararına varılır. İttihadcılar, süklüm-püklüm vaziyette yine mahlû; hal edilmiş; devrik Sultanın huzuruna gelirler. Vaziyet yine arz edilir. Duydukları karşısında hiddetlenen Abdülhamid Han, gelenlere kurşun gibi bir cevap verir:
 
-Siz, ne diyorsunuz? Ben, son Bizans imparatoru kadar da mı olamıyorum? Konstantin, Fetih’te teslim olmayıp çarpışa çarpışa surların dibinde öldü! Bana bir tüfek verin, ben, kendimi müdafaa ederim! Ölürüm fakat bir yere gitmem!!!
 
Cevabı alanlar veya Osmanlı şamarını yiyenler, âmirlerinin yanına döndüler ve olanları naklettiler. Hükûmet, bu yiğitlik üzerine fikrinden vazgeçti. Böylece İstanbul, büyük bir felaketten kurtulmuş oldu. O gün, Hükûmet ve memurîn yâni bürokrasi, İstanbul’dan ayrılsaydı bu hareket, taarruz hâlindeki düşman devletleri, cesaretlendirecek, 1453’ü hiçbir zaman hazmetmemiş haçlı dünyası, İstanbul’a doluşacak, ruhî çöküntüye uğrayan halksa "kaç-kaç"ı yaşayarak Anadolu’ya taşınacaktı.
 
Bu kötü manzara, Abdülhamid Han’ın dirâyet, azîm ve kararlılığıyla önlenmiştir. Gerçi on yıla varmadan İstanbul başşehir olmaktan çıkacaktır ama o tasarruf, savaş bittikten yeni hudutlar çizildikten sonraki değişikliktir. İstanbul, o gün düşman eline geçseydi, bir daha geri alınamayacağı gibi başını veren Anadolu da kaybedilebilirdi. Bu sebeple Abdülhamid Han’a "İkinci Fatih" dense yeridir.
 
…..
 
(*) "Ulu Hakan sözü, Necip Fazıl Kısakürek’e; Gök Sultan Sözü, Hüseyin Nihal Atsız’a aittir. Bugün Abdülhamid Han’a hakkını teslim etmek kolay. Devleti 33 yıl ayakta tutan dehâ çapında bu padişaha Fransız Vandal’ı ağzıyla "Kızıl Sultan" diye resmî ve gayriresmî ağızlardan kinler saçılırken bu mütefekkirler devrinde Ulu Hakan, Gök Sultan demek yürek isterdi.
 

Cengiz Aytmatov’un Gülsarı’sı zincirleri koparırken ettiği sehli mümteni denecek güzellikte o sözünü tekrarlama vaktidir:
 
-Bize bu toprakları bırakan ecdada rahmet olsun!..

Âmin.


















İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamid Han
II. Abdülhamid Han'ın Büyük Eseri: Hicaz Demiryolu
I I. Abdülhamid Han, demir yollarını sadece yolcu ve yük taşıyan raylar olarak görmüyordu. Onun nazarında demir yolları; devlet otoritesini güçlendiren, askerî sevkiyatı hızlandıran, ticareti…
II. Abdülhamid Han'ın Büyük Eseri: Hicaz Demiryolu
Sultan Abdülhamid Han
Abdülhamid Han'a Karşı 24 Temmuz “bayram” değil, “darbe”dir; neyi kutluyoruz?
H er 24 Temmuz'da yüzlerce, "Gazeteciler gününüzü ve Basın Bayramınızı tebrik ederiz" mesajı alıyorum. Hem de muhafazakârlardan! Bu gafleti "esefle" karşılıyor ve kahroluyorum! Ya, biz ne zaman…
Abdülhamid Han'a Karşı 24 Temmuz “bayram” değil, “darbe”dir; neyi kutluyoruz?
Sultan Abdülhamid Han
Abdülhamid Han’ın Üzüntüsü: "Eyvah, Rumeli Elden Gitti!’’
O smanlı devletinin son zaman ki valilerinden Mehmed Ali Aynî hatıralarında diyor ki: Uzun seneler devam eden Sırplık, Bulgarlık, Rumluk keşmekeşine İttihat ve Terakki Fırkası Meşrutiyet’in ilânından…
Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamid Han’ın Ehl-i Sünnet Hassasiyeti
S ultan Abdülhamid Han zamanında Lazkiye valisi olan Mehmed Ali Aynî hatıralarında diyor ki: ''Lazkiye’de iken Nusayrîler ile uğraşmak belli başlı işlerimizin arasına girmişti. Sultan II. Abdülhamid…
Sultan Abdülhamid Han
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamid Han
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamid Han
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamid Han
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamid Han
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamid Han
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…