Sultan Hamid’in İslâmî Siyaseti

Prof. Dr. Osman Turan 10.01.2021 1093
A
resim
bdülhamid Han’ın şahsî inânış ve siyasî görüşlerinde İslâmiyet başlıca âmil idi. Osmanlı hükümdarları arasında Hilâfet makamını onun kadar İslâm’ın mihrakı ve İmparatorluğun kudret kaynağı haline getirmeğe çalışan bir padişah yoktur. O Tanzimat ve ilk İttihatçı devirlerinin kozmopolit zihniyetlerine mukabil İmparatorluğun, iç ve dış siyasetini, İslâm esaslarına dayanarak yaşayacağına inanıyordu. 

Avrupa emperyalizmi nasıl Hıristiyan unsurları Devlettin aleyhinde kışkırtıyor idi ise o da bunlara karşı, müstemlekelerinde yaşayan Müslümanları da Hilâfet makamına ve şahsına bağlı kıblegâh ve ümit kaynağı haline getiriyordu. O, Müslüman emir ve reisleri ile yakın münasebetlere girişir; kendilerine ihsanlarda bulunur; camilerine ve dini müessislerine hediyeler ve yardımlar yapardı. Afrika içlerine kadar İslam dünyasının her tarafında hâlâ onun eser, tesir ve hatıralarına rastlanır. Bazı yerlerde, son zamanlara kadar, hutbeler onun adına okunmuştur.

Sultan Hamid Hilâfete bu yüksek mevki ve nüfuzu vermek sayesinde İmparatorluğun hem Cihan-şûmul bu siyasetle hayatiyet kazanacağına ve emperyalizme karşı mukabele edileceğine inanıyor ve hem de bu makamın ve dinî vazifesinin icaplarını yapıyordu.

İslâm dünyasında Türklere karşı beslenen sevgi ve bağlılık, bin yıllık tarihî hâkimiyet ve hizmetlere dayanmakla beraber, onun bu siyâseti ve cihâdı sayesinde bu derece canlanmış ve kuvvetlenmişti. İttihatçılar, Sultan Hamid’ın bu mirasına dayanarak, I. Cihân Harbinde Halife namına bir Cihâd-ı mukaddese ilan edebilmişler idi. Hindistan Müslümanlarının (Pakistanlıların) Balkan, Cihan ve İstiklâl harplerinde, Türkler için yaptıkları unutulmaz fedakârlık ve mücadelelerin kaynağı da bu bağlılık hislerine dayanır.

Bu gün Pakistan milletinin Türklere karşı taşıdığı ve karşılaşılınca izhar ettiği coşkun duygu ve heyecana şahit olanlar bu tarihi mirasın kıymet ve kudretini daha iyi anlarlar. Cumhurreisinin son Pakistan seyahati esnasında, yüz binlerce, kitlelerin heyecanları ve gül çiçeği yağmuru içerisinde şaşırıyordu. Arkadaşlara “bu Pakistanlıların bizi Müslüman kalmağa zorladıklarına” dair bir lâtifeyi yapmaktan da kendimi alamamıştım.

Sultan Hamid Hilâfet siyasetiyle ne derece yükselmiş ve nüfuz kazanmış ise, bununla kendi sukutuna da o nisbetle sebebiyet vermiştir. Bununla beraber o, emperyalist devletlere ve Rusya’ya karşı Alman dostluğu ile bir muvazene siyâsetini de ihmal etmemiş ve Alman imparatoru da, Halifelik nüfuzunu da hesaba katarak, Türk dostluğuna bağlanmıştır. 

Abdülhamid Han yeni devrin milliyet duyguları ve hususiyle büyük devletlerin tahrikleri ile Hıristiyan kavimlerin Devlete sadakâtlerine güvenemiyordu. Bu sebeple O, Tanzimatçı ve İttihatçıların sandıkları gibi bütün yabancı unsurların bir Osmanlı vatan-severliği duygusuna bağlanmaları imkansızlığını anlamıştı. Bu düşünce onun, iç siyasetle de, İslâm birliği fikrini esas yapmasına âmil olmuştu. Bununla beraber o Hıristiyan tebaasını, ecdadına mahsus An’anelere göre, adalet ve şefkatle idare ediyor; çok çeşitli ve ince siyasî tedbirlerle onları kazanmağa ve bağlamağa çalışıyordu.

Dinî birliği esas aldığı için de Müslüman milletler arasında bölücü bir milliyetçiliğe müsaade etmiyordu. Bu, onun Türklük şuur ve gururuna mâni olmuyor; bu sayede milletine daha büyük hizmet ediyordu. Yıldız sarayında münzevi ve zahidane bir hayat sürerek tarihin ve İmparatorluğun ağır yükünü taşırdı. Beynelmilel tedhişçilerin ve Ali Suavi gibi ajan veya maceraperestlerin suikastleri dolayısîyle bazan rahat yatağına da girmezdi.

Saray mensuplarının hayatı da sıkı bir kontrol altında idi. Herkesin dini ve milli kaidelere ve Hanedan’ın vekârına uygun yaşamasını disipline almıştı. Eski saray masraflarına son vermiş; fakat Devletin menfaati için bol paralar ve hediyeler dağıtmaktan çekinmemişti. Avrupa’da karışık kaynaklardan geçinen bir kısm Jön-Türkleri daha üstün ücretlerle satın alarak zararız hale getirirdi. Avrupalı Şarkiyat alimlerine ve ilim cemiyetlerine, kaşiflere (ve mesela Pasteur’e) bol ihsanları ihmal etmezdi. Türkiye’de kurulan birçok ilmi ve hususiyle tıbbı tesisleri onun eseridir.

Halk arasında kendisine izafe olunan “Yedi Evliya” kuvveti, dindar hayatı, İslâmiyeti himayesi ve nihayet dünya siyasetini idare ettiğine dair bir inanış dolayısıyle idi. Mamafih Avrupa’da bile sayesinde Cihan Harbinin çıkmayacağına inanan diplomatlar vardı. Hıristiyan misyonerleri sıkı takip eder; yabancı devletlerin Anadolu’da yeni dini ziyaretgâhlar (Meselâ Antalya’da Aya-Nikola-Noel Baba) ihdaslarına müsaade etmez ve kültür emperalizmi gayretlerinin arkasında yatan tehlikeleri hesap ederdi.

İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak…